YENİLER >

“Kediler dosttur. Öyle nankör diyorlar ama bence hiç alakası yok...” - M. Barış Özer

“Kedim olmadan asla” diyen insanlar vardır. Hayatlarında öncelikler sıralamasında kedileri hep “ilk” sıralarda yer alır... İşte onlardan biri Kedici’nin bu sayıda konuğu oldu. Tiyatrocu Ayşegül Akdemir ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Sizi tanıyabilir miyiz? Ayşegül AKDEMİR: İstanbul doğumluyum. Bir süre Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale bölümünde okuduktan sonra, baleye devam ettim. Tiyatroya Müjdat Gezen Sanat Merkezi Aktör Stüdyo’da başladım ve Ayla Algan ile tiyatro beden dili ve plastik makyaj eğitimi aldım. Yedi sene önce Beşiktaş Kültür Merkezinin (BKM) açtığı sınavla atölye oyuncuları arasına katıldım. BKM  Mutfak olarak yayına ne zaman başladınız? A.A: 4 sezon önce başladı, 2007 yılında. Üç yıl boyunca eğitim mi aldınız? A.A: Evet. BKM Mutfak olarak yoğun bir eğitim süreci geçirdik.

Ailenizle mi yaşıyorsunuz? A.A: Ailem ve kedim Duman, birlikte yaşıyoruz.

Kedinizle nasıl tanıştınız, nasıl aileden biri oldu? A.A: On sene oldu tanışalı. Bana geldiğinde iki aylıktı. Bir arkadaşımın doğum günü hediyesi olarak geldi. Çok istiyordum zaten. Sokakta gördüğüm her hayvanı eve alıp besleyesim vardı fakat sürekli sorunlar oldu ve hiçbirini besleyemedim. Artık bu kediyi beslemeliyim diye düşündüm. On yıldır birlikteyiz.

Genel olarak kediler hakkında ne düşünüyorsunuz? A.A: Kediler dosttur. Öyle nankör diyorlar ama bence hiç alakası yok. İnsanın üzüntülü ya da neşeli olduğu anı hissediyor. Hasta olduğunda hiç sana yaklaşmıyor. Sıkıntılı anınızda gelir sizi yalar, sıkıntınızı almaya çalışır. İnce ruhludur, düşüncelidir.

Peki sizin kediniz bu tarife uyuyor mu? A.A: Hayır, benim kedim çok agresiftir.

BKM Mutfak ekibinde sizden başka kedisi olan ve kedilere düşkün oyuncular var mı? A.A: Hayır. Köpek besleyenler var ama kedi besleyen yok. Pelin Öztekin’in ve Murat Eken’in köpeği var.

Kediniz ile sizin ortak sahip olduğunuz karakter özellikleriniz var mı? A.A: Ben hayvanların sahiplerine çok benzediğini düşünürüm. Yalnızca kedi için değil, tüm hayvanlar için böyle bence. Önceleri kedim bana benzerdi. Sakin, insanlara karşı mesafeli hele ki eve gelen misafirlere daha mesafeliydi. Başlarda ablam kedimden çok korkardı ve kedim onunla samimi oldukça onun huyunu almaya başladı. Çok değişken bir huy yapısına sahip...

Peki Duman, misafirperver midir acaba? A.A: Hiç değil. “Burası benim evimse kimse bu alana giremez” davranışları yapar

Duman, BKM Mutfak Ekibinde yer alsaydı sizce kimin yerine oynardı?

A.A: Kimin yerine oynardı? Herkesin yerinde olabilirdi aslında. Bende de diğer arkadaşlarımda da biraz agresiflik olduğu için herkesin yerine oynayabilirdi.

Bir kedici olarak kedisi olmayan okuyucularımıza ne önerirsiniz?

A.A: Her şeyden önce hayvanları sevmeseler bile lütfen kötü davranmasınlar. Bolluca’da yaşananları düşünüce bütün insanların hayvanlara yardım etmesi gerektiğini inanıyorum.

Örneğin arabamın bagajında mama bulunduruyorum. Sokakta yardıma muhtaç kedi olsun, köpek olsun gördüğüm her hayvana yardım etmeye çalışıyorum. Sevmiyor olmak başka bir şey ama kötü davranmak apayrı bir şey. Ayrıca kimse bakamayacağı kedi ya da köpeği almasın. Yazık onların da psikolojisi bozuluyor. Eve alışıyor sonra sokakta buluyor kendisini.

Hayvanlara yardım eden sivil toplum örgütleri içerisinde üyesi olduğunuz bir oluşum var mı?

A.A: Şu an yok ama Bolluca’ya yardım ediyorum. Zaten twitter da da retweet ettim. Dayanamıyorum hayvanların aç kalmasına. Bir kap su projesini yaz kış yapmak gerekiyor.

Kediniz sizi kıskanır mı?

A.A: Bir kediyi sevsem ve eve gelsem Duman hemen kokuyu alır ve parçalar beni. Beni paylaşamaz. Kedim  ama erkek kedilerden ve insanlardan nefret ediyor.

Peki hayatınızda Duman olmasa?

A.A: Çocukluğumdan beri hep hayvanım olmuştur benim. O bir dost, o bir arkadaş bize. Evin bir bireyi olarak görüyoruz onu. Gözümüz gibi bakıyoruz ona. Özellikle Veteriner hekimi çok ilgileniyor onunla çocukluğundan beri. Ölümden döndürdü kedimi hatta. O olmasaydı çok üzülürdüm....

Bugün eve gittiğinizde Duman’ın evde olmadığını görseniz  ne yaparsınız? A.A: Önceleri bahçeli bir evde oturuyorduk. Oradayken alıp başını gidiyordu. Özgür kediydi o zamanlar. Sokağa ilk çıktığında iki gün eve gelmedi. O zaman bayağı delirmiştik. Bütün arabaların altına baktık. Tüm siteyi aradık, bakmadığımız yer kalmadı ama bulamadık. Hatta ararken “Ahh kaçtı evi bulamayacak. Ne yapar yalnız başına?” diye ağlıyordum. Sonra kendisi hiçbir şey olmamış gibi geri geldi. Biraz maceracı olduğu için “zevk” için kaçıyor bence.

Bir arkadaşınızla kediniz arasında kalsanız tercihiniz? A.A: Kedimden yana kullanırdım. (Ayşegül Hanım bu cevabı verirken yüzünde en ufak bir tereddüt yoktu ve bir nefeste verdi bu cevabı.)

Bir kedi olsaydınız, nasıl bir kedi olurdunuz? A.A: Sarı bir kedi olurdum. Benim ki gri beyaz ama ben sarı bir kedi olurdum. Uysal olurdum herhalde. Yabani olmazdım kedim gibi. Daha sevecen olurdum.

Teşekkürler...


Fotoğraflar: Ceylan Sami & Oğuzhan Dağlı