IRIS 2026: Kreatinin Düzelmiş Olabilir… Peki Kedi Nasıl? Hipertansiyon, Anemi ve Yaşam Kalitesi

IRIS 2026: Kreatinin Düzelmiş Olabilir… Peki Kedi Nasıl?
Hipertansiyon, Anemi ve Yaşam Kalitesi

Kedilerde kronik böbrek hastalığını konuşurken çoğu zaman birkaç rakamın etrafında dönüp duruyoruz: Kreatinin kaç? SDMA yükselmiş mi? Fosfor ne durumda? İdrar yoğunluğu nasıl? Bunların hepsi elbette önemli. Ama otuz yılı aşkın süredir böbrek hastası kedilerle çalışan bir veteriner hekim olarak şunu çok net söyleyebilirim: Kronik böbrek hastalığı yalnızca böbreğin hastalığı değildir. Bir süre sonra birçok organın hastalığı haline gelir.

IRIS 2026 güncellemesinin bana göre önemli mesajlarından biri de tam olarak burada yatıyor. Önceki yazılarımda erken tanıyı, SDMA’yı, FGF-23’ü ve fosfor metabolizmasını konuşmuştuk. Şimdi biraz laboratuvar verilerinden başımızı kaldırıp kedinin kendisine bakalım. Çünkü kronik böbrek hastalığı ilerledikçe karşımıza iki önemli sorun daha çıkıyor: sistemik hipertansiyon, yani yüksek kan basıncı ve anemi, yani kansızlık. IRIS 2026 özellikle anemi yönetimini daha belirgin hale getiriyor; hipertansiyon değerlendirmesinde de kan basıncının şiddetine göre izlem zamanlarını daha açık biçimde tanımlıyor.

Sessiz tehlike: Hipertansiyon

Yüksek tansiyon kedilerde biraz nankör bir hastalık. İnsanlarda baş ağrısı, çarpıntı veya başka şikayetler olabilirken kediler ise bize hiçbir şey söylemez, daha doğrusu söyleyemez. Yüksek kan basıncı uzun süre fark edilmeden devam edebilir ve biz veteriner hekimler bazen sorunu ancak hedef organlardan biri zarar gördüğünde fark ederiz.

IRIS, kronik böbrek hastalığı olan bütün kedilerde kan basıncının ölçülmesini öneriyor. Çünkü hipertansiyon hastalığın herhangi bir evresinde karşımıza çıkabiliyor. Üstelik mesele yalnızca böbrek değil. Yüksek kan basıncı gözleri, beyni, kalbi ve yine böbreğin kendisini etkileyebiliyor. Hipertansif retinopati, göz içi kanama veya retina dekolmanı nedeniyle bir kedinin aniden görmesini kaybetmesi, ne yazık ki bazen hipertansiyonun ilk fark edilen belirtisi olabiliyor. Beyinde halsizlikten nöbetlere kadar nörolojik bulgular, kalpte yapısal değişiklikler ve böbrekte de çok daha fazla hasar gelişebiliyor.

IRIS’in kan basıncı sınıflamasında SBP (Systolic Blood Pressure – Sistolik Kan Basıncı) 140 mmHg’nin altındaysa minimal risk, 140–159 mmHg arasında düşük risk, 160–179 mmHg arasında hipertansif ve 180 mmHg ve üzerinde ciddi hipertansif kategori söz konusu. Ama burada rakamdan daha önemli bir şey var: Tek bir yüksek tansiyon ölçümüyle kedimizi hipertansif ilan etmememiz gerekiyor. Kedinin stresini, ortamı, ölçüm tekniğini ve tekrarlanan ölçümleri dikkate almak zorundayız. Eğer göz, beyin, kalp veya böbrekte yüksek tansiyona bağlı hedef organ hasarı varsa tabii ki beklemek için bir neden kalmıyor ve tedavinin daha hızlı gündeme gelmesi gerekiyor.

Bunu özellikle söylüyorum çünkü klinikte çok kolay iki uçtan birine savrulabiliyoruz. Ya tansiyonu hiç ölçmüyoruz ya da tek bir yüksek ölçümü hastalık kabul ediyoruz. İkisi de yanlış. Kedinin klinikte korktuğunu, kalbinin hızlandığını, kan basıncının stresten yükselebileceğini hepimiz biliyoruz. Bu yüzden doğru manşon, sakin ortam, mümkün olduğunca aynı teknik ve tekrarlanan ölçümler benim için tek bir rakamdan çok daha değerli.

Ama hipertansiyonu gerçekten saptadığımızda da hafife almamak gerekiyor. Çünkü yüksek kan basıncı böbreğin sadece sonucu değil, hastalığın ilerlemesini hızlandırabilecek faktörlerden biri haline gelebiliyor. Böbrekler hastalanıyor, kan basıncı bozuluyor; kan basıncı yükseldikçe böbrekler daha fazla zarar görüyor. Bir noktadan sonra tam bir kısır döngü oluşuyor.

Anemi: Sadece hematokrit düşüklüğü değildir

Kronik böbrek hastalığında beni en fazla rahatsız eden konulardan biri de aneminin bazen gereğinden geç fark edilmesidir.

HCT (Hematocrit – Hematokrit), kandaki kırmızı kan hücrelerinin toplam kan hacmine oranını gösteriyor. Böbrek hastalığı ilerledikçe anemi daha sık görülüyor. Bunun temel nedenlerinden biri, sağlıklı böbreğin ürettiği EPO (Erythropoietin – Eritropoietin) hormonunun yeterince üretilememesi. Eritropoietin kemik iliğine “kırmızı kan hücresi üret” mesajını veren hormonlardan biri. Böbrek dokusu zarar gördükçe bu sinyal zayıflıyor. Buna kronik inflamasyon, demir metabolizmasındaki bozukluklar, kırmızı kan hücrelerinin yaşam süresinin kısalması, beslenme sorunları ve bazen kan kayıpları da eklenebiliyor.

Sonuçta karşımızda yalnızca düşük bir hematokrit değeri yok.

Karşımızda bitkin bir kedi var.

Daha çok uyuyan, daha az hareket eden, iştahı azalan, oyun oynamayan, bazen merdiven çıkmak istemeyen, mırlamayan, kendini eskisi kadar temizlemeyen bir kedi...

İşte burada laboratuvar değerleriyle yaşam kalitesi arasındaki mesafe kapanıyor.

IRIS’in eğitim materyallerinde de orta ve şiddetli aneminin kedilerde halsizlik, güçsüzlük ve iştah kaybıyla ilişkili olduğu; yaşam kalitesini olumsuz etkilediği özellikle belirtiliyor. Üstelik anemi yalnızca kedileri halsiz bırakmıyor. Dokulara taşınan oksijen azalıyor, kalbin yükü artıyor ve oluşan doku hipoksisinin böbrekteki fibrotik süreçlere katkıda bulunabileceği düşünülüyor.

IRIS 2026 burada neyi değiştirdi?

Bence 2026 güncellemesinin en somut yeniliklerinden biri de bu.

Önceki önerilerde aneminin ne zaman aktif olarak tedavi edilmesi gerektiği daha yoruma açıktı. IRIS 2026 kediler için daha belirgin sınırlar getiriyor: hematokrit %25’in altına düştüğünde veya %25–28 arasında kalıcı anemi bulunduğunda tedavinin değerlendirilmesini öneriyor.

Bu bana önemli geliyor.

Çünkü “biraz daha düşsün, izleyelim, sonra müdahale ederiz” anlayışından yavaş yavaş uzaklaşıyoruz.

Ama burada da sadece sayıya bakmayacağız. Hematokrit %26 olan ve gayet aktif, iyi beslenen bir kediyle aynı hematokrite sahip ama kilo kaybeden, halsiz ve iştahsız bir kediyi aynı şekilde değerlendiremeyiz. Her zaman söylediğim gibi: Laboratuvar sonuçları hasta kedimizin tam kendisi değildir.

Tedavi seçenekleri de gelişiyor. Uzun yıllardır darbepoetin gibi eritropoezi, yani kırmızı kan hücresi üretimini uyaran ilaçlardan yararlanıyoruz. Kan transfüzyonu ağır ve semptomatik anemilerde hala önemli bir seçenek. IRIS 2026 ise bunların yanına HIF-PH inhibitörleri (Hypoxia-Inducible Factor Prolyl Hydroxylase Inhibitors – Hipoksiyle İndüklenebilir Faktör Prolil Hidroksilaz İnhibitörleri) adı verilen daha yeni bir ilaç grubunu da açıkça ekliyor. Bunlardan biri molidustat. Bu ilaçlar organizmanın oksijen azlığına verdiği doğal cevabı taklit ederek eritropoietin üretimini artırmayı amaçlıyor. Maalesef bu ürünlerin ruhsat durumu ülkelere göre değişiyor ve kılavuzda bulunması daha birçok ilaçta olduğu gibi Türkiye’de otomatik olarak erişilebilir oldukları anlamına gelmiyor.

Bir başka önemli nokta ise demir. “Anemi var, demir verelim” yaklaşımı da gereğinden fazla basit. Kronik böbrek hastalarında gerçek demir eksikliği olabileceği gibi, vücutta demir bulunduğu halde inflamasyon nedeniyle kullanılamadığı fonksiyonel demir eksikliği de görülebiliyor. Yani yine aynı yere geliyoruz: Rakamı değil, mekanizmayı anlamamız gerekiyor.

Peki tedavide başarı neydi?

İşte bana göre bu yazının asıl sorusu bu.

Kreatinin biraz düştü.

Fosfor hedef aralığa geldi.

SDMA stabil kaldı.

Peki kedimiz nasıl?

Yiyor mu?

Kilo kaybediyor mu?

Kas kütlesini koruyor mu?

Tüylerini temizliyor mu?

Evin içinde dolaşıyor mu?

Pencereden dışarı bakıyor mu?

İnsanıyla iletişim kuruyor mu?

Benim için "kedilerde nefrolojinin" belki de en önemli ama en az ölçülen parametresi kedinin yaşam kalitesidir.

Bazen laboratuvar sonuçlarını düzeltmeye o kadar odaklanıyoruz ki hastamızın yaşam kalitesini ikinci plana atabiliyoruz. Oysa çok iyi bilmeliyiz ki bir kedinin yaşamını üç ay daha uzatmakla onun üç ay daha iyi yaşamasını sağlamak aynı şey değildir.

“Kedilerde Nefroloji” kitabını yazarken üzerinde özellikle durduğum düşüncelerden biri de buydu. Kronik böbrek hastalığını sadece kreatinin, üre veya fosfor değerleri üzerinden okumak mümkün değil. Çünkü hastalık böbrekten başlıyor olabilir ama zaman içinde kedinin beslenmesini, kas kütlesini, dolaşımını, kan yapımını, tansiyonunu, davranışını ve yaşam kalitesini etkileyen sistemik bir tabloya dönüşüyor.

Ve bir Kedici olarak benim için işin özü tam da burada.

Hasta kedimizin durumu asla sadece bir laboratuvar sonucu değildir.

IRIS 2026’nın bana söylediği

IRIS 2026’ya bu serinin başından beri aynı gözle bakıyorum. Büyük değişiklik her zaman yeni bir sayı, yeni bir test veya yeni bir ilaç değildir. Bazen asıl değişiklik bakış açısıdır.

FGF-23 bize fosfor normal görünürken organizmanın çoktan mücadele etmeye başlamış olabileceğini gösterdi.

SDMA bize kreatinin normal görünürken böbrek fonksiyonunun düşündüğümüz kadar iyi olmayabileceğini hatırlattı.

Fosfor metabolizması bize “normal” laboratuvar sonucuyla “normal” biyolojinin aynı şey olmadığını öğretti.

Hipertansiyon ve anemi ise şimdi bize başka bir şeyi söylüyor:

Böbreği tedavi ederken kediyi kaybetmeyin.

Otuz yılı aşkın klinik deneyimim bana bunu belki her şeyden daha güçlü öğretti. Bazen laboratuvar sonuç kağıdına baktığınızda tedavi başarılı görünür. Ama muayene masanızın üzerindeki kedimizi gördüğünüzde başarılı olmadığınızı anlarsınız.

Bu nedenle benim için kronik böbrek hastalığında tedavinin gerçek hedefi yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak değildir.

Kedimizin iyi yaşadığı zamanı mümkün olduğunca uzatmaktır.

Kreatinin bunun sadece bir parçası.

SDMA bir parçası.

Fosfor bir parçası.

Kan basıncı ve hematokrit de birer parçası.

Ama bu bütünün tek adı var. Kedimizin kendisi...

Bir sonraki ve serinin son yazısında artık bütün bu parçaları bir araya getireceğiz: “IRIS 2026’yı Klinikte Nasıl Uyguluyorum?” Erken şüpheden tanıya, evrelemeden kan basıncına, SDMA’dan FGF-23’e, fosfor yönetiminden beslenme ve takibe kadar benim klinikte izlediğim yolu adım adım anlatacağım.


Dr. Tarkan Özçetin

Veteriner Hekim


Kaynaklar: International Renal Interest Society (IRIS), IRIS Guidelines – What’s New in the 2026 IRIS Guidelines ve Treatment Recommendations for CKD in Cats, 2026; Vaden S, Quimby J., New therapeutic approaches to management of anemia and iron metabolism in chronic kidney disease; IRIS, Staging of Chronic Kidney Disease ve hipertansiyon eğitim dokümanları.

23/09/2026

Keditörün Önerisi

Van Kedisi & Ankara Kedisi

23.04.2022

Türkiye’nin endemik canlıları olan ve tüm dünya tarafından tanınan Van kedisi ve Ankara ...

Kediler Alemi

Dikkat Kedi Çıkabilir!

18.02.2021

Sivas Belediyesi örnek bir olaya imza atarak, şehrin birçok noktasına ‘Kedi çıkabilir’ ...

Evde 2 Kedi

06.05.2022

Kedilerin sevimli olduğunu inkar etmek mümkün değil. Yumuşak, sevimli, enerji doludurlar. ...

Kutsal Kedi: Birman

15.03.2022

Tüm dünyada özellikle Avrupa ülkelerinde herkes tarafından bilinen Birman Kedisi, ilk ...

Mia'nın Sevgi Dolu Hikayesi

28.05.2020

Trabzon'da "Golden" cinsi 6 yaşındaki "Mia" isimli köpek, öksüz kalan kedi yavrularına sahip ...