YENİLER >

Halime - Banu Kalkandelen

Halime - Banu Kalkandelen

Benim bir kedim vardı. İsmi Halime..

Gördüğüm en anaç kedilerdendi. İlk doğumundan olan 2 yavrusu hayattaydı. Onlarla bizim apartmanın bodrumunda yaşarlardı. Gündüzleri hava güzelse bahçelerde koşuşturur, yavrularıyla oynar, onları yakalayıp yakalayıp yalar severdi. Kocası da vardı. Koskocaman kafalı, yüzü yara bere içinde bir belalı kedi. Ben Şerafettin derdim kendisine. Hep beraber takılırlardı, arada Şerafettin de bodruma gelir, benim verdiğim mamalardan yerdi. Halime hep istim üstünde duru, Şerafettin gitmeden uyumaz, yavrularını kollardı. Yavrularını beslemek için avlanırdı Halime, çok iyi bir avcıydı. Kaç kere ağzında kertenkele, fare yavrularına götürürken görmüştüm. Bizim site de çok yeşil bahçelerle dolu olduğundan av bulması kolaydı.

Bir gün Halime benim kapıma geldi. Paspasıma yavrularından erkek olanı bırakıp bana “giyaav” dedi. Onu almamı istiyordu. Kız kardeşine ev bulmuştuk. Artık büyütmüştü bebeklerini ve sanırım yeni bebekler yapmanın zamanı gelmişti. Yavruyu aldım, aşırı sevimli, tüylü bir topaktı. Bolca piresi vardı. Pire damlası damlattım hemen. Onun dışında temizdi. Halime sürekli yalıyordu. Ben yavrusunu alınca gitti. Aylardan Aralık’tı. Hatırlıyorum 2002 Aralık…

Halime 2 hafta görünmedi. O’nu çok merak ediyordum. Hava çok soğuktu. Benim hayatım ise allak bullak. Boşanma öncesi dönemdeydim. Evimdeki kedilerle oturuyor, onlara sarılıyor başka da hiçbir şey yapmıyordum.

Bir gün çıktı geldi, çok acıkmıştı. Benden mama istedi. “Ne o kız” dedim, “hiç mama yemedin mi?”. Günler geçiyordu, her gün gelip mamasını yiyor, çok soğuk gecelerde gene bodruma iniyordu. Bir müddet sonra karnı büyümeye başladı. Ah dedim, tahmin ettiğim gibi yavru yapmaya gitmiş. “Kızım, kışın ortasında yapılır mı bu iş?” Cevabı çok netti “miavvv, mavv, miyyaaav” Ben beslemeye devam ettim, ekstra şeyler veriyordum hamile diye.

Gel zaman git zaman karnı kocaman oldu. Kar yağıyordu. Karların içinde yuvarlanmaya bayılıyordu koca karnıyla. Ben hemen içeri alıyordum. “Ne işin var dışarda gir bakim içeri” diye. Bir gün geldi benim kapımın önünde sırtını duvara dayayıp bir insan gibi oturdu. Karnındaki yavrular hareket ediyorlardı. O da karnını seyrediyordu. Karnını okşamaya başladım, bayıldı. Yerlere yatıp karnını açtı. Ben de onu sevdim sevdim.

Sonra 2 gün görünmedi. Aradım taradım bulamadım. Herhalde doğurmuştu ama neredeydi. Sonunda bizim sitenin güvenliklerinden birine sordum. “O kedi doğurdu, garajdaki depoda bir kutuda duruyor” demez mi? Koştura koştura gittim ama nasıl bir kar. Dizlerime kadar. Garaja indim, deponun kapısını açtım. Ne göreyim? Benim güzel Halime’m ve 5 yavrusu bir kutuda oturuyor. Beni görünce heyecanlandı, çok açtı. “Nerede kaldın” der gibiydi. Yavrular kupkuru ve tertemizdi ama Halime zor durumdaydı. “Ah yavrum” dedim, “yoksa sen iki gündür burada bu halde misin?” Hemen eve koştum, kedi taşıma kutumu aldım, önce bütün yavruları, sonra Halime’yi kutuya koyarak eve çıkardım. Çalışma odamı onlara verdim. Kaloriferin dibine kocaman bir sepet koydum. Neyse ki vardı. Şilte koydum, havlu koydum. Yavrularıyla yerleşti. Bol mama ve su getirdim. O suyu nasıl içti anlatamam, tekrar getirdim. Onu da içti. Yavrucağın içi yanmıştı. Güzel mama verdim, bir de ciğer haşladım. Halime inanamaz gözlerle bana bakıyordu. “Bitti artık” dedim, “bütün sıkıntıların bitti”.

Halime o odada, evin sıcaklığı ve benim sevgimle yavrularını büyüttü. Onları hiç ayırmadan büyük bir şefkatle seviyor, onları sarıp sarmalıyordu. Uyurken bile emiyorlardı Halime’yi. Memeleri yara olmuş kanıyordu ama o emzirmeye devam ediyordu. Meleğim benim. Yavrular büyüdükçe oyunlar oynamaya, tırmanmaya, avlanma egzersizleri yapmaya başladılar. O ise başlarında duruyor, gururlu bir anne edasıyla yavrularını izliyordu. Biraz büyüdüklerinde onlara tuvaleti kullanmayı da öğretti, hem de gözlerimin önünde ve birkaç saat içinde. Düzgün yapamayan olursa bir pati atıp tekrar kutuya sokuyordu. Benimse Halime’ye hayranlığım ve sevgim her gün artıyordu.

Zamanı gelince bu yavrularına da ev bulduk. Halime benim evimin baş tacı olarak benimle ve önceki doğumundan olan tek oğlu Haydut ile kaldı. Diğer kedilerim Kaşmir ve Minik ile uyum ve huzur içinde yaşadılar. Hepsi yaşlanıp melek oluncaya kadar hayatımın en değerli varlıkları oldular. Beni sevdiler, bana sevgileriyle sarıldılar ben de onları sarmaladım, öptüm, kokladım.

Şimdi hepsini çok özlüyorum. Varsa öteki dünyada kucağıma koşacakları günü iple çekiyorum.

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER