Nürnberg’den Görünen Gerçek: Türkiye Artık Dünya Pet Sektörünün Oyuncularından Biri

Nürnberg’den Görünen Gerçek: 
Türkiye Artık Dünya Pet Sektörünün Oyuncularından Biri

Geçtiğimiz hafta Almanya Nürnberg’de düzenlenen Interzoo 2026 fuarındaydım. Dünyanın en büyük pet sektörü organizasyonlarından biri olan bu fuarda Türkiye’den tam 82 firmanın yer aldığını görmek açık söylemek gerekirse gurur vericiydi.

Bir dönem sadece ithalat yapan, yabancı markaların peşinden koşan bir ülke görüntüsündeydik. Bugün ise mama üreten, takviye geliştiren, aksesuar tasarlayan, teknoloji geliştiren, ihracat yapan ve dünya ile rekabet eden bir Türkiye var. Bu çok önemli bir kırılma noktası.

Çünkü pet sektörü artık “küçük bir hobi pazarı” değil.

Bugün dünya pet ekonomisi yüz milyarlarca dolarlık dev bir alan haline geldi. İçinde veteriner sağlık sektörü var, biyoteknoloji var, yapay zeka var, davranış bilimi var, sigorta sistemleri var, lojistik var, medya var, üretim var, e-ticaret var. Yani olay sadece mama satmak değil. Koca bir ekosistemden bahsediyoruz.

Türkiye de artık bu ekosistemin dışında değil.

Nürnberg’de dolaşırken şunu net gördüm: Türk firmaları artık sadece “ucuz üretici” olarak görülmek istemiyor. Marka olmak istiyorlar. Bilim üretmek istiyorlar. Dünyaya açılmak istiyorlar. Ve açık konuşalım, bunun potansiyeli de var.

Ama burada başka bir gerçek daha var.

Bu sektörün büyümesinin temel nedeni sadece ekonomi değil. Toplumdaki hayvan sevgisinin artması.

Türkiye’de artık milyonlarca insan evini kedilerle, köpeklerle paylaşıyor. İnsanlar onların sağlığı için para harcıyor, zaman harcıyor, hayatını düzenliyor. Veteriner hekimlikten pet ürünlerine kadar dev bir ekonomi oluşmuş durumda.

Bugün ülkemizde binlerce insan geçimini bu “sevgi ekonomisinden” sağlıyor.

Veteriner kliniklerinde çalışanlar, petshop çalışanları, üreticiler, fabrika işçileri, grafik tasarımcılar, sosyal medya ekipleri, lojistik firmaları, yazılımcılar, akademisyenler, ihracatçılar…

Hepsi aslında aynı zincirin parçası.

Bu nedenle artık hem sektörün hem de hayvanseverlerin ciddiye alınması gerekiyor.

Çünkü burada küçümsenecek bir topluluk yok. Ekonomik gücü olan, sosyal karşılığı olan, kültürel etkisi olan çok büyük bir yapı var.

Sokak hayvanları konusunda geliştirilen politikalar da, veteriner sağlık sistemleri de, üretim stratejileri de, belediye uygulamaları da artık bu gerçeği görerek şekillenmeli.

Çünkü mesele artık sadece “hayvan” meselesi değil. Bu aynı zamanda ekonomi meselesi, kültür meselesi, vicdan meselesi, toplumsal dönüşüm meselesi.

Ve Nürnberg’de gördüğüm tablo bana şunu düşündürdü:

Türkiye önümüzdeki 10 yılda pet sektöründe dünyanın dikkatle izlediği ülkelerden biri olabilir.

Yeter ki bu alan küçümsenmesin. Yeter ki sektörün önüne ideolojik duvarlar değil vizyon konsun.

Yeter ki insanlarla hayvanlar arasındaki bağı anlayan akıllı politikalar üretilebilsin.

Çünkü geleceğin dünyasında sadece teknoloji büyümeyecek.

Sevgi ekonomisi de büyüyecek.


Dr. Tarkan Özçetin

18/05/2026

Keditörün Önerisi

Sadece Sevgi...

02.02.2021

Shafieva Svetlana Nikolaevna Kırgızistan’da yaşayan bir felinolog... Kırgızistan’daki ...

Kediler Alemi

Kutsal Kedi: Birman

15.03.2022

Tüm dünyada özellikle Avrupa ülkelerinde herkes tarafından bilinen Birman Kedisi, ilk ...

Kediler Müzik Dinler Mi?

28.11.2021

Müzik açıkken, kediler bu durumdan rahatsızlık duyar mı? Ya da müzik onları rahatlatır ...

İyi Cüceler Cafe

03.07.2020

Kitaplar, oyunlar, oyuncaklar çocukların olduğu kadar bizim de birer parçamız... Bu ...

Kedi Zekasını Anlamak

20.05.2021

Geçenlerde 5 yaşındaki bir çocuğa neden kedileri sevdiğini sordum. "Çok tatlılar" diye ...

Baskınlık Problemleri

18.02.2021

Sosyal olarak dengeli bir evde kediler baskınlık ilişkileri geliştirirler. Eğer kediler ...

Hayvan Polisi Geliyor!

03.07.2020

“Çevre, Doğa ve Hayvan Koruma Şube Müdürlüğü”nün kurulması İçişleri Bakanı ...