CHP Genel Başkan Yardımcısı ama Önce Bir Kedici: Gülşah Deniz Atalar
03.10.2025Kediler yalnızca evimizin neşesi değil, aynı zamanda hayatımıza yön veren öğretmenler. ...
2009 yılı, Nisan ayıydı. Nasıl üzgünüm, nasıl kederliyim sadece kedisi olanlar bilir. Prenses isimli kedi kızımı, 18 yaşında toprağa vereli bir hafta ancak olmuş. Sepetini, kum kabını, küreğini hep atmışım. Bakmaya dayanamıyorum. Bir daha aynı üzüntüyü yaşamamak için artık “kedisiz” bir hayat düşünüyorum. Zaten genç de değilim. Bir kediye yine 18 yıl, 20 yıl bakacak ömrüm de olmayabilir.
Böyle düşünürken, ayağa kalkıp pencereden bir bakayım dedim. Baktım tam apartmanın önünde, sokakta, bir oğlan çocuk, elinde bir sopa bir şeyle oynuyor. Canlı mı? Cansız mı? Kuş mu? Bir oyuncak mı? Ne? Kedi desem çok ufak. Gözler de iyi görmüyor en iyisi aşağı inip bakayım dedim. Ayakkabımı giydim, anahtarlarımı aldım. Çocuğun yanına geldim ki, minicik bir kedi yavrusu. Bir tekir. Daha bebek!
“Nerede buldun bunu? Senin mi?”
“ Yoo... Şu bahçede buldum.”
Gösterdiği yer karşımdaki apartmanın kocaman bahçesi. Belki bir yerlerde annesi vardır diye dolaştım ortalığı. Öyle minik ki, tek elle tutuyorum. Hiç ses çıkartmıyor. “Miyav” bile demiyor. Gördüğüm çocuklara, hanım komşulara soruyorum.
“Komşum, bu yavrunun annesi var mı? Biliyor musunuz? Var mı emziren bir kedi?”
Kimse bilmiyor. Bir süre elimde minnakla dolaştım. Tekrar eve dönüyordum ki, tam o sırada, okul dağılmış, küçük bir kız, üzerinde okul önlüğü, alçak duvara dayanmış, az önce oğlan çocuğunun bahçede buldum dediği bahçeye bakıyor. Böyle bir şeyini kaybetmiş gibi.
“Ne arıyorsun bahçede?”
“A! Bu benim kedim! Bunu arıyordum.”
“Senin kedin mi? Senin kedinse ne işi var sokaklarda?”
“Ben okula giderken bu bahçeye bırakmıştım.”
Okula giderken minicik yavruyu o bahçeye niye bırakmış hiç bilmiyorum. Sonra o minicik şey o bahçede, saatlerce kız okuldan dönene kadar nasıl sağ kalabilmiş mucize. Çünkü dağ başı bir yerde oturuyoruz sürüyle sık sık köpekler geliyor, kedileri öldürüyorlar. Kızla biraz konuştum. Şu anda bir kısmı TOKİ’ye dönüştürülen, eskiden dere yatağı olan iki yanı dik vadide oturuyormuş.
“Madem senin kedin. Bir daha sokağa, bahçeye bırakma.”
kız aldı kedisini gitti. Ancak benim içim rahat etmedi. Alt katımdaki komşumun kızını aradım.
“Ya, bu kızın adını bilmiyorum ama bir gidip görsem acaba gerçekten kediye bakıyor mu? Gelir misin benle? Buluruz belki...”
O da gelirim dedi. Toprak yoldan aşağı indik, sonra dere yatağı denen toprak yolu geçtik. Gecekondularla ve kavak ağaçlarıyla dolu yokuşa tırmandık.
Soruyoruz;
“Küçük bir kız, siyah saçlı, kedisi var. Okula gidiyor. Şu boyda...”
Sarı çizmeli Mehmet Ağa!
Ama işte ismini bilmediğimiz halde kızı bulduk. Bir de ne göreyim kızın elinde minnak yavru. Yıkamış. Aksırıyor, tıksırıyor.
“Sen bunu oyuncak bebek yerine koymuşsun! El kadar şeyi ne yıkadın? Bak üşütmüş!”
Büyüyünce masraflı olur, mamasıydı, aşısıydı, sen yapamazsın, sen bunu bana ver filan deyince kız tamam dedi. Aldım o alış. Ama Hani artık kedi bakmayacağım ya! Prenses’imi sağlığında yıllardır götürdüğüm Kedi Hastanesi’ne götüreyim. Orada yuva bulur dedim. O gün hava da hiç unutmuyorum bir rüzgârlı, kazağım üstünde montum var, montumun içine soktum. Üstünü örttüm. Nasılsa çok minik, kedi sepeti, kutu bile gerekmedi. Hiç ses çıkartmıyor, hiç kıpırdamıyor. Ta Aktepe’den, önce Kızılay, sonra Aşağı Ayrancı’ya tek “Miyav” demeden, kıpraşmadan, kımıldamadan gittik. Bir yavru bu kadar mı uslu olur? Hiç mi ses çıkartmaz? Ancak, çok ufak olduğundan, orası da sonuçta hastane ve sürekli hasta kediler geldiğinden, hasta kedilerden bir hastalık kapmasın deyince doktorumuz, hak verdim. Öyle ya, zavallı bir de benim yüzümden hastalanabilirdi. Kedi biberonu, kedi süt tozu ile tekrar eve geldik. Yine hiç sesi çıkartmadan. “Miyav” demeden. Bu arada bir minik oğlan olduğunu öğrendim.
Eve getirdim kucağımda. Yine Hiç “Miyav” yok. Kıpırdamıyor bile. Evimiz iyi güneş alıyor. Doğru güneşin önüne halının üzerine koydum. Sıcacık oldu. Ertesi gün aksırık, tıksırık kesildi. Biberonu çok sevdi, ılık süt, ılık su karışımıyla bol bol süt içti. Evi öğrendi, oraya buraya zıplıyor, koşuyor, oynuyor.
Bir ay geçti, hadi dedim seni yuvalandıracağız. Yine Kedi Hastanesi’ne. Bunu bir camlı kafese koydular. Şaşkınım nasıl da şaşkın. Bir ay evdeydik. Şimdi burası neresi? Diyor. Hiç sesi çıkmıyor. Hiç miyavlamıyor. Onu bırakıp gideceğim. Ama kendimi doğurduğu bebeğini karakola terk eden vicdansız anneler gibi hissediyorum. Başladım mı ağlamaya! Sessiz sessiz ama gözler çeşme! Ve yapamadım. O zaman iki sekreter kız vardı.
“Kızlar ben yapamayacağım, bırakamayacağım.”
Ve böylece tekrar evimize gittik. İsim koymamıştım “Bebecik” diyordum. Sonra birkaç isim değişikliğiyle "Bücürük" koydum ismini. On yıl oldu. İyi ki, o gün onu orada bırakamamışım. Bu arada o küçük kızın ismi Ebru. Hiç unutmuyorum. Birkaç kez okula giderken, okuldan dönerken rastlaştık. “Kedi nasıl?” diye sordular ve gözüm gibi baktığımı, kocaman olduğunu öğrenerek sevindiler.
Kediler yalnızca evimizin neşesi değil, aynı zamanda hayatımıza yön veren öğretmenler. ...
Kediniz tuvaletinin üstünü örtmezse ne yapabilirsiniz? Kum kabında üstü örtülmemiş bir ...
Kedilerin adeta çığlığı andıran fazla yüksek sesle miyavlamalarına ‘vokalizasyon’ ...
Japon tasarımcılar, kedilerle yaşayan herkesin çok iyi bildiği bir gerçeği ilginç bir ...
Evinin bahçesindeki 3 yavru kediyi sopayla vurarak katleden sanık, 3 yıl 9 ay hapis cezasına ...
Kedilerde, otodectes cynotis ve notoedres cati adı verilen parazitler tarafından oluşturulan ...
Almanya’nın güneybatısındaki Walldorf’da, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bir ...
1968 yılında İstanbul’da doğdu. Sırasıyla Işık Lisesi, Beşiktaş Lisesi ve Anadolu ...
Kedilere alerjisi olduğu için sahiplenemeyen veya sevmekten kaçınan kişiler için kedili bir ...
Yaz aylarının gelmesi ile bunaltıcı sıcaklarla mücadele etmek hepimizi çok yoruyor. ...
Kedinizin deri ve tüyleri onların sağlıklı görünüşünü yansıtmasıdır. Ona nasıl ...
Kediler bazen ısırma eğilimi gösterebilir. Kediciler iyi bildiği gibi bir anda koşup ...
Bazen bir valiz kaybolur. Bazen bir eşya.Ama bazen de bir hayat.Tunus’taki görev süreleri sona ...
Kedilerin kemirgen arkadaşları ile eski bir rekabeti olsa da, birçok Kedici hala merak ediyor: ...
Su tüm canlılarda yaşamın temelini oluşturan bir bileşendir, memelilerin vücut ...
2030'a kadar dünya nüfusunun %60'ı şehirlerde yaşayacak ve her üç kişiden biri şehri en ...
Hollanda Senatosu, vatandaşların havai fişek satın almasını ve kullanmasını tamamen ...
Öncelikle bilmeniz gereken en önemli şey, bir kediye sahip değilsiniz, bir kedi ile birlikte ...
Raf ömrü olan kedi mamalarının, bozuk olup olmadığını anlamanız kedilerin sağlığı ...
Çorum'da meydana gelen yangında, evde mahsur kalan bir kedi, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle ...
Soğuk bir kış günü balkonuma gelmişlerdi. Balkon kapısının önündeki küçük bir bez ...
Kediciler gün içinde kedisine nasıl vakit ayırmalı, neler yapmalı, bir gününü minik ...
Fethiye'de yaşayan İngiliz Sherilee Francis, evinin "Cat House" adını verdiği bir odasında ...
İlk kediyle tanışmam 1974 yılında oldu. Aynı zamanda ayrılmış anne ve babanın çocuğu ...
"Ne yerseniz osunuz” derler. Gerçekten de yediklerimizden oluştuğumuzu söyleyebiliriz. Ama ...
Bir yandan göçmen bir ailenin üç nesli arasındaki çatışmalar ile genç bir kızın ...
“E benim güzel hemcinsim, sana böyle mi öğretildi? Senin o kedi dediğin, o evin sahibi, sen ...
Gelişen ve değişen dünyamızda değişim her zaman iyi yönde yaşanmıyor. İklim ...
Hayatıma giren bütün kediler hep bir taraflarıyla vazgeçilmezdiler. Onları fark ettiğim ...
Merkezleri İsviçre’de bulunan Hayvan Hukuku Vakfı ve DÖRT PATİ-Hayvan Refahı ...
Hakkari'nin Çukurca ilçesine bağlı Işıklı Üs Bölgesinde Mehmetçik tarafından beslenen ...
“Hayatın sıkıntısından 2 şeyle uzaklaşabilirsiniz: Müzik ve kediler” Albert ...
Türk Tabipleri Birliği (TBB), TBMM'ye sunulan ve sokak hayvanlarına ötenazi yapılmasını ...