YENİLER >

Kedilerin Anavatanı Anadolu – S. Tarkan Özçetin

Ankara ve Van kedileri tüm dünyaca tanınan ve sevilen kedi ırklarıdır. Dünyada birçok insan Türkiye’nin başkenti Ankara olduğunu bilmez ama Angora Cat denildiğinde hemen hatırlayacaklardır. Keza birçok yabancı Van’ın Türkiye’de bir şehir olduğunu bile bilmezken bir kedi ırkı olduğunu bilir.

Neden? Çünkü bu ulusal kedi ırklarımız adını aldıkları şehirlerden çok daha fazla tanınır ve sevilirler. Bu ırkların adlarını bile bizim koyduğumuz şüphelidir. Bizim hiçbir çabamız olmadan dünyaca meşhur iki kedi ırkımız oluyor.

Peki bu bir tesadüf mü?

Tabii ki hayır.

Bu durumun açıklanabilir bir gerekçesi olmalı. Dünyanın birçok yerinde kediler var, niye bizde bu kadar ilgisizliğe rağmen bu ırklar tanınıyor. Cevap aslında çok basit. Bu ırklar bilinen en eski doğal ırklardır.

Ankara kedisinin tarihi 17.yüzyıla kadar dayanıyor. İtalyan seyyah ilk örnekleri Anadolu’dan bu yüzyılda alıp ülkesine götürüyor. Sonrasında İtalya’dan Fransa’ya oradan da Fransız Sarayı Versailles’de Kraliçe Marie Antoinette’nin kucağına. İşte hikâye böyle başlıyor. Peki İtalyan seyyah Pietro Della Valle niye bu kedileri alıyor. Onun ülkesinde kedi yok mu? Tabiî ki var ama bizimkiler kadar güzel değil. Avrupa’da doğal olarak uzun tüylü kedi ırkı yoktur. Tüm uzun tüylü kedilerin orijini Anadolu’dur. Ayrıca giden kedilerin en önemli özellikleri de beyaz olmalarıdır. Bu onların alışkın olmadıkları bizim umursamadığımız bir özelliktir. Onun için adamcağız o zamanın şartlarında kedileri Anadolu’dan yüklenip ta İtalyalara kadar götürüyor. Sonrasında Fransa’da kraliçenin de katkısı ile Ankara kedisi sahibi olmak bir statü sembolü oluyor. Burada ilk beyaz kürklü kedi ırkının Ankara kedisi olduğu sonucunu çıkarmak zor olmasa gerek. Beyaz renk kutuplar dışında doğal değildir. Bir ırkta beyaz renklerin ortaya çıkması ve ölmeden verimli döller verebilmesi demek, o ırkın uzun süredir insan eliyle bakılıp büyütüldüğü anlamına gelir.

Genel olarak bilinen, kedinin ilk Mısır’da evcilleştirildiği oradan dünyaya yayıldığı şeklindedir. Tamam, Mısırlılar kediyi tanrı yapmışlar, sevmiş korumuşlar ama bu ilk evcilleştirdikleri manasına gelmez. Bu şekilde düşünülecek olursa Hindistan’da sığırın ilk evcilleştirildiği yer olduğu sonucu doğar ki sığır Hindistan’da değil, tarımın ilk başladığı Anadolu topraklarını da içine alan Kuzey Mezopotamya’da evcilleştirilmiştir. İşte kedilerde ilk olarak bu bölgede Sümerler tarafından evcilleştirilmiştir. Dünya’da konusunda tek olan Ankara Kedileri üzerine yaptığım doktora çalışmamın sonuçlarından bir tanesi de bu olmuştur. Kediyi ilk evcilleştiren kavim Mısırlılar değil Sümerler, yer de Anadolu’yu da kapsayan Kuzey Mezopotamya’dır. Yazıyı ilk bulan kavim olan Sümerlerin tabletlerindeki atasözlerine dayandırdığım Tübitak destekli doktora tezi, o zaman hocalarımca pek ciddiye alınmasa da bunu ortaya attıktan (Tübitak VHAG-1428 tarih: 2001) tam 7 yıl sonra 2008’de Davis’teki Kaliforniya Üniversitesi kedi genetiği uzmanı Leslie A. Lyons adlı bir araştırmacı benim tezimi genlere dayandırarak desteklemiştir. Benim tüm çabama rağmen, aynı görüş bizim basından ilgi görmezken ABD’li meslektaşımın bildirisi ta oralardan haber yapıldı. Gecikmeli de olsa tezimin doğruluğunun hocalarımca da teyit edilmesi beni memnun etti.

Bunları niye anlatıyorum, geçen sayıda fotoğraf yarışmasından bahsetmiştik. Adının da İstanbul 2010 Avrupa Kedi Başkenti Fotoğraf Yarışması diye koymuştuk. Buna İstanbul dışından birçok kediciden olumsuz tepki geldi. Yarışma niye İstanbul’la sınırlı kaldı diye. Haksız da sayılmazlardı. Doğrusu bu yarışmanın tüm Türkiye’yi kapsaması idi. İşte yukarıdaki bilgilerin ışığında fotoğraf yarışmamızın yeni sloganı: Kedilerin ana vatanı Anadolu Fotoğraf Yarışması. Haydi tüm kediciler kedilerin ana vatanı Türkiye’nin her yerinden, her şehrinden, kasabasından, köyünden kedi fotoğraflarınızı bekliyoruz…

Kedici sevgi ve saygılarımla…