YENİLER >

Kediler ve Hekimleri - Emek Ekşi

Kediler ve Hekimleri - Emek Ekşi

Veteriner hekimlik, hayal edemeyeceğimiz sayıda tür canlıyla iletişim kuran bir meslektir. Camekânlı kapının gıcırtılı sesinin ardından hangi muhteşem yaradılışlı varlığın ziyaretimize gelmiş olabileceğini tatlı bir heyecanla tahmin etmeye çalışırız. Sabırsızca yeri pataklayarak koşan ve gürültülü soluk alışverişinden misafirimizin köpek olduğunu hemen o ilk saniyelerin içinde anlarız. Sahibini, garip ve yeni kokuların geldiği bu mekana bir an önce sürüklemeye çalışan meraklı, tüylü dostumuzla tanışır, onu gözlemler ve derdinin ne olduğunu, nasıl yardımcı olabileceğimizi hemen tahlile başlarız.

Bir hemogram tüpü ve enjektörle yanına yaklaşıp ona vücudundaki kimyasal değişimleri analiz etmemiz gerektiğini güven verici bir sesle ne kadar iyi anlatmaya çalışsak da o bize değil, o sırada sahibinin gözlerinin içine bakar ve ondan komut bekler. “Isırayım mı? Bekleyeyim mi? Tamam… Şimdi de mi bekleyeyim? Peki, sen öyle diyorsan, vardır bir bildiğin…” Canı ne kadar yanıyor olsa da ve ona bütün bunları neden yaptığımız konusunda en ufak bir fikir bile elde edemese de sahibini takip eder. Tabi ki istisnai durumlar meydana gelmiyor değildir. Fakat istisnalar kaideyi bozmaz.

Bazen küçücük bir kutunun içinde telaşla tıkırdayan, şakıyan bir can gelir. İnce küçük, kırılgan kanatlarını iki yana açarak eklemlerini kontrol eder; kursağını, minik vücudunu muayene ederek iştahsızlığını ve bu açlığın vücuduna yapmış olduğu harabiyetin derecesini belirlemeye çalışırız. Değişen vücut boyutlarına sahip olsalar da kuşların hepsi aynı korkuyu yaşar tıpkı hepimizin bilinmezliğe karşı duyumsadığı gibi… Bir şahin de minik gözlerini muhabbet kuşu gibi yumar, kalplerinin atışını parmaklarınızın altında hissedebilirsiniz. Bu denli küçük ve hızla çarpan bir yüreği daha fazla korkutmamak için onunla tatlı tatlı konuşarak güven vermeye çalışırız.

Tavşanlar, hamsterlar, kaplumbağalar, bukalemun ve tavuklar buraya sıralamakla bitmeyecek uzun bir liste oluşur hasta çevremiz açısından. Yabani ve evcil hayvanların her biri özel ve kendine has yaşam biçimlerine ve karakterlere sahiptir. Tüm bu tür açısından zengin topluluğun içinde kedileri özel bir yere yerleştiririm. Ve onların bütün insanlıkla farklı bir şekilde iletişim kurduğuna inanırım.

İtaat mi? O da ne? Hayır, bir kedi daima önce kendinden ve sezgilerinden emindir. Siz, yanında duran, güven verici bir dostsunuzdur, emirler aldığı komutan değil. Bu sebeple bir kedinin güvenini kazanmak büyük bir iştir. Bu mesafeliymiş gibi görünen ilişkinin anlatmak istediği başka bir nokta gizlidir aslında. Belki de insanlara, her şey üzerinde egemenlik kuramayacaklarını; doğanın binlerce canlısıyla dönen, hareket eden dev bir organizasyon olduğunu ve buna har daim müdahale etmek istemelerinin anlamsızlığını anlatmaya çalışan birer mucizevi hatırlatıcılardır.

Kedi gibi yönetilmeyi reddeden ve aynı zamanda insanın en yakın dostu, canı olabilen bir hayvan türüne pek az rastlanılır. Kurulan arkadaşlık bağında gizemli bir güç sezilir. Bunu hem kedi hem de dostu hisseder. Birbirlerinin sınırlarına saygılı ve aynı zamanda “güven” denilen güçle birbirine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Dünyayı tamamen farklı algılayan ve gören bu iki canlı göz göze geldiğinde etraftaki her şey tek bir şekil ve duyuma dönüşür. İkisi o anda kelimelerin yetmediği durumları aşarak, ışık hızında gerçekleşen bir anlayışla anlatılanı kavrarlar. Bu gerçekten her kedi dostunun deneyimlediği çok hoş bir histir.

Kediler de deneyimler mi bunu? Ve deneyimliyorlarsa nasıl anlayabiliriz? İşte hekimler ve kedileri arasındaki geçen küçük kısa iletişimlerden yansıyanlar… Muayene masasında bilinmezlikle savaşan minik dostumuzun bize güvenmesi için elbette ki biraz zaman gereklidir. Taşıma kutusunun içindeki zeki ve asil canlımıza yaklaşırken çektiği acıyı derinden duyumsar ve onu sakinleştirerek, muayene etmemize müsaade etmesi için çabalarız. İşte bu noktada, birinin baskısı altına girmeyen ve kendi içgüdüleriyle hareket eden dostlarımızı ikna etmek epey güç olur. Tüm bu karmaşıklığın içinde onu anlamak, ona nasıl yaklaşacağımıza yardımcı olur. Vücudunda anlamlandıramadığı çeşitli ağrılar ve acılarla kıvranan dostumuzun tek gördüğü şey, ağrıyan noktalarına dokunan, ağzını açan, soğuk bir demir parçasını(biz insanlar ona kendi dilimizde “steteskop” deriz) göğsüne yapıştırıp duran kocaman beyaz önlüklü değişik, farklı kokulu bir insandır. Yani, yabancıdır… İşte bu noktada sakin enerjili bir ruh hali, yumuşak bir ses tonu hastamızın bize karşı ördüğü duvarları yıkmada ve ona ulaşmada bize çok yardımcı olur.

Kedinin aradığı, iyi bir enerji ve samimi bir yaklaşımdır. Bir canlıya güvenini ancak bu şekilde hediye edebilir. Samimiyet, hepimiz için içi ısıtan, doğru bir iletişim kurmamıza yardımcı olan önemli bir adım değil de nedir?

İşte o camekanlı kapıdan ne zaman bir kedi girse, hekim evrenle derin bir iletişime geçeceğini hisseder. Bir anlığına “insanın dünyası” dev, karmaşık canlılarıyla dönen bir gezegen haline gelir. Bütün bunları, kedide kazanmaya çalıştığımız güven arayışı başlatır. Hekim yavaşça çözümler kediyi, empati kurar ve türlü dil dökmelerle kalbini çalmaya çalışır. Kedi dinler hekimini. Acısı vardır. Bir his dolaşır içinde. Bu tatlı, melodik sese güvenmesine dair. Sanki acısını dindireceğine yönelik bir çağrıdır bu. Kedi dilinden hiç anlamasa da bu yabancı, imgelerin dünyasında, zihninde bir resim yaratmayı başarmıştır. Bu resim sağlığın izdüşümüdür. Sağlık nasıl resmedilir pek emin değilim ama bunu hepimiz hissederiz. Kedide duyumsar o noktada. Gözlerine bakan koca canlıya bakar, iyiliğe dair bir ümit belirir ruhunda. Ve az da olsa ona müsaade eder, müdahale edilmekten hiç hoşlanmasa da…

Kediler ve hekimleri… Bu ikisi biraz zor anlaşsa da bir noktada duvarlar yıkılır, aradaki mesafeler kapanır. Her iki canlı samimiyetle birbirine yaklaşır ve kurdukları güçlü bağın ışıltısıyla evrenin o koca koca yıldızlarının arasına katılırlar…

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER