YENİLER >

Bir Kediden Yeni Yıl Tavsiyeleri - Emek Ekşi

Bir Kediden Yeni Yıl Tavsiyeleri - Emek Ekşi

Sarman kedi mutfağa girdi. Bir bardak su almak için kalkmıştım oysaki. O ise tamamen ayıldığımı ve tekrar sürünerek yatağıma dönmeyeceğimi düşünerek miyavlamaya başladı:

“Maouvv, meov?”

-Yapma Limon, yatıp öğlene kadar uyumak istiyorum…

Limon peşimi bırakmadı. Israrlı bir şekilde miyavlamakta ve ayaklarımın önüne atlayarak beni durdurmaya, odama dönmeme engel olmaya çalışıyordu. Bense gözümü tam açmaya bile üşenmiştim, yarı aralık göz kapaklarımla yastığımın, yorganımın siluetini seçerek sallana sallana ilerliyordum.
Sonunda Limon korkunç bir “Meeoouuw” diyerek yatağıma sıçradı. Artık bu boş vermişliğe daha fazla dayanamayacağını kaba bir miyavla belirtiyordu. O an farkında vardım; kedim beni yeni yılın ilk sabahı için plan yapmaya zorluyordu.

Yeni yılın ilk sabahı… Diğer günlerden ne farkı vardı? Her sene aynı kararlarla başlayıp yerine getiremediğimiz listelerden birini daha mı yapayım, bunu mu istiyordu bu çılgın sarı kedi? Yığınla kitabın ve defterin açık bir şekilde olduğu masamın üstünde yarım yamalak oturabilecek kadar bir yer açtım kendime ve kedimin karşısına geçip ona kulak vermeye karar verdim. “Evet, Limon sendeyiz. Anlat bakalım, hiç mi sıkılmıyorsun? Bütün gün aynı evdesin ama yine de her sabah aynı yaşam dolu enerjiyle güne başlayabiliyorsun. Söyle bakalım, bu sabah –evet, sabahın 7’sinde seni dinleyeceğim.”

Limon, bu tepkimi hiç beklemiyordu. Her Pazar günü yaptığım gibi yastıkların içine yumulup onu öğleye kadar görmezden geleceğimi düşünüyordu. Oysaki ben onun gözlerinin içine bakmış ve “bıvıgıcdı bıcıgıdı” gibi bir şeyler söyleyip sessizlik içinde onu seyrediyordum. Şaşkınlığı geçtikten sonra hemen yatağımdan hoplayarak indi ve masada sarkan bacaklarıma sürtündü. “Ah, evet ilk önce iyi bir dinleyici olmak! Kesinlikle! Hemen yargılamadan önce her zaman her şeye kulak vermeliyiz, bir kediye de.”

Bu dersi başarıyla geçtikten sonra coşkuyla beni koridora çıkardı. Yerdeki tüylü oyuncağına bakarak oturdu ve gözlerimin içine bakarak iki uzun miyav çekti. “Sabah sporu! Kesinlikle çok harika bir fikir. Üstelik yaptığın spor ağır da değil, en sevdiğin oyuncaklardan biriyle 10 dakika oynaman yetiyor sana. Böylece yeni günü eklemlerin, kasların ile tüm vücudunun senkronizasyonu için zinde bir başlangıç yapmış oluyorsun. Hadi bakalım, seninle oynarken ben de biraz hareket etmiş olacağım.”

Böylece 10 dakikalık egzersizimizi tamamladık. İlginçtir ki ben de kendimi oldukça enerjik hissetmeye başlamıştım. Her sabah aynı ritüelimi gerçekleştirmemin en önemli sebebi, spor yapmak istiyorsam en profesyonel şekilde yapmam gerektiğini düşünmemdi. Fakat Limon bana bunun gerekli olmadığını, asıl amacın vücudumuzu biraz hareketlendirmek olduğunu anlatmış oldu.

Bu iyi başlangıçla hemen dağınık olan odamı toplamaya giriştim. Tembelliğim bir anda üzerimden bir toz bulutu gibi kalkmıştı. Bu sırada Limon keyifle beni odanın bir köşesinden seyrediyordu. Kuyruğu ahenkli bir şekilde hafifçe sallanıyor, ara sıra gözlerini kırpıştırarak içinde bulunduğu andan duyduğu mutluluğu dile getiriyordu.

Sabah egzersizi ve onu dinlemiş olmamın verdiği huzurla başını parke zemine koydu ve gözleri yarı kısık bir şekilde dinlenmeye başladı. O an fark ettim, evet diğer bir ders de şuydu; yorulduysan kendine kısacık molalar ver. Öyle horul horul uyumana hiç gerek yok. Azıcık bir an için bedenini ve ruhunu dinlendirmen gününü daha verimli kılacaktır. “Haklısın Limon! Şimdi bir bardak kahve eşliğinde birkaç sayfa kitabımı okuyacağım. Ne de olsa biz insanlar biraz değişiğiz. Dinlenmek bizde farklı entelektüel aktivitelerle de sağlanır.”

Böylece karnımız guruldayana dek bir müddet bu şekilde dinlendik. Karnımız guruldayana kadar dedim, çünkü sevgili Limon günün farklı zamanlarda sık sık az miktarlarda yiyen birisi. Bu sebeple mama tabağından yalnızca gerektiğinde öğününü alır. Fakat alt komşumuzun kedisi Gırgır asla böyle değildir. Birazcık kilo problemleri çeker. Yemek konusuna hiç dayanamaz o yüzden ailesi ona, kontrollü öğün vermek mecburiyetinde kalır. Neyse ki Limon, gizli bir besin uzmanı sanırım. Bugün bana öğünler hakkında da nasihatler verdi. Tabi ki biz ikimiz farklı dilleri konuşuyoruz, bu sebeple davranışlarımız iletişimimizi kolaylaştırıyor. Onun yemek sıklığını takip ettiğimde bunu bana anlatmış oldu.

Gün içinde işlerimi büyük bir zindelikle ve midemi abur cuburla doldurmadığım için her zaman hissettiğim karın ağrım olmadan tamamladım. Bunu da yine Limon pişirdiğim hazır köftelere yüz çevirerek göstermiş oldu. Dedim ya o tam bir besin uzmanı! “Sen yemiyorsan, Limon, ben de yemeyeceğim bundan böyle. Haklısın, bunlar midemizi bozuyor, bağışıklığımıza hiçbir yararları yok!”

Böylece 24 saatin içerisinde Limon ile kısa oyunlar oynayarak, sağlıklı yiyecekler tercih ederek, birbirimizi dinleyerek ve yorulduğumuzda kendimize minik kestirmeler sağlayarak bütün işlerimizi tamamladık. Limon’u dinlemeyi öğrenmek, hem ona hem de bana çok iyi geldi. Onu dinlemeye başladıktan hemen sonra dostlarımı, ailemi arayıp uzun telefon konuşmaları yaptım. Hani hep şu hep zamanın darlığından dolayı ertelediğim telefonları… Zamanı hiç bugünkü kadar iyi kullanmadım ve verimli geçirmedim.

O, masamda bilgisayarımın fanı üzerine oturmuş, kısık gözleri arasından beni huzurlu huzurlu izliyordu ve ben de onun hakkında yazıyordum. Tüyleri arasından klavyenin tuşlarına basmak oldukça zor ve biraz geç yazılacak olsa da benimle beraber olmak istediğini bildiğimden önemli değildi. Sonuçta artık zamanın sandığımızdan çok daha yeterli olduğunu anlamıştım.

Sevgili kedim Limon, bir Pazar sabahı bana “hızlandırılmış kedi felsefesi eğitimi” verdikten sonra bir yoga ustası gibi gerilerek bilgece baktı; iki göz kıpmasından oluşan bu bakışın şu anlama geldiğini biliyordum: “Öğrendiklerini not almana gerek yok, pati izlerimi takip etmen yeterli. Senin küçük tüylü rehberin olarak her sabah yeniden, yol göstereceğim sana.”

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER