Bir Çocuğu Kaybettik… Şimdi Hedefte Milyonlarca Kedi Var

Bir Çocuğu Kaybettik… 
Şimdi Hedefte Milyonlarca Kedi Var

Diyarbakır’daki acı kaybın ardından, cevaplanmamış bilimsel sorulara rağmen kediler yeniden kuduzun sorumlusu ilan ediliyor.

Diyarbakır’da kuduz tanısıyla yoğun bakımda tedavi edilen küçük kız çocuğunun yaşamını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim.

Öncelikle ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Bir çocuğun yaşamını kaybettiği yerde ilk söylenecek söz budur.

Ancak bu acı haberin hemen ardından sosyal medyada kedilere yönelik başlayan kampanyayı da kaygıyla izliyorum.

Bir çocuğun ölümünü, Türkiye’deki milyonlarca kediyi toplum sağlığı tehdidi gibi göstermek için kullanmak ne bilimseldir ne de vicdanlıdır.

Diyarbakır’daki vaka hakkında ilk günden beri aynı şeyi söylüyorum:

Çocukta kuduz hastalığının laboratuvar olarak doğrulanması başka, hastalığın dört ay önce temas ettiği belirtilen kediden bulaştığının bilimsel olarak ortaya konulması başka bir şeydir.

Çocuğumuzu maalesef kaybettik.

Ama bu acı kayıp, daha önce sorduğumuz bilimsel soruların cevabı değildir.

Üstelik bugün bile olayın en temel bilgileri konusunda haberler birbirini tutmuyor. Anadolu Ajansı ve Valilik açıklamasına dayanan haberlerde çocuk 3 yaşında ve bir kedi tarafından tırmalanmış olarak aktarılıyor. İhlas Haber Ajansı kaynaklı haberlerde ise çocuk 4 yaşında ve bir sokak kedisi tarafından dudağından ısırılmış olarak anlatılıyor.

Bunlar önemsiz ayrıntılar değildir.

Kuduz söz konusu olduğunda yaş, temasın ısırık mı tırmalama mı olduğu, yaranın yeri, temasın zamanı ve niteliği epidemiyolojik açıdan önemlidir.

Dolayısıyla daha önce sorduğum soruları bugün de soruyorum:

Çocuk 3 yaşında mıydı, 4 yaşında mıydı?

Isırıldı mı, tırmalandı mı?

Gerçekten dudağından mı yaralandı?

Temasın gerçekleştiği tarihte bu olayı belgeleyen bir sağlık kaydı var mı?

Söz konusu kedi bulundu mu?

Kedi gözlem altına alındı mı?

Kediden herhangi bir numune alındı mı?

Kedide kuduz laboratuvar olarak gösterildi mi?

Ve çocuğun kuduz tanısında hangi numunenin, hangi yöntemle, hangi referans laboratuvarında pozitif bulunduğu kamuoyuyla neden ayrıntılı biçimde paylaşılmıyor?

Bunları sormak kuduzu inkâr etmek değildir.

Tam tersine, kuduz gibi ölümcül bir zoonozu ciddiye almaktır.

Kuduzla mücadele tavizsiz yapılmalıdır. Şüpheli hayvan temasından sonra insanlar hiç vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Temas sonrası koruyucu uygulamalar hayat kurtarır.

Ama bilim bize başka bir şeyi de söylüyor:

Bir kedi nadir de olsa kuduz olabilir. Ancak bundan bütün kedilerin toplum sağlığı tehdidi olduğu sonucu çıkmaz.

Dünya Sağlık Örgütü, dünyadaki insan kuduzu vakalarının %99’una kadarının köpek kaynaklı olduğunu bildiriyor. Kedilerden insanlara kuduz bulaşı mümkündür, fakat çok düşük olasılıktır.

Dolayısıyla bugün yapılması gereken, küçük bir çocuğun ölümünün yarattığı haklı üzüntü ve korkuyu kullanarak kedileri hedef göstermek değildir.

Yapılması gereken bu vakanın gerçek bulaş zincirini bütün bilimsel ayrıntılarıyla ortaya çıkarmaktır.

Üstelik çocuğun cenazesinin otopsi amacıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildiği bildiriliyor. Bilimsel incelemeler henüz devam ederken, sosyal medyanın; daha doğrusu, organize olduğunu düşündüğüm trol hesapların çoktan hükmünü vermiş olması başlı başına düşündürücüdür.

Ben ısrarla aynı yerde duruyorum:

Çocuğun ölümü gerçektir. Acımız gerçektir. Kuduz tehlikesi gerçektir.

Ama kanıtlanmamış bir bulaş kaynağını kesin gerçekmiş gibi kabul edip bunun üzerinden milyonlarca kediyi hedef göstermek de doğru değildir.

Son günlerde kediler üzerinden oluşturulan dili ve atmosferi dikkatle izlediğimi söylemiştim.

Bugün neden endişelendiğimi daha iyi görüyorum.

Bu ülkenin kuduzla mücadele etmesi gerekiyor.

Ama aynı ülkenin, korkunun ve öfkenin bilimsel gerçeklerin önüne geçmesine de izin vermemesi gerekiyor.

Küçük kızımıza Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum.

Ve bir kez daha söylüyorum:

Çocuklarımızı kuduzdan koruyalım.

Kedilerimizi de korkunun hedefi olmaktan koruyalım.


Dr. Tarkan Özçetin

Veteriner Hekim

31/08/2026

Keditörün Önerisi

Bin Yıllık Kedi Mumyası

29.03.2022

Tarihi kültürel zenginlikleriyle Kapadokya'ya açılan kapı olan ve Orta Anadolu ve ...

Kediler Alemi

Kedi Dili Ve Edebiyatı

03.06.2023

Ailemizin biricik yaramaz çocuğunun bizlere öğrettiği ne çok şey var aslında. Her biri ...

Kediniz Size Aşık Mı?

24.10.2021

Kediler, özgür canlılardır; sadece canları istediğinde yanınıza gelip kendilerini ...

Kedi Kitabevi

06.05.2020

Kedi Kitabevi, kapıdan giren herkesin dikkatini çeken ‘okur dostlar grubu’nun yeni üyesi ...

İmza: Pati!

13.06.2023

Kedilerin yumuş yumuş olan patileri sadece sevimli değil aynı zamanda onların en hassas ...