YENİLER >

Camdan Kediler Cenneti - Arzu Karcı / S. Tarkan Özçetin

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kimdir Arzu Karcı?

1975 Ankara doğumluyum, 12 yıldır İstanbul’da yaşıyordum. Bir yıl oldu tekrar Ankara’ya döneli. Bilkent Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldum. Aslında güzel sanatlar okumak istiyordum ama kısmet olmadı o dönem. 6 yıl kadar bankacılık yaptıktan sonra, ben sanatla ilgileneceğim diyerek hayatımda yeni bir sayfa açtım. Sonra birtakım başka işler de yaptım ama hepsi sanatla ilgiliydi. İstanbul’u hiç sevmiyorum bu arada. Ama sonuçta İstanbul fırsatlar şehri, bir gün beni camla tanıştırdı. Ankara’dan öğrencilerim geliyordu. Onlar beni Ankara’ya yönlendirdi. Ankara’da böyle bir atölye yok, düşünmez misin Ankara’ya gelmeyi dediler. İstanbul karışık bir şehir. Ben de hayatımı sadeleştirmeye çalışıyorum. Ailem de Ankara’daydı, gene ani bir kararla Ankara’ya döndüm. Gayet de memnunum.

Kedilerle tanışıklığınız nasıl başladı?

Biz ailecek hayvanları, bilhassa kedileri çok seviyoruz. Ben daha doğmadan önce, bizim Fellah adında bir kedimiz varmış. Evin bir ferdi olarak kabul edilmiş. Annem bana 6 aylık hamileyken Fellah ölmüş. Sonra ben doğmuşum fakat kapkara bir bebek olarak. Ten koyu, simsiyah saçlar, ailem şok olmuş. “Fellah öldü, Arzu geldi” demişler. Benim kedi maceram oradan başlıyor. Hayatımda hep kediler oldu. Çok enterasan birşey, kediler beni bir şekilde çekiyor. Onların dilini bilmek, onlarla konuşmak istiyorum. Şimdi kızım var; Elf. Elf de 7 yıldır benimle birlikte, benim ilham perim. 1,5 aylıkken Beşiktaş Balık Pazarı’nda buldum. Kuyruğu kırıktı, raşitikti. Veterinerde ona, seni kaplan yapacağım sözü verdim; belki vermemeliydim diye düşünüyorum şimdi bu haline bakınca. Çok hareketli ve biraz ters birşey. Veterineri de Beykoz civarında, Belgrad Ormanları civarında yabani kedilerin yaşadığından bahsetti. Bunları normal kedilerden ayırmak mümkün değil diyor.

Elf’in arkadaşı oldu mu hiç?

Yok, biraz asosyal oldu Elf. Arslan Kral, Pembe Panter, Böcük, Zilli, Nazlı, Cingoz diye bir sürü kediye bakıyorum. Fakat bırakın onları sevmemi, pencereden onlara baktığımda bile gelip beni dövüyor. Çok kıskanç. Şimdi bir bebek kedimiz var, 5,5 aylık. Adı Minigül’dü fakat geçenlerde veterinerde kızımın aslında oğlan olduğunu öğrendim. Büyük bir şoktan sonra, şimdi yeni isimler düşünüyorum: Böcük, Pigme, Minican gibi. Onu eve almaya çalışıyorum. Elf görünce tıslıyor.

Camla kediler nasıl buluştu?

Elf nezdinde âşık olduğum kedilere bir şey hediye etmek istedim, onları ölümsüzleştirmek istedim. Yaptığım işle kedi figürünü buluşturmaya karar verdim. Camla kedileri birbirine çok yakıştırıyorum. Cam da kedi de çok renklidir. Oyuncudur her ikisi de. Cam saygı bekler, çok zor bir maddedir. Plastik sanatlarda çalışılması en zor madde olarak geçer. Amorf bir maddedir. Kimyada maddenin üç halinden hiçbirine girmez. Adına özel bir kategori açılmıştır “aşırı donmuş sıvı” diye. Antik Mısır’da da cama “akan taş” derler. Kediler de aynı şekilde nevi şahsına münhasır varlıklar, renkli varlıklar, oyuncu varlıklar ve saygı bekleyen özel varlıklar. Cama saygı ile yaklaşmazsanız camı kaybedersiniz, çalışma imkânınız olmaz; yaptığınız nesneyi de kaybedersiniz. Aynı şey kediler için de geçerlidir bence. Dolayısıyla kediyi ve camı birbirine çok yakıştırdım. Elf’e baktım küçük bir kafa, koca bir popo, üçgen bir vücudu var. Oradan ilk üçgen kedi formunu oluşturdum. O aralar kutsal geometri üzerine araştırmalar yapıyordum. Orada temel şekiller üçgen, kare ve dairedir. Bunlar ruh, beden ve zihni tarif eder. Üçgen kedilerden sonra, neden daire ve dikdörtgen formlu kediler yapmayayım diye düşündüm. Bu şekilde geometrik kediler ortaya çıktı. Bunların da Türk Patent Enstitüsü’nden tasarım patent belgelerini aldım. “Kedi by Arzu Karcı” diye bir markam da var. Ama tasarım patentleri daha önemli. Ana geometrik formlar çok kullanışlı şekiller. Burada da kalmayı düşünmüyorum. Ev eşyaları, mutfak eşyaları, tekstil gibi alanlara bu figürleri yansıtmayı düşünüyorum.

Öğrencilerinizden bahseder misiniz? Kedi sevmeyenler var mı mesela?

Kedi sevmeyip, sevmeye başlayan öğrencilerim var. Kedi sevmek çok özel bir durum. Kedi sevgisi karşılıksız bir sevgi aslında. Bir köpek gibi sevgilerini göstermiyorlar. Bunu da herkes kabul etmeyebiliyor. O nedenle kedilere karşı bir mesafe var. Bizim gibi kedici insanlar azınlıkta aslında. Benim de kedi sevmeyen, kediden çok korkan, kaldırım değiştiren öğrencilerim oldu. Ama ben bunu misyon edindim kendime. Tüm öğrencilerim kurs sonunda Elf’le vedalaşarak ayrıldılar. Cam boncuk yapımı Türkiye’de çok yeni. Halbuki mazisi M.Ö. 3500’lü yıllara gidiyor. Hatta ilk insan yapımı cam buluntu, Mezopotamya’da Sümer kenti olan Eridu’da ortaya çıkan bir cam boncuktur. Ama biz Türkiye’de biraz nazar boncuğuyla sınırlı kalmışız. Ben kendi adıma bunun biraz olsun kırılması adına bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Özel kurslar veriyorum.

Kursa gelen öğrencileriniz ne çalışıyor? Onlar da kedi üzerine mi çalışmalar yapıyor?

Kedi bana özgü bir şey, benim alamet-i farikam. Öğrencilerim nazar boncuğu yapıyorlar, çeşitli desen çalışmaları yapıyorlar. Daha sonra öğrenci ne isterse onu yapıyor.

Sizin çalışmalarınızı nerede bulabiliriz?

Mesa Koru’da Murat Akın’ın yerinde; Panora’da Suare adlı butikte bulabilirsiniz. Ayrıca pasaj.com adlı internet sitesinde benim de ürünlerim bulunabiliyor.