YENİLER >

Locke'un Hikayesi - Yasemin Karalar

Locke'un Hikayesi - Yasemin Karalar

Kendimi bildim bileli kedileri çok seviyorum. Onların her halleri beni büyülüyor; miyavlamaları, sevgiye düşkünlükleri, şefkat bağımlılıkları.. Bunlar bir yana gönüllerince yaşamayı sevmelerine hayran kalıyorum ve aslında daha da önemlisi istemedikleri hiçbir şeyi yapmamaları beni çok etkiliyor. Keşke bizler de böyle olabilsek...

Balkonumda 6 yıldır kocaman patileri olan, çok yakışıklı, sadık bir misafir besledim. Ona benim kedim diyorum, her ne kadar mahallede dolaşsa da acıktığında, susadığında, güvensiz hissettiğinde, uykusu geldiğinde ya da benim ona işim düştüğünde hep yanımdaydı.

Locke için bir sokak kedisi diyemiyorum. Zamanının çocuğunu balkonumda geçiriyordu. Mahalledeki çocuklar ona "Yakup" diyorlardı. Bu isim de ona çok yakışıyordu. Onunla tanışmamız, altı yıl önce bu eve taşınmamızla başladı. Ancak ne yazık ki geçen ay onu kaybettim. Ölümünün nedenini bilmiyorum. Üzerinde hiçbir yara izi yoktu. Biraz yaşlıydı... Her ne kadar mahalledeki herkes onu çok sevse de ona benim kedim demek hala çok hoşuma gidiyor. Ölmüş olduğuna inanmam sanırım çok zaman alacak...

Evde yalnız olduğumda bana balkonumdan eşlik ederdi. Hatta öyle ki ben eğer mutfaktaysam mutfağın penceresine, odadaysam odanın penceresine gelip otururdu. O varken yalnız kalmak gibi bir derdim yoktu.

Bir gün evimin çok yakınındaki terziye gitmek için dışarı çıktım. Sokakta köpekler vardı. Bütün canlıları çok seviyorum ancak köpeklere karşı olan korkumu bir türlü yenemiyorum. Locke da biliyordu köpeklerden korktuğumu. O an asla unutamayacağım bir şey yaşattı bana... Kuyruğunu bacağıma dolayıp beni terziye götürdü. Ben içeri girince yanımdan ayrıldı.

Onunla aramızda öyle bir bağ vardı ki... Bir keresinde balkonun kapısını açmakta zorlanmıştım. Ben içeride kapıyla uğraşırken o da dış taraftan kapının kolunu zorlayıp duruyordu. Yardım etmek istiyordu. Locke'un hisleri çok güçlüydü. Onunla anlaşmamız için çok özel bir dil kullanıyorduk.

Bir gün bir misafirimiz Sibirya cinsi büyük bir kurt köpeğiyle bize gelmişti. Balkonumuza bırakmıştı köpeğini. Locke da köpeklerden korktuğumu bildiği için hemen geldi ve köpeğin yanına oturdu. İkisinin nasıl da uslu uslu yanyana oturabildiklerine hala hayret etmekteyim... Bu kadar sadık, ilgili, sevgi dolu, saygılı olduklarına inanamıyorum... Locke karanlıkta yürürken sesimi duyarsa mutlaka yanıma gelir beni evime bırakır ve ben uyuyana kadar balkonumda kalırdı... Locke'u hep özleyeceğim.. O benim kedim olarak doğdu ve o şekilde sonsuza karıştı...

Bir defasında balkonumun kapısı biraz açık kalmıştı, bir baktım ki Locke çamaşır makinesinin önüne oturmuş dönen çamaşırları izliyordu. Kalk, git demek nasıl zoruma gitmişti. Canının her istediğini yapsın istiyordum. Locke biraz iri bir kediydi. Patilerini açtığı zaman ben de ellerimi uzatıp boy ölçüşüyorduk. Vücudunu öyle iyi ezberlemiştim ki, sokak lambasının ışığında onu uzaktan tanıyabiliyordum. Eşim buna çok şaşırıyordu.

Locke’la hiç mi kavgamız olmamıştı? Oldu tabi ki. Yerde akıllı uslu oturan kedimi okşuyordum. Kuyruğuna dokunuyordum. O sırada sevgimin ayarını biraz kaçırmışım bana 3 tane çizik attı. Onun çizdiği yerlere bakıp o anı hatırlayıp gülmek bile çok eğlenceliydi. Sadece bu kadar değil, onunla daha büyük kavgamız da oldu. Sokakta dolaştığı için onu kucağıma almıyordum. Bir gün dayanamadım. Kucağıma aldım, dilediğim kadar sevdim. Sonra kendimi kaybedip yine sınırı aştım. Kucağımda sırtüstü çevirip karnını okşamak istedim. Bunu daha önce yaşamamış olduğu çok belliydi, ev kedisi için çok hoş olan bu durum onun için öfke sebebi oldu ve patisiyle yüzüme güzel bir tokat attı. Yüzüm biraz kanamış olsa da ona kızamadım. Bunu hak etmiştim.

Ona Koca Pati diyordum. Patileri öyle tatlıydı ki... Ona dokunmak terapi gibiydi... Locke bize de eşine de çok sadıktı. Eşine diyorum çünkü sadece bir tane dişiyle sürekli gezdiğini görüyordum. Haliyle onu da besliyordum. Bazı zamanlar mahallede kedime benzettiğim yavru kediler bile oluyordu.

Ben Locke’u hiç evimde beslemedim. Evimde besleseydim kimbilir daha ne kadar unutulmayacak, mucizevi, tatlı anılarım olurdu. Hayvanseverlerin yaşadıkları özel duygulara içten inanıyorum. Locke için emin olduğum bir şey vardı, herkesten çok beni seviyordu. Böyle düşünmek beni çok mutlu ediyor... O artık penceremden bana bakamayacak, bana eşlik edemeyecek, balkonumda uyuyamayacak ama ben onu hiçbir zaman unutmayacağım…

Locke ve diğer bütün kediler bu dünyanın en tatlı şeyleri.. ve tabi diğer bütün canlılar da... Herkesin Locke ile yaşadığım tatlı duyguları yaşamasını dilerim...

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER