Eve Gelen Minik ve Değişen Dengeler

Eve Gelen Minik ve Değişen Dengeler

Bu hikayeyi, evin asıl sahibi olarak ben anlatıyorum.

Ben bu evin kedisiyim.

Uzun süredir burada düzenli bir hayatım var: aynı güneş ışığı, aynı pencere köşesi, aynı insan, aynı mama saati.

Daha ne isteyeyim?

Derken…

Bir gün insan kapıyı açtı ve elinde küçücük bir şey vardı.

Tüylü, yuvarlak, gözleri kocaman, kulakları titrekti.

Ve insan beni görünce şu korkunç cümleyi kurdu:

“Bak, kardeşin geldi.”

Kardeş mi?

Benim mi?

Hangi ara karar verdik buna?

İlk İnceleme: Kim Bu?

İlk iş olarak onu kokladım.

Sonuçlar şunlar:

 1. Küçük.

 2. Aşırı küçük.

 3. Biraz fazla küçük.

 4. Çok da gürültülü.

Miyav miyav diye kesintisiz konuşuyor.

Ne dediğini anlamıyorum ama yüzde yüz gereksiz şeyler olduğuna eminim.

O sırada insan bana bakıp gülümsedi.

“Sevdin mi?” dedi.

Sevmedim. Henüz. Belki. Biraz...


İlk Gün: Küskünlük Evrenseldir

İnsan yavruyu kucağına aldı, okşadı, sevdi.

Beni de sevdi ama…

Tam aynı değil.

Sanki biraz daha az?

Belki ben yanlış anladım.

Ama büyük ihtimalle doğru anladım.

Bunun üzerine dramatik davranmaya karar verdim.

Klasik repertuarımdan bir performans:

 • Mama kabına küskün bakış

 • Koltuğa sırt dönme

 • Gereksiz yere uzun bakım seansı

 • “Ben yokum, ben hiç yoktum zaten” yürüyüşü

İnsan panikledi.

Güzel.


İkinci Gün: Minik Tehlike

Yavru beni izliyor.

Her hareketimi takip ediyor.

Mama yiyorum, o da geliyor.

Uyuyorum, üstüme çıkıyor.

Pencereye gidiyorum, o da gelmeye çalışıyor ama tırmanamıyor.

Komik ama tehlikeli.

İçimden diyorum ki:

“Sen daha yavrusun. Bu evdeki rutini bilmiyorsun. Ben bilirim. Ben öğretirim. Ama önce beni rahatsız etmeyi bırak.


”Üçüncü Gün: Çözülüş Başlıyor

Yavru bugün oyun oynamaya çalıştı.

Kuyruğumun ucuna patisini koydu.

Normalde izin vermem.

Kuyruğum önemli bir organdır.

Ama bu pati…

Çok küçük.

Bir şey diyemedim.

Sadece hafifçe kıpırdattım.

O da heyecanlandı.

Sonra insan uzaktan izleyip “Bak ama, alışıyorlar!” dedi.

Abartma.

Sadece kuyruğuma dokundu.

O kadar.


Dördüncü Gün: İtiraf Etmeyeceğim Bir Yumuşama

Yavru bugün korktu.

Bir ses duydu sanırım.

Koşup bana sığındı.

Ben de…

Refleks olarak uzaklaşmadım.

Sadece birkaç saniye.

Ama sıcaklığı minik ve titrek bir sıcaklıktı.

Bu bilgiyi kimseyle paylaşmıyoruz.


Beşinci Gün: Teslim Olmak Değil de… Belki Biraz

Akşam insan koltuğa oturdu.

Yavru kucağına tırmandı.

Ben de yanlarına gittim.

Yavru bana yaslandı.

Ben de çok itiraz etmedim.

Bu bir kabullenme değil.

Sadece evin sıcaklığını bölüştük.

Geçici bir durum.

Muhtemelen.


Son: Konuşmazsak Kimse Anlamaz

Birlikte uyuduk.

Tesadüf tabii.

Ben önce uzanmıştım, o sonradan geldi.

Gitmesine izin vermedim.

Ama bunu ben başlatmış sayılmam.

İnsan bizi görünce gülümsedi.

Ben görmedim.

Görmüş gibi de yapmadım.

Ama içimden şunu dedim:

“Tamam minik. Madem geldin… Kal o zaman.”

Bu ev eskisi gibi değil artık.

Biraz daha kalabalık.

Biraz daha sıcak.

Ben bir kediyim.

Kolay olmadı.

Ama sonunda…

Kabullendim...


Işıl Aykan Atmaca

Keditör

04/07/2026

Keditörün Önerisi

Kediniz Sizi Seviyor mu?

14.09.2023

Kedilerin sevgilerini gösterme biçimleri de insanlarda olduğu gibi değişiklik ...

Sıradan Kedi Yoktur

17.12.2021

Kedilerin sıradan ve hepsinin aynı özelliklerde olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hepsinin ayrı ...

CİNS KARA KEDİLER

18.09.2023

Siyah tüylü kedi cinsleri, hem mitlerin odağındalar hem de tarihin tozlu sayfalarında. Siyah ...

Kediler Alemi

Kediler Ağlar Mı?

08.06.2022

Kediler de tıpkı insanlar gibi duygularını belli etmek için birçok yöntem kullanır. ...

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ