Didim’deki sokak köpekleri İngiliz çifte emanet
07.10.2024Tatil için geldikleri Türkiye’ye hayran kalıp, 2007’de emekli olur olmaz Didim’e ...
Bazen bir toplumun vicdanı, çıkardığı büyük yasalardan değil; kapısına astığı küçük tabelalardan anlaşılır.
Kapıda "Evcil hayvan giremez." yazıyorsa mesele sadece bir kedi ya da köpek değildir.
Mesele, birlikte yaşamayı ne kadar becerebildiğimizdir.
Şimdi gündemde olan yasa taslağına göre, gıda tüketilen alanların tamamında; sadece kapalı mekânlarda değil, açık teraslarda ve bahçelerde bile evcil hayvanların bulunması yasaklanabilecek.
Eğer bu düzenleme bu haliyle yasalaşırsa, yıllardır "pet friendly" anlayışıyla hizmet veren işletmelerin kendi inisiyatifi de ortadan kalkacak.
Bana göre asıl sorun tam da burada başlıyor.
Çünkü devletin görevi bütün işletmeleri aynı kalıba sokmak değil, bilimsel kuralları belirleyip denetlemektir.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hijyen kuralları son derece sıkıdır. Buna rağmen binlerce kafe ve restoran belirli şartları sağlayarak evcil hayvan kabul edebilmektedir.
Demek ki sorun hayvanlar değil.
Sorun, kuralların doğru uygulanıp uygulanmamasıdır.
Hijyen elbette tartışılmaz.
Ancak hijyen; bir canlının varlığıyla değil, işletmenin temizliğiyle sağlanır.
İyi yönetilen bir işletmede, tasmalı, kontrol altında bulunan, masaya çıkmayan bir köpek ya da taşıma çantasındaki bir kedinin oluşturduğu risk; denetlenmeyen onlarca başka hijyen probleminden çok daha düşük olabilir.
Kaldı ki bugün sokakta, parkta, toplu taşımada ve hatta havaalanlarında bile insanlarla hayvanların bir arada yaşayabildiğini görüyoruz.
O halde neden açık hava bir kafenin bahçesinde bu birliktelik yasak olsun?
Daha da önemlisi...
Bu yasa sadece hayvanları dışarıda bırakmayacak.
Milyonlarca hayvanseveri de dışarıda bırakacak.
Çünkü evinde yaşlı köpeği bulunan, engelli hayvanıyla yaşayan, ayrılık kaygısı nedeniyle hayvanını yalnız bırakamayan insanlar için bu sadece bir kahve içme meselesi değildir.
Bu, sosyal hayata katılabilme hakkıdır.
İşletme sahiplerini de anlamak gerekir.
Kimi işletme evcil hayvan kabul etmek istemez; buna saygı duyulur.
Kimi işletme ise hayvan dostu olmak ister; buna da saygı duyulmalıdır.
Özgürlük tam da budur.
Tek tip yasaklar değil, seçenekler...
Bu düzenlemenin gözden kaçan bir başka boyutu ise Türkiye'nin dünyadaki imajıdır.
Dünyanın birçok ülkesinde Türkiye denildiğinde akla gelen ilk görüntülerden biri, insanlarla iç içe yaşayan kedilerimizdir. İstanbul'un kedileri hakkında çekilen belgeseller milyonlarca kişi tarafından izlendi; sosyal medyada her gün binlerce yabancı turist bu ülkenin hayvanlarla kurduğu ilişkiye hayranlığını paylaşıyor.
İnsanlar artık sadece tarihi eserleri görmek için seyahat etmiyor.
Bir ülkenin ruhunu, sokaklarını ve canlılarla kurduğu ilişkiyi de görmek istiyor.
Türkiye'nin en güçlü turizm değerlerinden biri de tam olarak budur.
Yüzyıllardır kedileriyle birlikte yaşayan şehirlerimiz...
Camilerimizin avlularındaki su kapları...
Esnafın dükkânında uyuyan kediler...
Vapur iskelelerinde yolcuları karşılayan dostlarımız...
Bunlar sadece güzel fotoğraflar değildir.
Bunlar, Türkiye'nin dünyaya anlattığı hikâyenin bir parçasıdır.
Biz yıllardır farkında olmadan çok değerli bir kültürel miras ve uluslararası marka değeri oluşturduk.
Şimdi ise bu ruhu yasak tabelalarıyla gölgelemek üzereyiz.
Beni en çok düşündüren ise şu:
Biz son yıllarda sürekli yasakları konuşuyoruz.
Oysa gelişmiş toplumlar birlikte yaşamayı konuşuyor.
Çocuklara hayvan sevgisini nasıl öğreteceğimizi, şehirleri nasıl daha yaşanabilir hâle getireceğimizi, insanların ve hayvanların ortak yaşam alanlarını nasıl artıracağımızı tartışmamız gerekirken; biz kapılara yeni yasak tabelaları asmayı tartışıyoruz.
Ben veteriner hekimim.
Otuz yılı aşkın meslek hayatım boyunca binlerce kediye, köpeğe ve onların ailelerine tanıklık ettim.
Şunu çok iyi biliyorum:
Bir toplumun merhameti, en güçsüz olana gösterdiği saygıyla ölçülür.
Kapısından sessizce geçen bir kediden ya da sahibinin ayağının dibinde usulca yatan bir köpekten korkan bir toplum değil; birlikte yaşamayı öğrenmiş bir toplum güçlüdür.
Ve unutmayalım...
Türkiye'nin dünyaya ihraç ettiği en güzel değerlerden biri sadece tarihi, mutfağı ya da denizi değildir.
Kedileriyle, köpekleriyle ve tüm canlılarla kurduğu merhamet kültürüdür.
Bu kültürü kaybetmek, sadece hayvanseverleri üzmez.
Türkiye'nin dünyadaki sıcak, vicdanlı ve misafirperver ülke imajına da zarar verir.
Belki de sormamız gereken soru şudur:
Gerçek tehdit, yanımızdaki hayvan mı?
Yoksa her sorunu yasaklarla çözmeye çalışan anlayış mı?
Dr. Tarkan Özçetin
Veteriner Hekim
23/07/2026
Tatil için geldikleri Türkiye’ye hayran kalıp, 2007’de emekli olur olmaz Didim’e ...
Eser Adı: Grumpy Cat (Huysuz Kedi), Huysuz Bir KitapYayınevi: Aya KitapYayın Yönetmeni: ...
Endemik bir bölgeye özgü olan, dünyanın başka hiçbir yerinde yaşama ihtimali olmayan, ...
Birçok araştırma, pandemide hayvan sahiplenme oranlarının inanılmaz bir artışa geçtiğini ...
Konya’nın Beyşehir ilçesinde girdiği otomobilin motor kısmında sıkışan yavru kedi, ...
Son günlerde mama fiyatlarına gelen zam konuşulurken, Kedici Veteriner Hekimleri Derneği ...
Ayurveda; Tanrı’nın 5 elementi değişik oranlarda kombine ederek tüm evreni yarattığını ...
İzmir'de, 60 yaşındaki Sevgi Uslu, kızının sahiplendiği kedi sayesinde edindiği hayvan ...
Japonya'da faaliyet gösteren bir spa merkezi, klasik masaj hizmetlerine sıra dışı bir seçenek ...
Kedilerde görülen agresif yanıtlar türün doğal davranışı ile ilişkilendirilir. Bunlar ...
Stres, hayatımızın her alanında bizimle olan bir olgudur. Biz insanlar yaşadığımız birçok ...
Samsun'da hayvanseverler sokaklarından geçen sürücülerin kedilere dikkat etmesi ve yavaş ...
Yavru kedicikler, bağışıklık sistemlerinin halen gelişiyor olması nedeniyle iç parazitlere, ...
Ankara'da bir evin arka bahçesinde bulunan ve sahiplenen kişi tarafından Midas adı verilen kedi ...
Son günlerde medyada sık sık yer alan üzücü haberleri hepimiz biliyor ve okuyoruz. Asıl acı ...
ABD’de, New York’tan Orlando’ya giden uçağa yüklenmek üzere güvenlik kontrolünden ...
Havaların soğumasıyla sokaktaki dostlarımız için zor günler başladı. Bu soğuk kış ...
Bildiğiniz gibi havalar soğudu, yağmuru, karı, rüzgarı… E bu durumda bir kedici ne yapar? ...
Yalova’nın Çiftlikköy ilçesinde bahçe tellerine sıkışan kirpi ve su kuyusuna düşen ...
İran evcil hayvan beslemeyi ve köpek gezdirmeyi suç sayan bir yasa çıkarmak için harekete ...
Bir İngiliz bilim insanı, kedilerin sahiplerini ‘daha büyük bir kedi olarak gördüğünü’ ...
Kediler tatlı, arkadaş canlısı ve sevimlilerdir. Ancak onlarında kızdıkları ve ...
Aşık olmak insanlara has bir duygu mudur? Hayvanlar aşık olabilir mi? Bilim insanları ...
Niğde Belediyesi’nin geçici hayvan bakımevindeki köpeklerin enjeksiyon yöntemiyle ...
Fransa'da bir kedi yeni evini beğenmedi, eski evine dönmek için 600 kilometre gitti. Cocci'nin ...
Pushkar Gölü’nün kıyısındaki ghatlardan birine kısa süreliğine bırakılmış olan ...
Amerikalı yazar Michael Pollan, “Arzunun Botaniği – Bir elmanın sizi kullandığını ...
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ender Yarsan dergimize yaptığı ...
Son günlerde mama fiyatlarına gelen zam konuşulurken, Kedici Veteriner Hekimleri Derneği ...
Aşı dediğimiz o küçücük şişenin içindeki sıvıda Antijen vardır. Antijen yani ...
Antalya’da yaşayan bir Amerikan klasik araba koleksiyoneri olan Abdullah Bilir’in özel yapım ...
Kedimin Kulaklarını Temizlemeli Miyim? Kedinizin kulaklarının kirli olduğunu ...
Özellikle Kuzey Amerika’da yaygın uygulanan bir işlem “onikektomi” Kediler evdeki ...