Zararın Neresinden Dönersen Kâr Değil, Candır

Zararın Neresinden Dönersen Kâr Değil, Candır

Bazı hastalarınızı hiç unutamazsınız.

Aradan yıllar geçer, binlerce hasta görürsünüz ama bazı bakışlar, bazı vedalar, bazı çaresizlikler zihninizden hiç silinmez. Çünkü onlar size yalnızca bir hastalık öğretmez; hekimliği öğretir.

Otuz yılı aşan meslek hayatım boyunca kronik böbrek hastalığıyla mücadele eden yüzlerce kedi tanıdım. Kimileri beni sevindirdi, kimileri gecelerce düşündürdü, kimileri ise yıllar sonra bile kendime aynı soruyu sordurdu:

"Acaba bugün bildiklerimi o gün biliyor olsaydım, her şey farklı olur muydu?"

İşte bu kitap, o sorunun peşinden doğdu.

Ve belki de bu yüzden artık o eski söze inanmıyorum.

"Zararın neresinden dönersen kârdır."

Hayır...

Kronik böbrek hastalıklarında zararın neresinden dönerseniz kâr etmezsiniz.

Bir canın daha uzun, daha huzurlu ve daha onurlu yaşamasına katkı sağlarsınız.

Evet onurlu…

Bilenler bilir kediler onurlu canlılardır ve hastalıklarını belli etmemelerinin altında da işte o onur vardır.

Bu kitabı yazmaya başladığımda amacım yeni bir tedavi yöntemi ortaya koymak ya da mevcut bilgileri tekrar etmek değildi. Asıl amacım, yıllardır içimde taşıdığım bir yükü biraz olsun hafifletebilmekti. Belki bu cümle birçok kişiye ağır gelecek ama bunu söylemekten çekinmiyorum; bu kitabın en büyük motivasyonu biraz da suçluluk duygusudur.

Meslek hayatım boyunca binlerce kediye dokundum. Elbette çok başarılı sonuçlar aldığımız hastalar oldu. Ama bugün dönüp baktığımda beni en çok geliştirenler başarı hikâyeleri değil, geceleri aklıma gelen hastalar oldu.

"Acaba başka türlü mü davransaydım?",

"Bugün bildiklerimi o gün de biliyor olsaydım sonuç değişir miydi?" diye kendime defalarca sordum.

Bu soruların tamamına "Hayır." diyemiyorum.

Evet... Ben de hata yaptım.

Bazen laboratuvar sonuçlarına hastanın kendisinden daha fazla önem verdim. Kreatinini, SDMA'yı, fosforu düzeltmeye çalışırken o kedinin ruh halini yeterince göremedim. Daha fazla müdahalenin daha iyi hekimlik olduğunu düşündüğüm dönemler oldu. Sürekli hastaneye çağırdığım, sık serum uyguladığım, ilaç sayısını artırdığım hastalarım oldu.

Bunların hepsini iyi niyetle yaptım. Ama yıllar bana iyi niyetin tek başına yeterli olmadığını öğretti.

Bugün artık şunu çok net görüyorum; kronik böbrek hastalığında en büyük tehlikelerden biri overtreatment, yani gereğinden fazla tedavidir.

Bu cümle belki tartışma yaratacak ama tartışılmasını da istiyorum. Çünkü bazen bir hastaya yaptığımız her müdahale gerçekten onun yararına olmayabilir. Bazen hastalığı tedavi etmeye çalışırken hastayı yorabiliyoruz. Bazen kan değerlerini biraz daha düzeltmek uğruna yaşam kalitesinden farkında olmadan ödün verebiliyoruz. Ben bunu yıllar içinde öğrendim. Üstelik bana bunu kitaplar değil, kediler öğretti.

Veteriner hekimlikte başarıyı çoğu zaman laboratuvar sonuçlarıyla ölçüyoruz. Oysa kronik böbrek hastalığında belki de sormamız gereken ilk soru şu olmalıdır:

Bu kedi mutlu mu? Hâlâ sevdiği pencereye çıkabiliyor mu? Yakınının yanına gelip mırıldanıyor mu? Mama yemekten keyif alıyor mu? Güneşin altında uyuyabiliyor mu?

Eğer bunları kaybetmişse ve biz sadece kreatininin düştüğünü konuşuyorsak, gerçekten başarılı olduğumuzu söyleyebilir miyiz?

Kitapta özellikle üzerinde durduğum bir başka konu da hasta yakınının tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğudur.

Yıllarca fark etmediğimiz önemli bir gerçek var. Kronik böbrek hastalığını veteriner hekim tek başına yönetemez.

Tedavinin büyük bölümü klinikte değil, evde gerçekleşir. İlacı veren, su tüketimini takip eden, iştahsızlığı ilk fark eden, gece boyunca başında bekleyen kişi hasta yakınıdır. Onu tedavinin dışında bırakan hiçbir yaklaşımın tam anlamıyla başarılı olacağına inanmıyorum.

Bu kitapta bazı ezberleri özellikle sorguladım.

Çünkü bilim, ezberleri koruyarak değil, onları cesaretle sorgulayarak ilerler.

Elbette bu kitapta yazılan her cümle tartışılabilir. Hatta tartışılmalıdır. Eğer aynı şeyleri tekrar edecek olsaydım, böyle bir kitap yazmanın hiçbir anlamı olmazdı.

Bugün geriye dönüp baktığımda şunu çok net söyleyebiliyorum.

Bu kitabın yazarı yalnızca ben değilim.

Bu kitabın görünmeyen yazarları, bana ders veren yüzlerce böbrek hastası kedidir.

Bazıları iyileşti, bazıları uzun yıllar bizimle kaldı, bazılarını ise ne yazık ki kaybettik. En acı gerçek şu ki, bana en büyük dersleri çoğu zaman kaybettiğim hastalar verdi.

Onların ardından yaptığım her muhasebe, bu kitabın bir sayfasına dönüştü.

Belki bazı meslektaşlarım bu satırları fazla duygusal bulacak. Bazıları ise gereğinden fazla eleştirel... Olsun. Çünkü artık kusursuz bir hekim gibi görünmek istemiyorum.

Hata yapmış, hatalarından öğrenmiş ve bunları başkaları aynı bedeli ödemesin diye paylaşmaya çalışan bir veteriner hekim olarak hatırlanmayı tercih ederim.

Eğer bu kitap genç bir veteriner hekimin tek bir gereksiz müdahaleyi sorgulamasını sağlarsa, bir hasta yakınının kedisinin yaşam kalitesine farklı gözle bakmasına vesile olursa ya da kronik böbrek hastası bir kedinin birkaç yılını daha huzurlu geçirmesine katkı sunarsa, yıllardır içimde taşıdığım vicdan yükünün bir kısmını hafiflemiş sayacağım.

Çünkü bugün bütün samimiyetimle inanıyorum ki, böbrek hastalıklarında zararın neresinden dönerseniz kâr etmezsiniz. Bir canı, belki de en çok ihtiyaç duyduğu anda yeniden hayata bağlarsınız.


Dr.Tarkan Özçetin

Veteriner Hekim

03/07/2026

Keditörün Önerisi

Köpeklerde Havlama

07.08.2021

Köpekler yavruyken, homurdanma ve sızlama gibi sesler çıkarır. Peki, köpekler ne zaman ...

Kediler Alemi

Saray Kedisi ‘Mülayim’

15.06.2022

Osmanlı saray yaşamında hayvanlar da sarayın bir parçası olarak görülüyordu. Sarayda ...

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ