Kedicilerin Yaptığı 6 Önemli Hata
31.10.2022Kedilerle beraber yaşamak harikadır ancak bir o kadar da sorumluluk gerektirir. Unutmayın onlar ...
2009 yılı, Nisan ayıydı. Nasıl üzgünüm, nasıl kederliyim sadece kedisi olanlar bilir. Prenses isimli kedi kızımı, 18 yaşında toprağa vereli bir hafta ancak olmuş. Sepetini, kum kabını, küreğini hep atmışım. Bakmaya dayanamıyorum. Bir daha aynı üzüntüyü yaşamamak için artık “kedisiz” bir hayat düşünüyorum. Zaten genç de değilim. Bir kediye yine 18 yıl, 20 yıl bakacak ömrüm de olmayabilir.
Böyle düşünürken, ayağa kalkıp pencereden bir bakayım dedim. Baktım tam apartmanın önünde, sokakta, bir oğlan çocuk, elinde bir sopa bir şeyle oynuyor. Canlı mı? Cansız mı? Kuş mu? Bir oyuncak mı? Ne? Kedi desem çok ufak. Gözler de iyi görmüyor en iyisi aşağı inip bakayım dedim. Ayakkabımı giydim, anahtarlarımı aldım. Çocuğun yanına geldim ki, minicik bir kedi yavrusu. Bir tekir. Daha bebek!
“Nerede buldun bunu? Senin mi?”
“ Yoo... Şu bahçede buldum.”
Gösterdiği yer karşımdaki apartmanın kocaman bahçesi. Belki bir yerlerde annesi vardır diye dolaştım ortalığı. Öyle minik ki, tek elle tutuyorum. Hiç ses çıkartmıyor. “Miyav” bile demiyor. Gördüğüm çocuklara, hanım komşulara soruyorum.
“Komşum, bu yavrunun annesi var mı? Biliyor musunuz? Var mı emziren bir kedi?”
Kimse bilmiyor. Bir süre elimde minnakla dolaştım. Tekrar eve dönüyordum ki, tam o sırada, okul dağılmış, küçük bir kız, üzerinde okul önlüğü, alçak duvara dayanmış, az önce oğlan çocuğunun bahçede buldum dediği bahçeye bakıyor. Böyle bir şeyini kaybetmiş gibi.
“Ne arıyorsun bahçede?”
“A! Bu benim kedim! Bunu arıyordum.”
“Senin kedin mi? Senin kedinse ne işi var sokaklarda?”
“Ben okula giderken bu bahçeye bırakmıştım.”
Okula giderken minicik yavruyu o bahçeye niye bırakmış hiç bilmiyorum. Sonra o minicik şey o bahçede, saatlerce kız okuldan dönene kadar nasıl sağ kalabilmiş mucize. Çünkü dağ başı bir yerde oturuyoruz sürüyle sık sık köpekler geliyor, kedileri öldürüyorlar. Kızla biraz konuştum. Şu anda bir kısmı TOKİ’ye dönüştürülen, eskiden dere yatağı olan iki yanı dik vadide oturuyormuş.
“Madem senin kedin. Bir daha sokağa, bahçeye bırakma.”
kız aldı kedisini gitti. Ancak benim içim rahat etmedi. Alt katımdaki komşumun kızını aradım.
“Ya, bu kızın adını bilmiyorum ama bir gidip görsem acaba gerçekten kediye bakıyor mu? Gelir misin benle? Buluruz belki...”
O da gelirim dedi. Toprak yoldan aşağı indik, sonra dere yatağı denen toprak yolu geçtik. Gecekondularla ve kavak ağaçlarıyla dolu yokuşa tırmandık.
Soruyoruz;
“Küçük bir kız, siyah saçlı, kedisi var. Okula gidiyor. Şu boyda...”
Sarı çizmeli Mehmet Ağa!
Ama işte ismini bilmediğimiz halde kızı bulduk. Bir de ne göreyim kızın elinde minnak yavru. Yıkamış. Aksırıyor, tıksırıyor.
“Sen bunu oyuncak bebek yerine koymuşsun! El kadar şeyi ne yıkadın? Bak üşütmüş!”
Büyüyünce masraflı olur, mamasıydı, aşısıydı, sen yapamazsın, sen bunu bana ver filan deyince kız tamam dedi. Aldım o alış. Ama Hani artık kedi bakmayacağım ya! Prenses’imi sağlığında yıllardır götürdüğüm Kedi Hastanesi’ne götüreyim. Orada yuva bulur dedim. O gün hava da hiç unutmuyorum bir rüzgârlı, kazağım üstünde montum var, montumun içine soktum. Üstünü örttüm. Nasılsa çok minik, kedi sepeti, kutu bile gerekmedi. Hiç ses çıkartmıyor, hiç kıpırdamıyor. Ta Aktepe’den, önce Kızılay, sonra Aşağı Ayrancı’ya tek “Miyav” demeden, kıpraşmadan, kımıldamadan gittik. Bir yavru bu kadar mı uslu olur? Hiç mi ses çıkartmaz? Ancak, çok ufak olduğundan, orası da sonuçta hastane ve sürekli hasta kediler geldiğinden, hasta kedilerden bir hastalık kapmasın deyince doktorumuz, hak verdim. Öyle ya, zavallı bir de benim yüzümden hastalanabilirdi. Kedi biberonu, kedi süt tozu ile tekrar eve geldik. Yine hiç sesi çıkartmadan. “Miyav” demeden. Bu arada bir minik oğlan olduğunu öğrendim.
Eve getirdim kucağımda. Yine Hiç “Miyav” yok. Kıpırdamıyor bile. Evimiz iyi güneş alıyor. Doğru güneşin önüne halının üzerine koydum. Sıcacık oldu. Ertesi gün aksırık, tıksırık kesildi. Biberonu çok sevdi, ılık süt, ılık su karışımıyla bol bol süt içti. Evi öğrendi, oraya buraya zıplıyor, koşuyor, oynuyor.
Bir ay geçti, hadi dedim seni yuvalandıracağız. Yine Kedi Hastanesi’ne. Bunu bir camlı kafese koydular. Şaşkınım nasıl da şaşkın. Bir ay evdeydik. Şimdi burası neresi? Diyor. Hiç sesi çıkmıyor. Hiç miyavlamıyor. Onu bırakıp gideceğim. Ama kendimi doğurduğu bebeğini karakola terk eden vicdansız anneler gibi hissediyorum. Başladım mı ağlamaya! Sessiz sessiz ama gözler çeşme! Ve yapamadım. O zaman iki sekreter kız vardı.
“Kızlar ben yapamayacağım, bırakamayacağım.”
Ve böylece tekrar evimize gittik. İsim koymamıştım “Bebecik” diyordum. Sonra birkaç isim değişikliğiyle "Bücürük" koydum ismini. On yıl oldu. İyi ki, o gün onu orada bırakamamışım. Bu arada o küçük kızın ismi Ebru. Hiç unutmuyorum. Birkaç kez okula giderken, okuldan dönerken rastlaştık. “Kedi nasıl?” diye sordular ve gözüm gibi baktığımı, kocaman olduğunu öğrenerek sevindiler.
Kedilerle beraber yaşamak harikadır ancak bir o kadar da sorumluluk gerektirir. Unutmayın onlar ...
-Merhaba öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? - Merhaba, ismim Funda Küçük. 1979 Aydın ...
ABD'nin California eyaletinde yapılan bir araştırmada köpeklerin kıskançlık duygusuna sahip ...
Kediler cins ve karakter özellikleri bakımından birbirlerinden farklı canlılardır. Her ...
Sevgili Günlük; Sen gerçekten benim günlüğüm olacaksan benim kim olduğumu, ne zaman ...
İzmir depreminde zarar gören Egemen Apartmanı’nın ilk iki katı enkaz haline gelmişti. ...
Evde ne kadar uysal olsalar da kediler aslında amansız avcılardır. Binlerce yıldır insanlarla ...
Kedilerin hepsi güvende olduklarını bilmek ister. Eğer güven sorunu yaşanırsa ...
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda ...
Hepimiz, kedilerimize mutlu ve güvenli bir yuva sağlamak amacıyla sarıldık bu işe; Kedici ...
Atakum Belediyesi, Atakum Kent Konseyi ve STK’ların iş birliği ile “Atakum’da bu kış ...
Kedilerin uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmeleri için yiyeceğe, suya ve sevgiye ihtiyacı ...
Sorunun cevabını en başta verelim. Evet, kediler sahiplerini tanır ve herhangi bir kedi sahibi ...
Kedicikler genellikle miskin miskin yatmaları ve tembellikleri ile nam salmışlardır. Köpeklere ...
Kediler karakterleri birbirlerinden farklı canlılardır. Kiminin hiç bitmeyen bir enerjisi ...
Kediciler olarak, kedilerimizle geçirdiğimiz vakit bizlere onları tanıma ve anlayabilme yetisi ...
Zonguldaklı esnaf Umut Bayram dükkanından sipariş veren vatandaşların siparişlerinin ...
Solunum, organizmalar tarafından gerçekleştirilen en önemli işlevlerden biridir, bu şekilde ...
Evde fark etmeden kenara koyduğunuz yabancı cisimleri, kediler yutabilir. Örneğin, ip, iğne, ...
İzmit ilçesinde tarihi bir fırında çıkan yangın itfaiye ekipleri tarafından kontrol altına ...
Kıvrılan kuyruğu, meraklı bakışı, usulca yaklaşıp sizi koklaması… Ah o birden ...
Özel Hayvan Hastaneleri Derneği’nin başlattığı yangından etkilenen hayvanlara ücretsiz ...
Kedicilerin kedilerinin yaşlarını hesaplamak konusunda kafaları biraz karışık. Kedilerin ...
Kedilere rahat bir ortam sağlamak onların hem fiziksel hem de duygusal sağlıkları açısından ...
6 Şubat'taki yıkıcı depremlerde Maraş'ın Onikişubat ilçesindeki Reyhan Kent 1 ...
Kedilerin sevimli olmaları tesadüf değil. Nesiller boyunca onları özenle, severek besledik ve ...
Tüm dünyada özellikle Avrupa ülkelerinde herkes tarafından bilinen Birman Kedisi, ilk ...
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Yunus Kılıç, önümüzdeki günlerde ...
Bilim insanları evcil hayvanların farklı kelimeleri algılayabildiğini ama onlara derin ...
Minnoş’u terk edilmiş halde sokakta bulduğumuzda, bir yaşlarında çok güzel yarı tekir bir ...
Bütün bir yaz balkon köşelerinde, pencere önlerinde yatıp yuvarlandık... Yazın o sıcak ...
Tırmalama, birçok kedicinin zaman zaman karşılaştığı bir sorundur. Kediniz bir şey ...
Rusya’da yaşam süren Yulia Minina’nın dev kedisi sosyal medyada gündem oldu. 12,5 kilogram ...