Şero’nun Durumu İyi, Hayati Riski Yok
29.05.2021Şero'nun ağır hasta olduğu hatta öldüğü söylentilerinin aksine sağlığının iyi olması ...
Kedi denen özgür ve büyülü varlıkla tanışmam, Türkiye'de çocukların henüz sokaklarda serbestçe oynayabildiği yıllarda başladı. Ankara’daki tek katlı evimizin misafiri Hayriye’nin kömür sobasının arkasındaki minderde çıkardığı keyif mırıltıları hala kulağımda…
Hayriye eve canı isterse girer, yine canı istediğinde çıkardı. Onunla ailemizin ilişkisi bir sahiplikten çok, özgür bir birliktelik biçiminde kurgulanmıştı.
Yıllar geçti. Kentin gittikçe ‘çok katlanan’ binalarının gölgesinde kedileri daha az görür olduk. İstanbul’daki gazetecilik yıllarımın başladığı dönemde, en yakın arkadaşım Güler’in kedisi Benek sayesinde yeniden kedilerle buluştum ancak nedenini bilemediğim bir fobim olduğunu da o zaman fark ettim.
Kedilerden korkuyordum! Öyle bir korku ki, Benek dokunmasın diye bacaklarıma battaniye örtüyordum!
Benek, Güler’in ev ve hayat arkadaşıydı. Sabah kahvaltıda onunla zeytin yiyen, gelen misafiri beğenmezse bacağına vuran çılgın Benek'in iki üç gün kaybolması sırasında, Güler'in yaşadığı büyük acı, korkumun yok olmasını sağladığı gibi, kedilerle gerçek anlamda tanışmama da neden oldu.
Şimdiki eşim ve o dönemde erkek arkadaşım olan Tamer'in Amerika'ya gittiği bir yıl süresince bana bıraktığı Van Kedisi’yle birlikte ise tanışma aşamasından yaşama deneyimine geçtim…
Bir gözü mavi bir gözü yeşil ve adı Kedi olan kedim, hayatımda en sevdiğim varlıklardan biri olmuştu. Akıllı, duygulu, sıcacık bir kediydi Kedi Bey. Birlikte 10 yıl geçirdik onunla…
Yaşama 18 yaşındayken veda etti. Vedası bile anlamlıydı. Babası Tamer bir proje nedeniyle Ankara’da çalışıyordu. Kedi Bey ona veda etmek için onun gelmesini bekledi. Tamer’in eve geldiği günün gecesi de onu kaybettik.
O yıllarda bizim de İstanbul’da ‘Adalı yıllarımız’ başlamıştı. Kedimizi Burgazada’daki evimizin bahçesine gömdük. Şimdi onun toprağına diktiğimiz bir ortanca karşılıyor bizi her gün, her mevsim…
Kedoşumun Israrı
Kedi'nin ölümü beni çok sarstığı için hayatımıza bir süre bir kedi almamaya karar vermiştik. Çünkü kedi sahiplenmenin bir ‘heves’ değil, 15–20 yıllık bir sözleşme olduğunu; sevgi, zaman ve sabır anlamına geldiğini artık biliyordum.
Bu direncim bir yıl bile geçmeden, Kedoşumun balkon kapısının camını tırmalamasıyla sona erdi. Bu titrek bacaklı canlı henüz üç ya da dört aylıktı. Anlaşılan annesi artık kendi başının çaresine bakması için onu hayatın içine salmıştı. Bu minicik beden, iki ayak üstüne kalkmış ve ara vermeden camı tırmalıyordu. Yine beyaz, yine çok güzel bir bebek. Önce direndik ama o kararlıydı. Bizi seçmişti. Kaçış yoktu. Kapıyı açtık, geldi ve sanki uzun zamandır orada yaşıyor gibi koltuğa Tamer'e yaslanarak kuruldu.
Kedoşum bugün 12 yaşında ve gözümün nuru. Tabii adada olunca bir kediyle yetinmek, sokakların çaresizliğine ve acımasızlığına direnmek zor. Bugün her biri ayrı bir kişiliğe sahip 9 kedimle birlikte yaşıyorum.
Ponpon ve onun çocukları bizim de ‘karaoğlanlarımız' Tolstoy ile Dostoyevski, yine bir Norveç orman kedisi gibi uzun tüylü olan Gizmo, yeni doğmuş halde bulduğum ve biberonla büyüttüğüm tekir kırması Safiş, kocaman gözleriyle evin en sakin üyesi ‘karakız’ Üzüm, teyze yeğen Şuşu ve Lulu.
Bu dokuz can, geçmişte kediden korkan benim hayatımdaki en önemli varlıklar…
Ada sokaklarından geldiler ve hayatlarımızı zenginleştirdiler. Eve girme şansı bulamayıp, sokakta baktığımız onlarca kediyi de katarak konuşmak gerekli işin aslı.
Ve bir yandan şunu da söyleyeyim, bütün ailemizin yaşamı kedilerle renkleniyor ve anlamlı hale geliyor: Tamer’in Ankara’da yaşayan kız kardeşi Banu’nun Maya ve Olya’sı, kız kardeşim Semra’nın tekir kedisi Tekin’i, yeğenim Bilge’nin sokakta ölümden kurtardığı üç kedisi Yaşar, Miniş ve Kurt Efe’si, abim Turgay’ın Şans’ı ile yeğenim Burcu’nun Şans’ıyla…
Kediler Hayatınızı Değiştirir
Kediler, hayatımıza misafir gibi girmez. Evi, düzeni, rutini yeniden kurarlar. Koltuğun yerini değil ama önceliklerimizi değiştirirler. Sabah telefonun alarmı çalmadan önce mama isteyen seslerle uyanırsınız. Tatil planınızı “onlara kim bakacak” sorusuyla yaparsınız. Veteriner masrafını bütçenin sabit kalemi sayarsınız. Bizim gibi çok kedili insanlara "kedici" diyorlar. Kedici olmak, son yıllarda sosyal medyanın ürettiği bir kimlik gibi sunuluyor.
Sevimli videolar, pencere önünde uyuyan kediler, kahve fincanının yanında kıvrılmış patiler… Mesele bundan ibaret değil. Kedici olmak, bir yaşam tarzı değil; bir sorumluluk biçimi... Bir kediyle yaşamak, gündelik yaşamınızı yeniden organize etmek ve hayatınızın akışına yeni bir yön vermek anlamına da geliyor. Kedilerinizin sağlığını takip etmeye, aşı takvimi oluşturmaya, uygun biçimde beslenmesini sağlamaya, kısırlaştırmaya, sevginizi göstermeye uzanan çok yıllık bir bakım sözleşmesine imza atmak anlamına geliyor.
Adada yaşadığımız için kedilerin varlık mücadelesi sadece ev içi bir mesele de değil. Zor koşullarda hayatta kalma mücadelesine yakından tanık olduğumuz bu canlılar bir süs nesnesi değil, kamusal birer varlık.
Bir kap mama bırakmak insani bir refleks ancak sürdürülebilir çözüm değil. Kontrolsüz üreme, salgın hastalıklar, kötü muamele ve trafik terörü (adada bile) sorunlarını her gün yaşıyoruz. Gerçek kedicilik kısırlaştırma kampanyalarını savunmaktır. Sahiplendirme için çaba göstermektir. Belediyelerin bu savunmasız ve yaşam alanları ellerinden alınmış canlılara bütçe ayırmasını talep etmektir. Barınakların şeffaflığını sorgulamaktır.
Hayvan hakları tartışması, duygusal bir alan değil; hukuki ve idari bir alandır. Yerel yönetimlerin sorumluluğu, merkezi idarenin düzenlemeleri ve uygulamadaki denetim eksiklikleri konuşulmadan bu ‘sevgi’ eksik kalır.
Bir toplumun hayvanlara bakışı, güçle kurduğu ilişkiyi de gösterir. Savunmasız bu canlılara yönelen şiddet cezasız kaldığında, yalnızca hayvanları değil, kamusal vicdan da örselenir.
Satın almadan sahiplenmek!
Son yıllarda ‘cins kedi ticareti’ büyüdü. Sosyal medyanın yapay estetik anlayışı, canlıları birer metaya dönüştürdü. Oysa üretim çiftliklerinde sağlıksız koşullarda çoğaltılan hayvanların dramı hikayenin görünmez yüzünü oluşturuyor. Bu yüzden, gerçek bir ‘kedici’ olmak, bence satın alma davranışını reddetmeyi gerekli kılıyor.
Sokaktan, barınaktan, terk edilmiş bir canlıyı ‘hayata döndürmekten’ yana tavır almayı, mikroçip taktırmayı, aşı yaptırmayı, sorumluluk zincirinin parçası olmayı gerektiriyor.
Kent hakkı ve birlikte yaşam
Kediler yaşadığım kent olan İstanbul’un hafızasında yüzyıllardır yer tutuyor. Camii avlularında, han avlularında, liman kenarlarında, dükkan önlerinde içlerinde yaşıyorlar. Onları ‘fazlalık’ gibi görmek, kent kültürünü eksiltmek anlamı da taşıyor. Kedici olmak, yüksek sesli bir duygusallık değil, sessiz bir sorumluluk hali. Bir canlının yaşam hakkını savunurken, aslında toplumun şiddetle arasına da mesafe koyarsınız.
Evinizdeki kediye gösterdiğiniz özen ile sokaktaki kediye yönelik kamusal politikalar arasında kopukluk varsa, orada eksik bir vicdan vardır. Aynı şey köpekler ve elbette diğer tüm canlılar için de geçerli…
Bu yüzden yaşadığımız alanda bu düşünceleri yüksek sesle dile getirmeyi sürdüreceğiz. Evdeki ve sokaktaki kedilerimizle birlikte biz onların insanları olarak, onların hayatlarından çaldığımız şeyleri elimizden geldiği kadar telafi etmeye çalışacağız. Biz bu zorlu ama keyifli birlikteliği sürdürmekten mutluyuz. Herkese tavsiye ederiz…
Jale ÖZGENTÜRK
Şero'nun ağır hasta olduğu hatta öldüğü söylentilerinin aksine sağlığının iyi olması ...
Hayvanlar, insan türü için çok önemli canlılardır. Gerek bizlere can yoldaşı gerekse gıda ...
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den hediye olarak alınan Sibirya kedisine sahip olan ...
‘Türkiye Gençlik Araştırması’ gençlerin değerlere bakış açısını ortaya koydu. Buna ...
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinde Sanal Gerçeklik Laboratuvarı oluşturuldu. ...
Kedi evlat edindiğinizde ilk olarak “kedimin ismini ne koymalıyım?” sorusu akla gelir. Size ...
Kahramanmaraş merkezli 10 ilde etkili olan 7,7 ve 7,6 büyüklüklerindeki depremler sonrasında ...
Freddie Mercury, 5 Eylül 1946’da Zanzibar’da dünyaya geldi. Gerçek adı Farrokh ...
Yunanistan'daki hayvan hakları savunucuları Türkiye'de yol arkadaşlarının yürüttükleri ...
Kediler çoğunlukla huzurlu olduklarında mırlasalar da araştırmalar yaralandıklarında veya ...
Sosyal medyaya düşen ve hızla yayılan maymuna benzer kedi birkaç günde 50 binden fazla yorum ...
‘Türkiye Gençlik Araştırması’ gençlerin değerlere bakış açısını ortaya koydu. Buna ...
Kediler de tıpkı insanlar gibi dönem dönem bazı hastalıklar geçirebilir. Bunu fark etmek biz ...
Londra Manchester seferini yapacak hızlı trendeki kedi tüm yetkililere heyecanlı anlar ...
Yeryüzündeki bütün hayvanlar gibi kediler de diyafram nefesi ile solurlar. Ömrümüzün ilk ...
Uzakdoğu’nun en gelişmiş, en zengin ve en kalabalık kentlerinden birisi başkent Bangkok. ...
İzmir’deki 6.9 büyüklüğündeki depremde Bayraklı ilçesinde bulunan Karagül ...
Veteriner hekimlik, hayal edemeyeceğimiz sayıda tür canlıyla iletişim kuran bir meslektir. ...
Antalya Bilim Merkezi'nde robotik kodlama ile programlanan robot NAO, 'Gel, pisi pisi' diyerek ...
Düzce Belediyesi, tüm tedavileri ve aşılarının yapılması noktasında önemli bir misyon ...
Bazı kediler doğuştan, bazıları ise sonradan bir kaza veya travma sonucu meydana gelen ...
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin sokak köpeklerine ...
Kediler rahat ve özgür olmadıkları ortamda yaşamak istemezler. Bu sebeple kedinizin yanınıza ...
ABD'deki Johns Hopkins Hastanesi'nde görevli bilim insanı Robert Yolken liderliğinde yapılan ...
Tüm kediciler, evcil dostların ailenin bir parçası olduğunu bilir. Ancak ...
Dünya üzerinde 34 değişik ırktan 500 milyondan fazla evcil kedi bulunmaktadır. Her ...
Sanatın merkezi Paris sokaklarında gezerken kara bir kediye rastlarsanız o; Le C’hat ...
Sosyal medyada son günlerde dolaşan bir iddia, birçok hayvanseverin içini umutla ...
Kahramanmaraş merkezli, 6 Şubat'taki depremlerden etkilenen Hatay'ın Antakya ilçesinde arama ...
1-Yaprak ve kuru meyvelerinden yapılan çay ishal giderici özellik taşımaktadır. 2-Yaban ...
“Bob Adında Bir Sokak Kedisi” (A Street Cat Named Bob) adlı kitabın baş kahramanı sarman ...
Gün geçmiyor ki medyada kedi köpeklerin Covid 19’u insanlara bulaştırdıklarını iddia eden ...
Rahmi Koç’un direktifiyle start alan VetAmerikan Hayvan Hastanesi’nin Kurucu Direktörü Azmi ...