YENİLER >

İlk görüşte aşk! Banu Tarancı - Yeşim Özcan

İlk görüşte aşk!

Kedici için yaptığımız her röportaj sürprizlerle dolu geçer… Röportaja giderken en çok merak ettiğimiz soru acaba kedi ve sahibi birbirine benziyor mu?” sorusu olur… Bir de değişmeyen soru işareti;  fotoğraf çekimleri ne kadar sürecek? Bu sayıda on parmağında on marifet medya dünyasından Banu Tarancı ve yakışıklısı Paşa’ya konuk olduk. Evet, bir kez daha gördük ki “kediler ve sahipleri birbirine benzer” Fotoğraf çekimleri mi? Biz o kadar keyif aldık ki bu çekimlerde, ne kadar sürdü hatırlamıyoruz bile...

Kedici: Bize kendinizden bahseder misiniz?

Banu Tarancı: Doğma büyüme Ankaralıyım... Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde 1. sınıfta okurken aynı zamanda TRT Dış Haberler’de çalışmaya başladım ve böylece mesleğimi okuduğum okul değil kendim seçmiş oldum. Medya virüsü bir kez bulaştı mı, bir daha iyileşemiyorsun! 20 yıl olmuş... Bu süre boyunca radyo, televizyon, dergi ve gazete dahil olmak üzere medyanın hemen her alanında çalıştım. Son 3 yıldır televizyonda olmama rağmen mesleğim sorulduğunda hala ‘radyocuyum’ diyorum. Dile kolay 16 yıl radyo programları hazırladım ve sundum... Kısa bir süre öncesine kadar da devam ettim. Şimdi TRT TÜRK’te Meteoroloji Editörü ve Dünyanın Havası’nın sunucusuyum.

Paşa hayatınıza nasıl girdi?

B.T.: İlk görüşte aşk! Bir hafta sonu kuzinim muhteşem kedi yavruları gördüğünden bahsetmişti ve ben de hemen hafta içi onları görmeye Tunalı’da bir Pet Shop’a gittim... Tüm kardeşleri sahiplenilmiş, geriye sadece Paşa kalmıştı... Bugüne kadar gördüğüm en güzel şeydi... Ve tabii oranın sahibi işini çok iyi biliyordu, hemen 50 günlük tüy yumağını kucağıma verdi. Ondan ayrılabilmem o an itibariyle söz konusu bile değildi!

Paşa ile yapmaktan en çok keyif aldığın üç şey nedir?

B.T.: O benim mutluluk hormonum... Çok sinirli olsam ya da o esnada hiçbir şeye tahammülüm olmasa bile beni bir şekilde yumuşatmayı başarır... Onunla hemen her şeyi yapmak keyifli ama sanırım en çok sabah saatim çalıp da odadan çıktığım anda beni kapıda bekliyor oluşuna bayılıyorum... Birlikte hemen mutfağa gideriz... Benim ısıtıcıya suyu koymamı bekler ve ardından ikimizin de sabırsızlıkla beklediği o an gelir! “Hadi oğlum yat da seveyim!” dediğim anda sırtüstü devrilir, ben karnını severken o patilerini ileri geri hareket ettirirken mest olur... Televizyon karşısında uzandığım zaman hemen yanıma gelir, önce patisiyle bana bir-iki dokunur... “Hadi gel!” dediğim anda hemen üstüme çıkar ve torlamaya başlar. Ve bir de evden çıktığımız anda bana sarılıyor oluşu, müthiş bir keyiftir... Tabii o bunu korkudan yapıyor maalesef...

Banu Tarancı sadece kedileri mi seviyor?

B.T.: Çocukluğumdan bu yana hemen hep kedim ya da köpeğim oldu... Bazı kedi ya da köpek severler birini severse diğerini sevmez. Bu durum bana hep çok garip gelmiştir. Ben her ikisini de çok severim. Ama şu bir gerçek ki; köpekle kurabildiğiniz ilişkiyle kedinin ki gerçekten farklı... Bizim evimiz vadinin kenarında... Biz araba ve insan gürültüsü yerine paylaştığımız doğanın gerçek sahiplerinin o keyif veren seslerini duyuyoruz sadece. Ve onların gitmesini hiç istemiyoruz... Burada bugüne kadar büyüttüğümüz o kadar çok köpek oldu ki! Hepsinin de ismi var. Ancak pek çok kişi haklı olarak etrafta bu kadar çok sokak köpeği olmasından dolayı huzursuz.... Ancak bu durum belediyelerin sorumluluğunda olmalı diye düşünüyorum... Çözüm onları zehirlemek değil elbette, uzun vadeli düşünüp yaşama haklarını ellerinden almadan medeni ülkelerde olduğu gibi kısırlaştırmak. Bunu yapmadıkları sürece kim ne derse desin biz onlara bakmaya ve beslemeye devam edeceğiz... Sadece onlara değil kedilere ve kuşlara da!..

Banu bir kedi olsa nasıl bir kedi olurdu?

B.T.: Herhalde tam Paşam gibi olurdum… Son derece sevecen, sevdiren, uysal, uykucu, keyif düşkünü, yemek seçen ve sadece canının istediğini yapan...

Yılların radyocusu olarak bize içinden “kedi” geçen aklına şimdi geliveren üç şarkı ya  da albüm ismi söyleyebilir misin?

B.T.: Janet Jackson-Black Cat… çok severim, Cats In The Cradle- Ugly Kid Joe ne çok çaldım radyoda… ve The Cure-Lovecats.

Dünyanın Havası’nı sunan TRT Türk’ün usta sunucusu, Kedici dergisi için bir anons yapmanı istesek?

B.T.: Hmmm en zoru bu oldu! Bir kedi sever olarak diyeyim ki; dünyanın en mağrur, en dik başlı, boyun eğmez fakat bir o kadar sevecen, oyuncu, vazgeçilmez ve mutluluk veren varlıklarındandır kediler... Eğer bir kediye sahipseniz şanslısınız fakat bir kedi tarafından sahiplenildiyseniz işte o zaman gerçekten çok ama çok şanslısınız!..

Son olarak kedici dostlarımıza iletmek istediğiniz bir mesajınız   var mı?

B.T.: Bu dergiyi okuduğunuza göre mutlaka bir kedi seversiniz ya da en kötü ihtimal eğilimindesiniz. Sizin de bildiğiniz gibi hayvan sevgisi küçük yaşta başlıyor... Yaşam şartlarımız doğrultusunda biraz da rahatımızdan ve özgürlüğümüzden fedakarlık ederek; kiminin kedisi, kiminin köpeği, kiminin kuşu vs. ama mutlaka çocuklarımızın evcil hayvanları olmalı. Bence evcil bir hayvana sahip bir çocukla, olmayanın davranışlarını bir süre gözlemlemek söze dökülemeyen pek çok şeyi anlatacaktır.

Ben Paşa’yla birlikte en az 10 kedi sevmeyeni kazandım... Sadece kedi değil, hayvan severlerin sayısını ne kadar arttırabilirsek o kadar vicdanlı, iyi, duyarlı ve sorumluluk sahibi bir toplum haline gelebiliriz düşüncesindeyim...

Teşekkürler...


Fotoğraflar: Murat Solakoğlu