Gorillerde Sosyal Mesafe
25.10.2021Covid-19 virüsünün hayatımıza girmesiyle sosyal mesafe birinci kuralımız oldu. Pandemiyle ...
Önce sizi tanıyalım. Selçuk Çetin’in pet sektörüyle ve kedilerle yolu nasıl kesişti? Hayatınızda özel bir yeri olan bir kedi var mı?
Benim pet sektörüyle yolum fuarcılıkla kesişti ama zaman içerisinde bunun yalnızca ticari bir sektör olmadığını çok net gördüm. İnsanların hayatına, evlerine, ailelerine ve duygularına dokunan çok özel bir dünyadan bahsediyoruz.
Kediler de bu dünyanın belki en karakterli üyeleri. Onların bağımsızlığı, insanla kurdukları kendilerine özgü ilişki ve aynı evde yaşarken bile kendi alanlarını korumaları bana her zaman ilginç gelmiştir.
Hayatımda tek bir kedinin hikâyesinden çok, yıllardır Petzoo’da karşılaştığım binlerce kedi yakınının kurduğu bağ beni etkiliyor. İnsanların kedilerinden bahsederken kullandıkları dil bile değişti. Artık bir “hayvan beslemekten” değil, bir hayatı paylaşmaktan söz ediyoruz.
Bu yüzden ben “kedi sahibi” yerine zaman zaman “kedi yakını” ifadesini daha doğru buluyorum. Çünkü bu ilişkide sahiplikten çok beraber yaşama ve karşılıklı bir bağ var.
Petzoo’yu ilk düzenlediğiniz günlerle bugünü karşılaştırdığınızda kedi ve köpeklerle kurduğumuz ilişkide nasıl bir değişim görüyorsunuz?
İlk Petzoo’yu düzenlediğimiz yıllara baktığımızda Türkiye pet sektörü bugünkünden çok farklıydı. Kuş ve akvaryum balığı ürünlerinin ağırlıklı olduğu, kedi ve köpek ürünlerinin ise bugünkü kadar geniş bir alan oluşturmadığı bir pazardan söz ediyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada Türkiye, pet food başta olmak üzere çok ciddi bir üretim kapasitesine ulaşmış ve yaklaşık 80 ülkeye ihracat yapan bir sektör haline gelmiş durumda.
Ama değişim yalnızca ticari değil. İnsanların kedi ve köpeklerle ilişkisi de tamamen değişti. Eskiden evde bir hayvan beslemekten söz edilirken bugün aile bireyinden söz ediyoruz. Beslenmesinden sağlığına, psikolojisinden yaşam alanına kadar her konu daha fazla önemseniyor.
Aslında sektörün büyümesinin altında da bu değişim var. İnsan hayvanla kurduğu bağı değiştirdi, sektör de buna paralel olarak büyüdü ve çeşitlendi.
Petzoo Eurasia’ya gelen bir kedi yakını fuarda neler görebilir? Bu yıl ziyaretçileri şaşırtacak yenilikler olacak mı?
Petzoo Eurasia’da bir kedi yakını, mamadan kuma, bakım ürünlerinden aksesuarlara, teknolojik ürünlerden sağlık çözümlerine kadar sektörün çok geniş bir bölümünü aynı anda görebiliyor. Hem Türkiye’den hem dünyanın farklı ülkelerinden markalarla doğrudan temas kurabiliyor.
Bu yıl özellikle kedi severler açısından önemli bir yeniliğimiz de olacak.
Fuarımızla eş zamanlı olarak, Dünya Kedi Federasyonu’nun izni ve uluslararası standartları çerçevesinde bir uluslararası kedi yarışması düzenlenecek.
Dolayısıyla ziyaretçiler yalnızca ürünleri ve markaları değil, farklı kedi ırklarını, uluslararası değerlendirme kriterlerini ve bu kültürün profesyonel tarafını da yakından görme imkânı bulacaklar.
Biz Petzoo’yu yalnızca firmaların ürün sergilediği bir fuar olarak değil, pet dünyasının bütün unsurlarının aynı çatı altında buluştuğu bir organizasyon olarak görüyoruz.
Türkiye’de kedilere yönelik ürünlerin hem sayısı hem de çeşitliliği hızla artıyor. Sizce bu artış gerçek bir ihtiyacın sonucu mu, yoksa zaman zaman gereksiz bir tüketim de yaratılıyor mu?
Ben hiçbir ürün için baştan “gereksiz” demeyi doğru bulmuyorum.
Çünkü kediler bize konuşarak ne istediklerini anlatmıyorlar. Biz onların davranışlarını, alışkanlıklarını ve ihtiyaçlarını gözlemleyerek anlamaya çalışıyoruz. Bu nedenle sektör de sürekli yeni ürünler, yeni çözümler ve farklı fikirler deniyor.
Bazıları çok başarılı oluyor ve yıllarca hayatımızda kalıyor, bazıları ise tüketici tarafından karşılık bulmuyor ve doğal olarak piyasadan çekiliyor.
Pazarın kendi içinde çok güçlü bir eleme mekanizması var.
Bir ürün gerçekten kedinin ya da kedi yakınının hayatına bir fayda sağlıyorsa yaşamaya devam ediyor. Sağlamıyorsa zaten tüketici onu zaman içerisinde sistemin dışına çıkarıyor.
Dolayısıyla ben ürün çeşitliliğini gereksiz tüketimden çok, ihtiyacı anlamaya çalışan bir sektörün doğal arayışı olarak görüyorum.
Kedi yakınları mama, kum, bakım ürünü ve takviye seçerken çok sayıda iddiayla karşılaşıyor. Sizce tüketici güvenilir ürünle yalnızca iyi pazarlanan ürünü nasıl ayırt edebilir?
Ambalaj ve reklam hiçbir zaman gerçek kullanıcı deneyiminin yerine geçmiyor.
Bir marka ne kadar büyük vaatlerde bulunursa tüketicinin beklentisi de o kadar yükseliyor. Ürün bu beklentiyi karşılamadığında ise reklamın yarattığı ilk etki çok hızlı şekilde ortadan kalkıyor ve ürün güven kaybetmeye başlıyor.
Özellikle kedi yakınlarının bu konuda çok dikkatli olduğunu düşünüyorum. Çünkü kullandıkları mamanın, kumun veya bakım ürününün etkisini çok yakından takip ediyorlar.
Kedisinin ne kadar yediğini, tüy yapısını, dışkısını, kumu kullanıp kullanmadığını, davranışındaki değişimi hatta ürüne yaklaşımını bile gözlemleyen çok bilinçli bir tüketici kitlesi var.
Bu nedenle pet sektöründe uzun vadede yalnızca reklamla bir marka oluşturamazsınız.
İlk satın almayı pazarlama sağlayabilir ama ikinci ve üçüncü satın almayı ürünün kendisi sağlar.
Güven de tam olarak burada oluşuyor.
Pet sektörünün büyümesi kedilerin yaşam kalitesine de aynı ölçüde yansıyor mu? Hayvan refahı ve etik üretim konusunda firmalara ve fuarlara nasıl bir sorumluluk düşüyor?
Bir fuar şirketi olarak, fuarımıza kabul ettiğimiz ve ziyaretçiyle buluşturduğumuz firmalara bir anlamda referans olduğumuzun farkındayız.
Bu nedenle elimizden geldiğince doğru firmaları, doğru markaları ve güven veren oyuncuları yan yana getirmeye çalışıyoruz.
Elbette binlerce ürünün, yüzlerce firmanın olduğu bir organizasyonda gözden kaçabilen veya sonradan ortaya çıkabilecek durumlar da olabilir. Hiçbir organizasyonun bunu yüzde yüz kontrol edebileceğini söylemek gerçekçi olmaz.
Ancak bizim uzun vadeli hedefimiz çok net.
Türkiye pet sektöründeki firmaların global oyuncularla birlikte büyürken önceliğinin hayvan sağlığı, ürün güvenliği ve tüketici güveni olması gerekiyor.
Sektör sadece ciro olarak büyümemeli. Kalite standartları, etik yaklaşım ve tüketicinin markaya duyduğu güven de aynı ölçüde gelişmeli.
Fuarların görevi de mümkün olduğunca bu kaliteli ekosistemin oluşmasına katkı sağlamak.
Veteriner hekimlerin pet sektöründeki yeri sizce yeterince güçlü mü? Petzoo’da bilimsel bilgiye ve veteriner hekimlerin katkısına daha fazla alan açmayı düşünüyor musunuz?
Veteriner hekimlerin bu sektörün ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünüyoruz ve bunu sadece söylem olarak bırakmamaya çalışıyoruz.
Düzenlediğimiz fuarlarda yıllardır veteriner hekimleri, klinikleri, meslek örgütlerini, kongreleri, workshopları ve farklı etkinlikleri sürecin içine dahil etmeye çalıştık. Hatta meslek örgütlerinin kendi iç çalışmalarından dernek seçimlerine kadar farklı organizasyonlara fuar alanında yer verdiğimiz dönemler oldu.
Önceki yıllarda veteriner hekimlere yönelik seminerler ve bilimsel etkinlikler gerçekleştirdik. Bu yıl da bunların sayısını artırarak devam ettireceğimiz bazı bilimsel çalışmalar olacak.
Fakat burada bir dengeyi de korumaya çalışıyoruz.
Petzoo sonuçta öncelikle bir ticaret fuarı.
Veteriner hekimlerimizin kendi mesleki gelişimleri için katıldıkları çok önemli uluslararası organizasyonlar ve Türkiye’de gerçekleştirilen birkaç büyük bilimsel kongre bulunuyor.
Bizim amacımız onların önüne geçmeye çalışan ayrı bir bilimsel organizasyon yaratmak değil. Tam tersine, ticari sektör ile veteriner hekimlik dünyasının birbirine temas edebileceği doğru alanları oluşturmak.
Veteriner hekimlerin Petzoo içerisinde bulunması bizim için çok değerli ve bu alanı büyütmeye devam edeceğiz.
Türkiye pet sektörünün dünyadaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk firmalarının uluslararası pazarlarda güçlü olduğu ve gelişmesi gereken alanlar hangileri?
Türkiye pet sektörünün dünyadaki konumunun henüz emekleme aşamasında olduğunu düşünüyorum.
Dünya genelinde 250 milyar doların üzerinde büyüklüğe ulaşmış bir pazardan söz ediyoruz. Türkiye ise yaklaşık 1,5 milyar dolarlık tüketici pazarıyla bu büyüklüğün henüz oldukça küçük bir bölümünü temsil ediyor.
Türkiye’nin pet sektöründeki toplam ekonomik büyüklüğü ve ihracat kapasitesi 5–5,5 milyar dolar seviyelerine doğru ilerlediğinde artık dünyadaki ana oyunculardan biri olduğumuzu daha rahat söyleyebiliriz.
Buna rağmen çok önemli bir avantajımız var.
Bugün birçok Türk üreticisi dünyanın farklı ülkelerinde distribütörleriyle, bayileriyle veya doğrudan kendi satış ağlarıyla ciddi bir yol aldı.
Özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Türk Cumhuriyetleri Türkiye’nin çok etkili olduğu bölgeler haline geliyor.
Fakat bundan sonraki gelişimin sadece “pet ürünleri” üzerinden ilerleyeceğini düşünmüyorum.
Önümüzdeki on yılda yalnızca evcil hayvana değil, onunla yaşayan insana da dokunmamız gerekiyor.
Yani artık karşımızda yalnızca “pet” pazarı olmayacak. Pet & Family dünyası oluşacak
Ev içi çözümler, yaşam alanları, hijyen, seyahat, mobilya, teknoloji, sağlık, sigorta, perakende ve hizmet modelleri bu yapının içine daha fazla girecek. Evcil hayvan sahibi artık yalnızca müşteri değil, bir anlamda “pet ebeveyni” olarak değerlendirilecek.
Buna göre mağazacılık sistemimizi, klinik yapılarımızı, e-ticaret modellerimizi ve farklı perakende kanallarımızı yeniden düşünmemiz gerekiyor.
Aynı zamanda kamu kurumları, bakanlıklar, ihracatçı birlikleri, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve sektör firmalarının birbirine daha güçlü bağlanması gerekiyor.
Bunu başarabilirsek Türkiye bugünkünden çok daha büyük ve etkili bir pet ekonomisine sahip olabilir.
Zoomark ile kurduğunuz iş birliği ve Petzoo Africa girişimi Petzoo’nun uluslararası yolculuğunda ne ifade ediyor? Bu gelişmeler Türkiye’deki firmalara ve tüketicilere nasıl yansıyacak?
Petzoo artık kendisini kanıtlamış ve uluslararası sektörde ciddi bir bilinirliğe ulaşmış bir organizasyon.
Zoomark’ın ve arkasındaki BolognaFiere yapısının Petzoo’ya olan ilgisinin de biraz bunun sonucu olduğunu düşünüyorum.
BolognaFiere yıllardır uluslararası fuarlar düzenleyen, dünyada çok geniş bir sektör ağına sahip bir organizasyon. Bu iş birliğinin Türkiye’deki pet sektörünü dünyanın daha önemli oyuncularıyla buluşturacağını ve özellikle uluslararası alıcıların İstanbul’a olan ilgisini artıracağını düşünüyoruz.
Bizim açımızdan mesele yalnızca fuarın büyümesi değil. Türkiye’nin uluslararası pet ticaretindeki merkezlerden biri haline gelmesi.
Petzoo Africa tarafında ise biraz farklı bir hedefimiz var.
Türk üreticilerinin Kuzey Afrika’da zaten önemli bir gücü ve marka bilinirliği bulunuyor. Biz bunu kullanarak sadece oraya daha fazla ürün satmayı değil, bölgedeki pet pazarının kendisini büyütmeyi hedefliyoruz.
Aslında yıllar önce İstanbul’da Petzoo’yu düzenlerken yaptığımız şeyin bir benzerini bugün Kahire’de yapmaya çalışıyoruz.
Hayvan sahiplenme kültürünün gelişmesini, yatırımcıların bu sektörü fark etmesini, yeni mağazaların, distribütörlerin ve sektör oyuncularının oluşmasını sağlamaya çalışıyoruz.
Bir bakıma sektörel bir lobi faaliyeti yapıyoruz.
Çünkü Türk ürünleri zaten Mısır’da ve çevre ülkelerde belli bir noktaya ulaştı. Bundan sonraki büyüme yalnızca daha fazla ürün göndermekle olmaz. Tüketici tabanını büyütmeniz gerekiyor.
Bunun yolu da hayvan sevgisini, evcil hayvanla yaşamanın temel süreçlerini ve sorumlu hayvan sahipliğini insanlara anlatmaktan geçiyor.
Mısır gibi sosyo-kültürel dinamikleri farklı bir ülkede bunun kolay olduğunu söyleyemem. Ama uzun vadede gerçek pazar böyle oluşuyor.
Önümüzdeki on yılda kedilerin beslenme, sağlık ve bakım dünyasında bizi hangi yeniliklerin beklediğini düşünüyorsunuz? Bunların hangileri gerçekten yaşamlarını iyileştirecek?
Önümüzdeki on yılda pet sektörünün en önemli konularından biri hayvanların yalnızca daha iyi yaşaması değil, daha uzun ve daha sağlıklı yaşaması olacak.
Özellikle evlerde yaşayan kedilerin yaşam sürelerini uzatmaya yönelik beslenme, koruyucu sağlık, erken teşhis ve veteriner hekimlik uygulamalarının çok daha fazla gelişeceğini düşünüyorum.
Beslenmenin daha kişiselleşmesi, sağlık problemlerinin daha erken fark edilmesi ve veteriner hekim süreçlerinin hem hayvan hem de hayvan yakını açısından daha kolay hale gelmesi önemli gelişim alanları olacak.
Bunun yanında dünyada ırkların korunması ve bilinçsiz üretimin önlenmesi konusunda giderek büyüyen bir mücadele var. Bunun önümüzdeki yıllarda daha da sertleşeceğini düşünüyorum.
Gelecekte herkesin hiçbir bilgiye, sorumluluğa veya hazırlığa sahip olmadan kolayca kedi sahibi olabildiği bugünkü model de değişebilir.
Hayvan sahiplenmenin daha bilinçli, daha kontrollü ve daha fazla sorumluluk gerektiren bir yapıya dönüşeceğini düşünüyorum.
Belki de önümüzdeki on yılın en önemli gelişmesi yeni bir mama, yeni bir cihaz veya yeni bir teknoloji olmayacak.
İnsanların bir hayvanla yaşamanın ne anlama geldiğini daha iyi anlamaları olacak.
Çünkü yaşam kalitesini gerçekten yükseltecek şey; daha fazla ürün tüketmekten önce, daha bilinçli beslenme, daha iyi sağlık takibi ve daha sorumlu hayvan sahipliği olacaktır.
Covid-19 virüsünün hayatımıza girmesiyle sosyal mesafe birinci kuralımız oldu. Pandemiyle ...
Herkes köpeklerin binlerce yıldır, insanın en iyi arkadaşlarından biri olduğunu bilir. ...
SENİN PATİN HANGİSİ?Her kedinin pati rengi farklıdır. Peki bunu biliyor muydunuz?Biz ...
Amasya'nın Taşova ilçesinde kedi ile köpeğin dostluğu, görenlerin kalplerini ...
Kediniz sabah erken alarm görevi ile sizi uyandırdı, biraz kendini sevdirdi ve mama istiyor! ...
Kedilerde davranış problemi gibi görünen şey, bazen tamamen normal bir davranış ...
İngiltere'den Rachel Lawrence adlı bir kadın 8 aydır kayıp olan kedisi Barnaby’i tesadüfen ...
ABD'nin California eyaletinde yapılan bir araştırmada köpeklerin kıskançlık duygusuna sahip ...
Prince Chunk, 1998 yılında erkek bir kedi olarak Amerika’da dünyaya geldi. Takvimler 2008 ...
Genel Yayın Müdürümüz Veteriner Hekim Dr. Tarkan Özçetin, Kedici dergisinin Türkiye’deki ...
Tunceli’de bir sokak köpeği ile kedinin dostluğu insanların içini ısıtıyor. ...
Kediler etraflarındaki dünyaya baktıklarında hangi renkleri görebilirler? Haydi gelin bir ...
Kedilerde kronik böbrek hastalığını yıllardır tedavi ediyoruz. Daha doğrusu, çoğu zaman ...
Tapınağa dalıp adak kâselerinde kalan tortuları içiyor leoparlar; arka arkaya ...
Kedilerin doğumunu takiben sinir sistemleri gelişmeye başlar ve bunu sosyalleşme takip eder, ...
Avlanmak, beslenmek, düşmanlardan korunmak, yavruyu ya da anneyi bulmak, idrar ve dışkıyla ...
Sertab Erener, Meslis'te kabul edilen ve "katliam yasası" olarak da anılan yasa değişikliğine ...
Lincoln Üniversitesi’nden bilim insanları, mırmırlar ile insanları arasında 5 tür ilişki ...
Evcil dostlarımızın sağlıklı, iyi bir hayat sürebilmeleri için onlara neyin iyi geldiğini ...
Kedici Veteriner Hekimler Derneği’nin Ankara Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu’nun ...
Yeni bir araştırma, kedi severlerin bilişsel beceri, yaratıcılık ve deneyime ...
Vahşice katledilen moda adı altında kullanılan savunmasız hayvanların kürklerinin hala ...
Kediler de her canlı gibi strese girebilirler ve strese bağlı davranış bozuklukları ...
Kediler için alınması gereken bir takım malzemeler ve ürünler bulunmaktadır. Bu ürünler ...
iyzico, Sevgiler Günü’nde hediye edilen ancak daha sonra bakılamayarak sokağa terk edilen ...
İguanalar tropikal iklimde yaşayan egzotik bir kertenkele türüdür. İguanalar, ...
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı E-Pati uygulaması hayata geçirildi. ...
Portekizli Bobi, 30 yıl 266 günlük ömrüyle dünyanın en yaşlı köpeği olarak Guinness ...
Bilim insanları tarafından yapılan bir çalışma, her zaman doğru olduğunu ...
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, sokak hayvanları için yakın zamanda bir ...
Vapur iskelesinde turnikenin üzerinde, tarihi camilerin önünde, kitapçıda, parkta, düğün ...
“Kedileri neden seviyoruz? Tüylü oldukları için mi… "Gerçek" o tüylü patilerinin ...
Bu partiye üye olmak için hayvanları sevmeniz şart değil Türkiye’nin ilk ve tek Hayvan ...