YENİLER >

Kediler de Değişti - Yıldız Kaşıkçı

Kediler de Değişti - Yıldız Kaşıkçı

Kimi kart sesiyle dosdoğru haykırıyor sevdasını, kimi kısık kısık, kaçamak, hicranlı, kimi de pür-ahenk şarkı söyler gibi... Hepsinin niyeti aynı. Daha Mart da gelmedi hani. Kedilerin huyu da değişti. Zamane bunlar. İşlerini erkenden bitirip Mayıs demeden doğuracaklar. Eh, bir ayda yavrular ele avuca gelince de yazı rahat geçirecekler. Bakarsın ikinci tura geçerler.

Kedilerin bağırtısı bir anda koroya dönüşüyor, araya kavga hırıltıları, kıskançlık çığlıkları bazen de tozu dumana katan amansız kovalama sesleri karışıyor.

Geniş bahçeli bu eski yapı bir çocuk yuvası. Yuvanın çalışanları bu kedi kolonisini beslemeyi görev edinmişler. Hatta iyice şımartıp tepelerine çıkarmışlar. Öyle her yemeği yemezler haspalar. Etlilere sütlülere rağbet ederler; ekmek, çörek görürlerse burun kıvırırlar.

Otuz-kırk kadar varlar. Bir kaç geniş aile... Hemen hepsi hısım akraba. Tombulu, marazlısı, sarmanı, tekiri, şaşısı, sürmelisi kimi zaman kavga gürültü ediyor, çoğunda da mırıl mırıl anlaşıp koklaşarak gül gibi geçinip gidiyorlar. İnsanoğlundan halliceler bu bakımdan. Dalaşmaları uzun sürmez, bir yolunu bulup sulh olurlar sonunda.

Bu eski ama bakımlı binanın asıl sahipleri onlar. Çocuklarla öğretmenleri, bakıcılar, aşçı, temizlikçi kadın sabah gelip akşam terk ediyorlar binayı. Gece bekçisi de adı üstünde sadece geceleri burada. Oysa kediler öyle kendilerinden emin bir huzur içindeler ki sanki tarih öncesinden beri sahiplenmişler burayı..

Kullanım alanlarını çok ustaca paylaşmışlar aralarında. Tapu kadastro memurları gelse böyle hakça yerleştiremezlerdi onları. Her kabilenin yuvalandığı kovuk, cilveleştiği ağaç dalı, gezindiği, yediği, uyuduğu dam altı, oluk kenarı, duvar dibi, kapı arkası belli. Gençler arasındaki bazı haddini bilmezler yüzünden arada sırada bu konularda maraza çıkmıyor değil. Böyle olunca aklı evvel, durmuş oturmuş aile büyükleri devreye giriyor ve iş tatlıya bağlanıyor.

Geniş bahçenin güney ucundaki eklenti bina sonradan yapıldı. Mutfak olarak kullanılıyor. Tek katlı bu küçük evden gün boyu mis gibi yemek kokularıyla birlikte tatlı bir sıcaklık yayılıyor. Sabah daha çocuklar gelmeden ana yemekler hazırlanıyor. Pencere önündeki geniş mermer tezgahta aşçının keyifle açtığı börek çörek hamurları dinlenmeye bırakılıyor, sonra şekilden şekle giriyor. Hamurlar fırına konulunca bu kez aynı tezgahta etler doğranıyor, patatesler soğanlar soyuluyor, ıspanaklar ayıklanıyor koyu sohbetlerin yardımıyla. Bu karışımların tencerelerde pişerken çıkardığı nefis kokular kedileri çileden çıkarıyor olmalı ki her zaman en kalabalık mekân mutfak binasının pencere önü.

Binanın sahibi kirayı artırmak istiyormuş; hem de dört beş katı. Yuvanın sahipleri emekli öğretmen bir karı koca. Varlarını yoklarını bu işe yatırmışlar. Veremezler o kadar parayı. Mal sahibi de biliyor bunu. Yapsatçıyla anlaşmış olmalı, yıkacaklar binayı, yarı yarıya sahiplenecekler. Daha modern büro daireler daha çok para getirecek. Ağaçlar kesilecek, seksen yıllık bir bina artık olmayacakmış, ne gam?

Çocuklara başka bir yuva bulunur, belki daha yeni, daha sıcak, damı akmayan. Beni kedilerin efkârı sardı şimdiden..

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER