KEDİ MAMALARI DOSYASI / 4 PAKETİN ÜZERİNDE “PREMIUM” YAZMASI YETİYOR MU?

KEDİ MAMALARI DOSYASI / 4
PAKETİN ÜZERİNDE “PREMIUM” YAZMASI YETİYOR MU?

Artık mama üreticilerine yalnızca mamanın içinde ne olduğunu değil, içine girmemesi gerekenleri nasıl kontrol ettiklerini de sormamız gerekiyor.

Kedi Mamaları Dosyası boyunca ABD'de gerçekleştirilen ve 62 markaya ait 100 kedi mamasının incelendiği araştırmanın sonuçlarını konuştuk.

Kurşunu konuştuk.

Kadmiyumu konuştuk.

Arseniği, cıvayı ve uzun süreli maruziyet ihtimalini konuştuk.

Ama araştırmanın Kediciler açısından belki de en öğretici sonuçlarından biri başka bir yerde.

Ambalajın üzerinde “premium”, “natural” veya benzeri ifadelerin bulunması, ürünün daha düşük kontaminant düzeyine sahip olacağını garanti etmiyor.

Bence burada mama dünyasında uzun zamandır görmezden geldiğimiz bir gerçekle karşı karşıyayız.

Mama paketinin ön yüzü pazarlama içindir. Bilgi çoğu zaman arka taraftadır.

Hatta bazen gerçek bilgi paketin üzerinde bile değildir.

Hammaddenin nereden geldiğinde, nasıl depolandığında, hangi tedarikçiden alındığında, üretim prosesinde ve üreticinin kalite kontrol sisteminde saklıdır.

Bu nedenle artık mama üreticilerine sorduğumuz soruların değişmesi gerekiyor.

Sadece;

“Protein oranı kaç?”

“İçinde tahıl var mı?”

“Birinci sırada et mi yazıyor?”

diye sormak yetmez.

Artık şunları da sormalıyız:

Hammaddeler nereden geliyor?

Ağır metal taraması yapılıyor mu?

Pestisit ve diğer çevresel kontaminantlar düzenli olarak kontrol ediliyor mu?

Bu kontroller her üretim partisinde mi yapılıyor, yoksa yalnızca belirli aralıklarla mı?

Ve belki en önemlisi:

Bu analizlerin sonuçlarını tüketiciyle paylaşmaya hazır mısınız?

Bence geleceğin kaliteli kedi mamasını belirleyecek kriterlerden biri tam olarak bu olacak:

ŞEFFAFLIK.

Çünkü “premium” kelimesini paketin üzerine yazmak kolay.

Asıl mesele, o kelimenin arkasını bilimle, analizle ve izlenebilirlikle doldurabilmek.

Burada Kedicilere de önemli bir şey söylemek istiyorum.

Bu dosyayı okuduktan sonra paniğe kapılıp kedinizin yıllardır kullandığı mamasını çöpe atmanızı önermiyorum.

Bütün kuru mamaları, bütün balıklı mamaları veya belirli bir mama grubunu “zararlı” ilan etmek de bilimsel olmaz.

Üstelik konuştuğumuz araştırmanın önemli sınırlamaları var.

Ürünler belirli üretim partilerinden alınan örneklerle değerlendirildi. Bir partide ölçülen değer aynı markanın bütün üretimini temsil etmek zorunda değil. Araştırma ayrıca saptanan maddelerin kedilerde hastalık oluşturduğunu gösteren klinik bir çalışma da değil.

Ama bütün bunlar bir başka gerçeği değiştirmiyor:

Artık daha fazla soru sormamız gerekiyor.

Çünkü iyi mama yalnızca içine ne koyduğunuzla değil, içine girmemesi gerekenleri ne kadar iyi kontrol ettiğinizle de ilgilidir.

Ve bu dosyanın sonunda benim aklımda hala aynı soru var:

Tek bir öğünde zarar vermeyecek kadar düşük olan bir madde, binlerce öğün sonra hala önemsiz midir?

Bu sorunun cevabını henüz bilmiyoruz.

Ama kedilerimizin sağlığı söz konusuysa, “bilmiyoruz” demek konuyu kapatmak için değil, araştırmaya başlamak için bir neden olmalı.

Dr. Tarkan Özçetin
Veteriner Hekim

 

09/10/2026

Keditörün Önerisi

Kediler Alemi

2000 Yıllık Kedi Figürü

21.05.2021

Peru'daki Nazca bölgesinde inceleme yapan arkeologlar iki bin yıl öncesine tarihlenen bir kedi ...

Toksik Oyun

12.06.2023

Oyuncu kedilerin en sevdiği oyuncaklardan biridir evde duran bitkiler. Oyunun dozunu kaçıran ...