YENİLER >

Ben Bir Sokak Kedisiyim - Emek Ekşi

Ben Bir Sokak Kedisiyim - Emek Ekşi

Dünya’nın havasıyla ilk karşılaşmam bir yol kenarındaydı. Annem, incecik sıska bedeninden beni ve 3 kardeşimi sağ salim çıkarmayı başarabilmişti. Erkek kardeşim ise kımıltısız, yüzüstü duruyordu. Bu yaşamdaki ilk sınavından geçememişti. Biz sokak kedileri için hayat, her daim zorlu ve tehlikelerle dolu bir hikaye… Her birimizinki dev koca makinaların yerlerde tekerleklerini yuvarladığı, her an bizlerden hoşlanmayan insan ırkından kimselerin köşe bucak kovaladığı hüzünlü, uğraş dolu bir serüven…

Ben ve kardeşlerim annemizden ayrıldıktan sonra uzun bir yol kat ederek “şehir merkezi” denilen bir yere vardık. Burada insanlardan daha çok vardı ve ıssız yol kenarından sonra bu canlılarla karşılaşmak ailemi heyecanlandırmıştı. Küçük, muzip karakterlerimizle onlara yaklaşıyor, koklayarak, inceleyerek onları çözmeye çalışıyorduk. Kimisi yumuşacık, sımsıcak avuçlarıyla bizimle sevgilerini paylaşırken kimilerinin yüzüne memnuniyetsiz bir ifade yerleşiveriyordu. Öfkeli ve nahoş bir sesle ayaklarını tepiyorlar ve bizi kovalıyorlardı. Sokak kedilerinin ürkekliği işte buradan gelir. Güvenmemeyi öğreniriz yavaş yavaş. Sanırız ki insanlar da bizim gibi; sürpriz bir karşılaşma, merak uyandıran hoş bir tanışma olarak algılarlar sokağın ortasında burun buruna gelmemizi. Fakat durumun böyle olmadığını çok geçmeden öğreniriz. Ben, kardeşlerimle geldiğim şehir merkezinde, karnım açlıktan davullar, tefler çalarken talihsiz bir şekilde öğrendim. Havada leziz bir koku salınıyordu. Minik bedenim, uzun ve ıslak yolun yorgunluğuyla titrerken, bu kokuya hipnotize olmuş gibi çekilmeye başladı. İnsanların koca koca çamurlu ayakkabılarının gümbürdeyerek yere inmeleri arasında cesurca koşar adım ilerliyor, onlar gibi ben de sabırsızca aç karnımın gürültüsünü bastırmak istiyordum. Koku beni, “Büfe” dedikleri, önünde cam olmayan bir yerin kapısına getirdi. Kokunun buradan geldiğine emin olduktan sonra iki ayağım üzerinde kalkarak miyavlamaya, yani onlara seslenmeye başladım.

Öyle ya beni duyarlardı, kulakları vardı. Onlar da açlığı bilirlerdi, uykusuzluğu, tedirginliği, içine sığınacak sıcak bir yuvanın huzurunu… Bildiklerinden emindim bu yüzden miyavlamaya devam ettim. Elbet bana leziz yiyeceklerinden küçük bir parça ayırabilirlerdi. Acıyı bilen varlıklardı, benim acımdan da anlamaları gerekirdi. Fakat emin olduğum bu şeylerin yanı sıra çok önemli bir şeyi bilmiyordum: onların beni sevmeyebileceklerini, umursamayacaklarını.

İşte bu, hiç görmediğim, duyumsamadığım bir kavramdı. Yemeğini iştahla yiyen bir adam beni fark ederek ayağa zıpladı ve korkunç sesler çıkararak beni yerden kaldırıp büfeden çok ama çok uzağa götürdü. Kardeşlerime de aynılarını yaptıklarını bulunduğum soğuk beton zemin üzerinden izleyebiliyordum. Yanımdan kocaman gürültülü makinalar hızla geçiyordu, “korna” dedikleri korkunç çığlıklı bir takım sesler havayı sarsıyordu. Yüreğim esen rüzgarın ve ıslanan tüylerimin ağırlığıyla daha şiddetli ürpermeye başladı. Çamurlu ayaklarıma baktım, bu kadar pislik, kendimi temiz tutamayacağımı gösteriyordu bana. Benim yerim sokaklardı. Sokaklarda ve onun koşullarına uyarak yaşamam gerekecekti. Ne kadar dayanabilirdim bu zorluğa? Kim bilir…

Sonra bir kadının sesini duydum. Umutsuz bir şekilde “kaldırım” dedikleri soğuk yerde büzüşüp oturduğum bir sırada arkamdan ninni gibi tatlı, içimi ısıtan bir ses… Benimle uzunca bir süre konuştuktan sonra elini uzattı ve ona güvenmem için biraz zaman tanıdı. Ne dediğini anlamıyordum ama sanki güneş yeryüzüne inmiş de beni sıcaklığıyla sarmalayamaya gelmişti. Biraz temkinli adımlarla yanına geldim ve beni kucağına almasına izin verdim. Yüreğim hala az önce yaşadığım olaydan titriyor olsa da içimden bir ses “sana zarar vermeyecek, merak etme” diyordu. Böylece yeni ailem, Ayşe’nin ailesiyle tanışmış oldum. Ayşe beni okşayarak, atkısının altına sararak konuşa konuşa önce doktora sonra sımsıcak yuvasına götürdü. Böylece sonsuz dostluğumuz başlamış oldu.

Hayatıma Ayşe girdiği için çok şanslıyım. Ve o da her zaman hayatına girdiğim için çok şanslı olduğunu söyler bana… Hikayemi bitirmeden önce sokak kedisi Tekir olarak bir şey isteyebilir miyim sizden? Eğer olur da kardeşlerime rastlarsanız, gözlerinin ta içine bakıp, insanlara güvenmelerine yardım edebilir misiniz? Sadece 4 Nisan değil, her daim yanınızda olsalar ne güzel olur! Aynen Ayşe ve benim birbirimize sahip olduğumuz gibi eşsiz dostunuzla karşılaşmanız dileğimle,

Tekir Kedi

Keditörün Önerisi

Kedi Çığlığı Nedir?

28.06.2021

Kedilerin adeta çığlığı andıran fazla yüksek sesle miyavlamalarına ‘vokalizasyon’ ...

Kediler Alemi

Sıcakların Kedilere Etkisi

22.07.2021

Kedilerin güneşle haşır neşir olduklarını, sıcak havaları sevdiklerini biliyoruz. Ancak bu ...

Marilyn - Ümit Manay

10.02.2021

Tam hatırlamıyorum ama onu gördüğümde on yedi yașlarındaydım. Yağmurlu bir günde ...

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER