Kedi Müzesi Şeref Özsoy ile Söyleşi

Kedi Müzesi
Şeref Özsoy ile Söyleşi

Araştırmacı yazar ve Kedi Müzesi yöneticisi Şeref Özsoy, uzun yıllardır edebiyat ve kültür tarihi üzerine çalışmalar yürütüyor. Özellikle Orhan Veli üzerine yaptığı araştırmalar ve yayımladığı kitaplarla tanınan Özsoy, Sunay Akın’ın koleksiyonlarından oluşan Kedi Müzesi’nin kuruluş sürecinde de yer aldı ve müzenin açılışından bu yana yöneticiliğini sürdürüyor.

İstanbul Beşiktaş’ta bulunan ve 4 Ekim 2023’te kapılarını açan Kedi Müzesi, oyuncaklardan kitaplara, afişlerden kartpostallara uzanan geniş koleksiyonuyla kedilerin kültür ve çocukluk tarihindeki izlerini bir araya getiriyor. Müzenin koleksiyonunda, Türkiye’de kedi kültürüne dair önemli yayınlardan biri olan Kedici Dergisinin ilk sayıları da yer alıyor. Özsoy ile müzenin kuruluş hikayesini ve koleksiyonun dikkat çeken parçalarını konuştuk.


Kedi Müzesi 2023 yılında kapılarını açtı. Bu fikrin ortaya çıkış sürecini ve müzenin kuruluş hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

Sunay Akın’ın pek çok projesi vardır. İstanbul Oyuncak Müzesi’ni kurduktan sonra düşleyip açtığı Kartal Masal Müzesi ile Düştepe Oyun Müzesi gibi konsept müzelerden birisi de Kedi Müzesi’dir. 15 yılı aşkın bir süre bu müzenin koleksiyonunu bir araya getirmek için çabalamıştır. Kedi Müzesi fikrini öğrenen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Sunay Akın ile iletişime geçerek müzenin Beşiktaş’ta yapılmasını ister. Uygun mekanları gezerek şu an bulunduğumuz yere karar kılınır.

Müzenin tasarımı, sahne dekor sanatçısı Ayhan Doğan ve ekibi tarafından yapıldı. 3 yıllık bir çalışmanın sonunda 4 Ekim 2023’de kapılarımız açıldı. Biliyorsunuz 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’dür, bu yüzden bu günü seçtik ama, ben size başka bir 4 Ekim’i daha anlatayım.

Behçet Necatigil, Berlin’den Tahir Alangu’ya gönderdiği bir mektupta, şunları yazar: 

“Yıldız’dan ötede alabildiğine uzayan tarlalar vardır, hani. Ne kadar isterdim Beşiktaş - Ortaköy yolunun üzerinde olmayı. Bir duvar dibinden, bir kedi gibi sürtünerek yürümeyi.” 

Kedi Müzesi tam da Necatigil’in olmak istediği konumda, Çırağan’da bulunuyor ama, asıl tesadüf mektubun tarihidir, çünkü 4 Ekim 1937 tarihinde yazılmıştır.


Müze koleksiyonunun fikir babası Sunay Akın. Siz müzenin yöneticisi olarak bu koleksiyonla ilk karşılaştığınızda sizi en çok şaşırtan şey neydi?

Sunay Akın ile 30 yıllık bir dostluğumuz var. O yüzden koleksiyonundan haberim vardı elbette ki ve tıpkı şu an devam eden diğer çalışmalarına da olduğu gibi katkı sağlamaya çalışanlardan birisiyim. Bu süreçte “şunu buldum, bunu buldum” diye haber verdiğimde çoğunlukla aldığım yanıt “var.” oluyordu. Yani koleksiyonun hacmini az çok tahmin ediyordum ama gene de Eylül 2020’de hepsini bir arada görmek şaşırtmıştı. 

Benim bir ilgi alanım da imzalar, daha çok imzalı kitaplar olsa da mektup, kart, broşür, afiş hepsindeki imzalar. Bu nedenle Kedi Müzesi’nin koleksiyonunda beni en çok şaşırtan obje, açık arayla bir afişti. Andrew Lloyd Webber'in efsane müzikali Cats'in ilk afişinin, müzikalin kadrosundan 17 kişinin imzaladığı nüshasıydı. Günlerce o imzaların kime ait olduğunu belirlemeye çalışmıştım. Sonraki okumalarımda öğrendim ki Andrew Lloyd Webber, henüz 8-9 yaşlarındayken T. S. Eliot’un ilk kez 1939’da yayımlanan 'Old Possum’s Book Of Practical Cats' (İhtiyar Farenin Kediler Kılavuzu) adlı kitabını okumuş. O kadar çok etkilenmiş ki yıllar sonra bu müzikal o kitaptan ortaya çıkmış.


Bir kedi müzesi kurmak aslında insanların kedilerle kurduğu ilişkinin hafızasını toplamak gibi görünüyor. Sizce bu müze hangi hikayeyi anlatıyor?

Öncelikle çok haklı olduğunuza katıldığımı söylemek isterim, her müzenin bir hikayesi olmalı. Örneğin, çok zengin bir arkadaşım var, X konusunda da geniş bir koleksiyonu var. O konuda beğendiği her objeyi alıyor. Kapı zilinden sandalyeye, halıdan mumluğa kadar evinde yüzlerce obje var ama, hiç hikaye yok. Yani onun yaptığı koleksiyon en fazla bir yerlerde sergilenebilir müze olmaz.

Kedi Müzesi’nin içinde pek çok hikaye var küçüklü büyüklü ki bir kaçından bu röportajda bahsetmiş oldum ama bence en büyük hikaye koruma kültürünü anlatması. 

Evet, her müze tarihi eserleriyle koruma kültürüne dokunur ama Kedi Müzesi içindeki Nuh’un Gemisi Müzesi bölümüyle bunu ön plana çıkardığımızı düşünüyorum. Nuh’un Gemisi, koruma kültürünün ilk örneği değil midir?

Nuh’un Gemisi’nin kediyle ne alakası var diye soracak olursanız, “İbrani mitolojisinde kedi, Nuh’un Gemisi’nde dünyaya gelmiştir” diyeyim. 


Müze koleksiyonunda oyuncaklardan kitaplara, kumbaralardan ahşap puzzle’lara kadar pek çok obje bulunuyor. Bu objeler bize insanların kedilere bakışı hakkında ne söylüyor?

İnsanın yaşamını ve hayallerini şekillendiren, çocukken yaşadıkları, okudukları, öğrendikleridir. Bunu bilip kötüye kullananlar da olmuş Hitler gibi ama diğer yandan çocukların dünyasına güzel dokunuşlar katanlar daha çok neyse ki. 

Çocuk dergilerinin ya da kitapların kapağındaki kedileri, pulları, kartpostalları, oyuncakları, çizgi roman kahramanlarını filan hep bir arada düşününce ilk akla gelen sevimlilikleri, cana yakınlıkları, muziplikleri ön planda sanırım.

Düşünsenize, Şirinler’deki Gargamel’in kedisi Azman (ki orijinaldeki adı Azrail) bile sevimli değil mi? 


Müzedeki en sevdiğiniz obje hangisi?  Onun arkasında özel bir hikaye var mı?

Müzenin en sevdiğim objesini değil de vitrinini söyleyeyim; Beşiktaş Ciğercisi. Orhan Veli’nin sokak kedisi ile ciğercinin kedisinin ağız dalaşını yaptırdığı iki şiiri vardır Kuyruklu Şiir ve Cevap isimli. Bu şiirlerden yola çıkılarak Çarşı’mızın bir köşesini ayırdığımız ciğercide ben de yer alıyorum. Ben, Orhan Veli konusunda uzun yıllar araştırmalar yaptım, Kanık’sadığım Biri Orhan Veli isimli bir kitap yazdım, Orhan Veli Şiir Evi isimli küçük bir müze açtım, az önce bahsettiğim şiirlerin çıktığı Yaprak dergisinden yola çıkarak düzenSİZ YAPRAK ismiyle dergi yayımladım hatta Prof. Dr. Haluk Oral ile birlikte Orhan Veli’nin yakın arkadaşı Erol Güney’i bularak O’nun hayatını yazdık: Erol Güney’in Ke(n)disi. Bilen bilir, Orhan Veli’nin Erol Güney’in Kedisi şiirlerini. 

Hepsinin yanında bir de 1981 yılında Beşiktaş’taki bir ilkokulda okurken çekilmiş fotoğrafım var. Kara Kedi Mırnav Pist oyunundaki kara kedi olarak.


Koleksiyon oluşturulurken sizi duygulandıran ya da şaşırtan bir parça oldu mu?

Müzeler sadece parayla değil bilgi/birikimle oluşturulurlar. Çok paranız varsa önünüze çıkan şeyleri toplayabilirsiniz ama bilginiz yoksa neyin peşine düşeceğinizi bilemezsiniz. Benim için Kedi Müzesi’ndeki en duygusal obje bir gazete. Üstelik çok da eski değil 18 Ekim 1988 tarihli Cumhuriyet Gazetesi. Hatta gazetedeki 15 cm karelik bir ilan, vefat ilanı.

Tomris Uyar, 17 Ekim 1988 tarihli günlüğüne şunları yazar:

“Kedimiz Gülüver bu sabah öldü. Öleceğini anladığım günden başlayarak, arkasında bırakacağı somut boşluğun, yaşamımızda tuttuğu somut yere baskın çıkacağını sezmiştim.

Gülüver'in eski bir kedici olan Celâl Üster'in gösterdiği anlayış sonucu gazetede çıkan ölüm ilanı üstüne, burada adlarını sayamayacağım kadar çok kişi başsağlığı telefonu etti, başsağlığı dilemeye eve kadar geldi.”

Belki de dünyadaki tek kedi vefat ilanının olduğu gazete, bu yüzden bence müzenin en duygusal objesidir.


Çocuk tarihine baktığımızda kedinin oyuncaklarda, masallarda ve çizgi filmlerde çok sık kullanılan bir figür olduğunu görüyoruz. Sizce bunun nedeni nedir?

Çocuk tarihinde kedi çok sık kullanılan değil en çok kullanılan figürdür. Müze konseptinde kedinin seçilmesi de bu yüzden zaten. Bunun sebebi de insana en yakın canlıların başına kedi geliyor. Elbette ki köpekler de var, atlar, balıklar, kuşlar, hatta kaplumbağalar da var ama şampiyon kedidir.


Müzedeki kara kediler için ayrı bir bölüm olduğunu biliyoruz. Kara kedilerin tarih boyunca uğursuzlukla ilişkilendirilmesini nasıl yorumluyorsunuz? 

Daha önce söylemiştim, ilkokulda Kara Kedi Mırnav Pist müsameresinde kara kedi rolündeydim, yani kara kedilerin yaşadıklarını hissetmiş birisi olarak ‘saçmalık’ olarak yorumluyorum elbette ki. 

Gelgelelim insanları bile renklerine göre ayırt edenlerin olduğu şu dünyada kara kedileri olmasa beyaz kedileri ya da renkli gözlü kedileri ‘kötü’ olarak görecekler çıkacaktı elbette. Bizim görevimiz, aralarında bir ayrım olmadığını göstermek. Kara kedilerin olduğu vitrinde cadılar da var Bastet de var. Biliyorsunuz Mısır mitolojisinde kadınların, çocukların ve evcil kedilerin koruyucusu, Güneş tanrısı Ra’nın kızıdır Bastet ki o da karadır.


Kedi Müzesi’ni ziyaret eden insanların müzeden hangi duyguyla ayrılmasını istersiniz?

Ziyaretçiler bazen “şu niye yok, bu niye yok” diye soruyorlar. Örneğin Kötü Kedi Şerafettin en çok sorulan ama iki tane var; Musti’yi sordu birisi “var” dedim gösterdim; Pettersson und Findus’u sordu biri gösterdim, Doraemon yok dediler, gösterdim. Birisi de “niye Da Vinci’nin bir kedisi yok” dedi, evet o yok ama orijinal bir Da Vinci kedisi bulmak/almak kolay mı? Ayrıca bizim müzemiz çocuk tarihinin kedilerini içeriyor. 300’e yakın vitrinin yer aldığı müzemizin tamamını bir-iki saatte incelemek imkansız. Diğer yandan çocuk tarihinin kedilerinden de eksikler elbette ki var.

Şuna gelmek istiyorum, öncelikle müzede neler olduğunu bilerek gelsinler ayrılırken de akıllarına gelecek ufak-tefek eksikliklerle değil doygunlukla ayrılsınlar.

Bir de çok tuhaf bir olaya şahit oldum. Bir vitrinde iki yüz adet kartpostal var, orta yaşlı bir hanımefendi o vitrinin önünde ağlıyordu. Yanına gidip, “iyi misiniz, yardım edebileceğim bir şey var mı?” diye sordum. Kartpostallardan birisini gösterip, “bunun büyük boy bir yağlıboyası evimin duvarında asılı ve dedemin benim çocukluğum ile kedilerimi resmettiğini söylemişlerdi, şu an bunun yalan olduğunu öğrendim” dedi. 

Umarım bir daha kimse böylesi bir hayal kırıklığıyla ayrılmaz.


Röportaj: Işıl Aykan Atmaca

Keditör

18/06/2026

Keditörün Önerisi

Maskotun adı: Bascat

05.05.2020

Maskotun Özellikleri Atik, Çevik, Atletik, Enerjik ve Hınzır 2010 FIBA Dünya ...

Bu Mama Bozuk Mu?

29.12.2022

Raf ömrü olan kedi mamalarının, bozuk olup olmadığını anlamanız kedilerin sağlığı ...

Kedi Doğası - Emek Ekşi

12.06.2022

Kediciler olarak, kedilerimizle geçirdiğimiz vakit bizlere onları tanıma ve anlayabilme yetisi ...

Kediler Alemi

Yeni Yazarımız Emek Ekşi

16.10.2020

1997, İstanbul doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden bu temmuz ayında ...

Birman Kedisi

12.05.2023

Tüm dünyada özellikle Avrupa ülkelerinde herkes tarafından bilinen Birman Kedisi, ilk ...