YENİLER >

En güzel şarkıların en kedici bestecisi Nadir Göktürk - Aysun Aydın

Günün Ezginin Günlüğü saati diye bir şey var, Eşref Saati gibi.. ve Ezginin Günlüğü deyince vazgeçemediğimiz dilimizden düşmeyen şarkılar ve kulağımızdan gitmeyen melodiler var. Mesela benim yan kalbim saatim var. İçinde inceden sitem Aşk hüzün ve kedi var Hem bir kadın var Hem külden bir adam var ve bir kedi uykusunu naifliğin de aşk var. Melodisini de erkek titrek bir heyecan ve aynı anda hüzün var. Ezginin Günlüğü grubunun en eski üyesi pek çoğumuzun unutamadığı şarkıların bestecisi ve söz yazarı Nadir Göktürk ile ilk solo albümü süslü saksı Sokağı ve kediler üzerine bir röportaj yaptık. Kendisine bu güzel röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Nadir Göktürk kimdir kedici dergisi okuyucularını Biraz kendinizden bahseder misiniz?


Ben öğretmen Bir Ana babanın 20 yüzyılın ortalarında doğmuş bir çocuğuyum. Çocukluğum Bursa'da geçti. Lise yıllarında gitar çalarak müziğe başladım. 1967 yılında üniversite için İstanbul'a geldin ve geliş o geliş... O zamandan beri de Üsküdar'da oturuyorum. İlk üniversite maceram önce İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı ve daha sonra İktisat Fakültesi bölümlerinde başladı. 12 Mart döneminde Okuldan ayrıldım daha sonra 1975 yılında İstanbul Türk musikisi Devlet Konservatuarı ne girdim ve buradan mezun oldum. O gün bugündür de müzikle uğraşıp durmaktayım işte..

Uzun yıllardır size Ezginin günlüğünün değişmez üyesi ve Unutulmaz şarkılarının söz yazarı ve bestecisi olarak tanıyoruz. Süslü saksı Sokağı ise ilk sola albümünüz sola albüm fikri ve şarkı söyleme Fikri nasıl doğdu?


Yıllar İçinde evde biriken kaydedilmemiş şarkıları kaydedip bir anlamda gün ışığına çıkarma maksadıyla bu işe giriştim. Çünkü iki üç senede bir çıkarttığımız Ezginin Günlüğü albümlerinde belli sayıda şarkı kullanabiliyoruz. Oysaki yazdığımız şarkılar çok daha fazla. Bu şekilde zaman içinde birikmiş olan 30'dan fazla şarkının kayıtlarını yaptık. Süslü saksı Sokağı, Bu serinin ilk albümü yani, sırada iki albüm daha var.

Albümünün güzel bir kedili kapağı ve süslü saksı sokağında bir kedisi var.. Bu albümde özel bir yeri var mı kedinin yada yaşamınızdaki kedilerin?


Kedi bizim hayatımızın en doğal parçalarından biridir su gibi güneş gibi Deniz gibi balık gibi. İnsanoğlu bugüne kadar Kedilerle iyi geçindi ise demek ki kediye ihtiyacı da var demektir. Bu albümde de kedinin yeri tam da hayatımızdaki kadardır. Hatta albümünün kapağında da yer aldığına göre biraz daha fazla.. ama Beyoğlu'nda bir sokakla ilgili şarkı yazarsınız o şarkıda kedi olmazsa şarkınız epey eksik kalmış olur Hele de o şarkı albüme ismini vermişse.

Kedi bizim dilimizde de müzikte edebiyatta şiirde ve sanatın başka dallarında oldukça sık yer bulan bir canlı. Sizin de birçok kedili şarkınız var. Süslü saksı Sokağı kedim bana kalsın Yan Kalbim ve teninle konuşmak ilk aklıma gelenler. Başka kedili şarkılarınız da var mıydı benim unuttum müziğiniz de kedi imgesi üzerine ne söylemek istersiniz?

Süslü saksı Sokağı, aşklar eskir, sarhoş balık, ve topal martı, kedim, yan kalbim, seninle konuşmak, bana kalsın, son tertip, şarkılarımda kedi hep var.. ama hepsinde farklı özellikleriyle var. Kimisinde sevgilinin yokluğunda kucakta okşanan bir sıcaklık olarak, kimisinde işi hep bahar yani bir nevi seks sembolü, kimisinde dünyada turist, aşkın yerlisinde olduğu gibi biraz filozof, kimisinde mutlu ve huzurlu gözlerini yummuş bir kedi, kimisinde meyhane masasının altında keman, şarap ve kılçıklı bir ortamda ,kimisinde peşine takılıp gezdiğimiz tekir bir yol gösterici..

Sizin özellikle çok sevdiğiniz kedili bir şiir şarkı kitap ya da resim var mıdır kedinin sanattaki yeri nasıl bir anlam taşıyor sizin için?


Öyle ha deyince aklıma gelmez ama ilk aklıma gelen Tabii ki Ece Ayhan'ın Bakışsız Bir Kedi Kara isimli şiir kitabıdır. Sonra Merrill Garner'in Misty adlı şarkısı gelir: look at me, I'm as helpless as a kitten up a tree" diye başlayan..
Kedi bizim toptan kaybettiğimiz bir takım doğal özellikleri hala bünyesinde barındırdığı için sanata çok kullanışlı bir malzeme olarak yer almaktadır. Yani "kedi yalan söylemez hile yapmaz dobradır". Hoşlanmazsa da bir şeyden ayıp olur diye düşünmez takar tırnağını. Yani "iki yüzlü kedi yoktur" pek Bu yüzden insanlardan farklıdırlar. Sevgi de ayıp tanımaz hemen koşar çiftleşmeye. Kan revan içinde kalmak pahasına duygularının peşinden koşar hep. İnsanlar gülerek bakarlar onların bu çiftleşme törenlerine. Ama belkide gizliden gizliye gıpta ediyorlardır kim bilir bu yüzden kullanışlıdır sanatta..

Nasıl başladı Kedilerle dostluğunuz? Kedilerle ilişkiniz nasıldır? Kedi Sevginizi nasıl tanımlarsınız? Evinizde bahçenizde yaşamınızda bir kedi dostunuz var mı?

Kedilerle dostum çocukluğuma dayanır. Her sokağın kedileri vardı o zamanlar kedilerin noktaları pencereleri saksıları.. kuyruklarında çekmişizdir, tırnaklarını da etmişizdir. Sokağımızın hayatımızın değişmez parçalarıydı onlar. Ben kedileri bir süs hayvanı olarak görmem. Onların doğal haklarına saygı gösteririm. Hepsi farklı karakterdedir. Kimi hemen sokulur, kimi hiç yaklaşmaz ve yaklaştırmaz. Evimde yaşayan da bir kedi var yaklaşık 15 yıldır, adı minik. Ama birbirimizin hayatına hiç karışmayız.

Yaşamımızda Kedilerle ilgili unutamadığınız bir anınız var mı?


Tabii.. hem de çok.. ama en güzeli doğum yapan bir kedi izlemekti. 7 tane yavruyu doğurup sonra onları yıkayıp ütüleyip besleyip büyüttükten sonra artık yetişkin olduklarına kanaat getirip başından def etme sürecini izlemek hem çok eğlenceli hem de çok öğreticiydi.

Kediler ve insanların bu kadar yakın bir ilişki kurmalarını neye bağlarsınız? Hayatımızın bu kadar içinde olmaları bireysel ve özgürlüğünü o kadar düşkün bir canlı olmasına rağmen kedinin insanla böyle bir ilişki kurabilme size de ilginç geliyor mu?

Ben kedileri bir okşama malzemesi olarak görmem. Bir yalnızlık ilacı olarak değerlendirmem. Ben de kedi de aynı dünyaya ait canlılarız. Nasıl ki padişahlar dünyayı sanki kendi malları zanneder, insanlarda da böyle bir yaklaşım hissediyorum genellikle. Sanki dünya insanlarınmış da, kedileri falan idare ediyormuşuz gibi.. Oysaki Bu dünya bizim olduğu kadar kedilerin de.. ve de diğer canlıların tabii ki.. Ben her iki tarafında yani kedilerin ve insanların diğerine ihtiyacı olduğunu ve birlikte yaşama kurallarını da bu ihtiyaçlar sınırında belirlediklerini düşünüyorum. Çünkü kediler eski evlerimizin bekçileriydi aynı zamanda. Fareleri böcekleri falan temizler, sonra da sobanın arkasına kıvrılıp yatarlardı. Onlara ciğerciden 'mangal alınırdı mükafat olarak. Onların, hem evcil hem yabani olma özelliklerine karışmazdı insanlar da.. Ama ne zaman ki apartman hayatı başladı, böcek ilaçları fare kovucular icat oldu kediler ya sokakta kaldı ya da apartman daireleri ne hapis olup kısırlaştırıldılar ve doğalarından uzaklaşıp şişko yastık kıvamına girdiler ve yeni bir ev kedisi türü oluştu bu ne kadar sağlıklı bilemiyorum.

Ülkemizde toplumumuzun hayvanları bakışını nasıl değerlendirirsiniz? Özellikle sokak hayvanları ve yaşam şartları konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bence toplumumuzun önemli bir kesimi hayvanlara karşı doğal bir yaklaşım içindeler. Yani aç hayvan görürse beslemeye çalışırız Su verir falan filan. Bir kesimi ise çeşitli itikatları falan bağlı olarak ön yargılılar. Bunlar hayvanları pek sevmez uzak durmaya çalışır Hatta bazı türlerinden nefret eder. Ancak yeni moda bir kesim var ki en berbatı bunlar bence. Arabanın gazını kökleyip kaçan kurtulur mantığı içinde başıboş bir şekilde meydanda dolanmaktalar. Bu tip insanlar olmasa, resmi kurumlar sokaktan topladıkları hayvanları barınak adı altındaki hapishanelere kapamasalar, yiyeceklere zehir karıştırıp parklara bahçelere bırakmasalar, sokak hayvanlarının ev hayvanlarına göre daha mutlu bir hayat süreceğini düşünüyorum. Tamam belki aşıları yok hastalıklara karşı korunma almıyorlar beslenme güçlükleri var ve bütün bu sebeplerden dolayı ev hayvanlarına göre çok daha kısa süren bir ömürleri oluyor. Ama bence daha mutlular. Yani bir kedi olsam Sokak Kedisi olurdum.

Son olarak kedici dergisi okurlarına söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Kedici dergisi okurlarına selam ve sevgilerimi yolluyorum sizin aracılığınızla. Ne mutlu onlara ki sevgi ile ve sıcaklıkla tanışmışlar. Seninle konuşmak isimli şarkımdan bir dörtlükle veda edeyim ve merhaba diyeyim onlara.


Senin tenin sıcak
Benim içimde bir kedi
Yumdu gözlerini
İşte aşk dedi..