YENİLER >

Yaşar’ın Hikayesi - Ayşegül Cüneyt

Yaşar’ın Hikayesi - Ayşegül Cüneyt

Minnoş’u terk edilmiş halde sokakta bulduğumuzda, bir yaşlarında çok güzel yarı tekir bir kediydi. Geçmişine ilişkin öğrendiğimiz tek şey ise, sokakta oynayan çocukların söylediklerine göre, birilerinin evlerini taşırken onu sokağa bıraktıklarıydı. Birkaç gün balkonumuzun karşısındaki bir binanın giriş kapısının yanında beklemişti. Çöp karıştırmıyor, dolaşmıyor, diğer sokak kedileri gibi sağa sola koşmuyordu. Sonbahardı ve hava akşamları iyice soğumaya başlamıştı.

Minnoş’u kucağıma alıp, hırkamla sarmalayıp eve getirdiğimde bizimle ömür boyu yaşamasını istediğimi hatırlıyorum. Bizimle dokuz yıl yaşadı Minnoş. İçinde hep hüzün vardı terkedildiği için kimseye güvenmezdi, diğer kedilere yaklaşmazdı. O bizi çok sevdi, biz de onu. Kimseye yaklaşmayan kızımız Minnoş sekiz yaşlarındayken, Bal adını verdiğimizi açık sarı renkli bir sokak kedisine aşık oldu. Yavrusu olduğunda adını Çiçek koyduk, ancak birkaç ay sonra raşitizm nedeniyle kaybettik. Minnoş ve biz çok üzüldük..

Ve nihayet 25 Şubat gecesi Minnoşumuz ve Balımızın bir oğlu oldu. Minnoş ağrıları başlayınca benden yardım istedi. Nerede doğum yapmak istediğini hareketleriyle belli etti. Doğum gerçekleştikten sonra, bebek içgüdüsel olarak süt aramaya başladı. Ancak bir süre sonra emdiği halde doymuyor, sürekli bağırıyordu. Elimle Minnoş’un sütü olup olmadığını kontrol ettim, bir damla bile süt yoktu, bebek çok açtı. Gece yarısı ne yapacağımı , Minnoş sürekli gözlerime soru işaretiyle bakıyor, panikliyor, bana her zaman bir şey anlatmak istediğinde yaptığı gibi kedin uydurduğu bir dille mır mır konuşuyordu. Mutfağa koşup süt ısıttım, evde bulunan bulaşık eldiveninin küçük parmağını kestim, iç kısmını bol suyla yıkadım, ucunu çok ince deldim ve içine ılıttığım sütü doldurdum. Bebeğin ağzına, boğazına kaçırmamak için özen gösteren sadece bir damla ılık sütü damlattım. Bebek rahatladı ve Minnoş mutluluktan ellerimi yaladı.

Ertesi sabah Cat Hospital’i arayıp durumu ve yaptıklarımı veteriner hekimimize anlattım. Hekimimizin ilk cümlesi şu oldu: “ İnek sütünü kedi sütüne dönüştürmemiz gerek.” Ama nasıl? Hekimimiz telefonda sihirli formülü şöyle verdi; “ılık süt, haslanmış yumurta sarısı, bir çay kaşığı toz şeker ve bir tatlı kaşığı zeytinyağı” Hepsini rondoda karıştırıp, karışımı kediler için satılan biberonla, yavrunuzun boğazına ve dolayısıyla ciğerlerine kaçırmadan her gün doyması gereken saatlerde içiriyorsunuz.

Bu tarifle elde ettiğimiz kedi sütüne benzer sütü aylar boyunca her gün, öğlen işten eve gelerek , Minnoşu’un sevgi dolu ve minnettar bakışlarının altında yavrumuza içirdik. Minnoş, muhteşem anne yavrusunu çok sevdi. Ablamın torunu henüz bebek olan Alptuğ için hazırlanan küçük yatağı uzun süre izledikten sonra, yavrusunu ağzında taşıyıp saten örtülü bebek yatağına yerleştirdi. Ablamın evinde Minnoş’un ve yavrumuzun misafirlikleri bebek yatağında geçti. Minnoş yavrusu dört aylıkken öldü. Şeker hastası olduğunu ne yazık ki o gün öğrendik..

Yaşar bize Minnoş ve Bal’dan, geçmişimizden en değerli hatıra.. Kendisini insan zannediyor ve Pelin teyzesinin koyduğu isme uygun olarak kediden ziyade insan gibi davranıyor.

Veteriner hekimimizin verdiği tarif Yaşar’ı hayata bağladı. Cat Hospital’daki tüm hekimlere teşekkürler.

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER