YENİLER >

Anlaşılamayacak Kedi Yoktur, Anlaşılamayacak İnsan ise Çoktur ! - Pınar Tuncer

Ressam Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun hayatına giren çok sayıda kedi, eninde sonunda sanatına da ulaşmayı başarmış.

Çizimlerindeki gizli anlatımlara, özellikle kedileri yansıtan çalışmalarına hayran olmamak elde değil. Gürbüz Bey’e göre kedileri resmetmek, onları çok iyi anlamaktan geçiyor. Eşi Sumru Hanımla birlikte bizi atölyesinde misafir ediyor Gürbüz bey... Sizi biraz daha fazla tanımak istiyoruz.

Resim ve kediler hayatınıza nasıl girdi? Eşim Sumru Ekşioğlu hayvanları çok seviyormuş. Kısmette tanışıp evlenmek varmış. Evliliğimizin 17 yılı ben istemediğim için kedisiz geçti. Bir tarafım kırsal olduğu için bilirim ki, köylerde hayvanlar işe yarasın
diye beslenirler, inekten süt olur, köpek bekçilik yapar, kedi de fare tutar vs... Yağmurlu bir sonbahar akşamı, Moda’da oturduğumuz apartmanın bahçesinde otların arasında miyavlayan bir kedi yavrusunu bulmuştuk. Çok hastaydı, mecburen aldık eve çıkardık. Eşim onu yıkadı temizledi. Ertesi gün annesini bulduk. Annesi önce onu ağzına aldı ve götürdü. Sonra tekrar miyavlama sesiyle bahçeye indik ve ikinci kez terk edilmiş olan şimdiki kedimiz Nazlı’yı yeniden eve aldık. 225 gram ağırlığındaydı. Veteriner yaşamaz dediyse de özenle bakıldı ve iyileşti, canlandı. Artık bizim de bir kedimiz olmuştu. Nazlı şu an 16 yaşında...

Kedilerin hayatınıza girişinden sonra sanatınıza da ulaşmaları pek zor olmamış sanırım? O dönemdeki çizimlerimde hep siyasi, felsefi konular vardı. Ne zaman ki Amerika’ya gittim ve New Yorker dergisi benden bir kapak istedi, o zaman dergileri inceledim ve gördüm ki içlerinde kedi - köpek kapakları da vardı. Benim de gönderdiğim üç çalışmamdan ilk olarak (fincanın içine oturmuş bir kedi, kuyruğu fincanın sapı olmuş) kedili çalışmam kapak olunca çok sevindim. Madem kedi temalı kapaklar beğeniliyor, o zaman ben de başka kedili çalışmalar yaparım diye düşündüm, bunu sevmeye de başladım. İşte bu şekilde kedi çizerlerinden biri oldum.

Resimle kedileri birleştirmenize etken olan şeyler neler? Kedi, kusursuz forma sahip bir hayvan. Nereden bakarsan bak orantılar ve görünüş çok güzel. Kedinin kusursuz formu resme değer katıyor, güzelleştiriyor.

Çocukken kediniz oldu mu? Küçükken Kenan adında bir kedimiz vardı. Anlattığım gibi eşim sayesinde kedi sever oldum ve kedileri çok son- radan keşfettim. Bence sanatçı duyarlılığı olanlar kediyi eninde sonunda keşfedip besliyor.

Hayatınıza giren kedilerle ilgili hikayeniz var mı? Kedi hikayelerimiz çoktur, anlat anlat bitmez...

Şu an atölyemin bahçesinde hasta olan iki kedi yavrusu var. Birinin tek gözü kör, bakıma muhtaçlar. Daha önce Koşuyolu’nda on yıl oturduk, site yönetimi ve bazı komşularla çok kavgamız oldu bu sebeplerle. Burada bir pazar günü çöp konteynırına eski gazeteleri bırakırken, konteynırın dibinde bir şey dikkatimi çekti. Maalesef kanlar içinde bir kedi vardı. Herhalde parkta bir araba çarpmış ve çarpan kişi de onu alıp canlı canlı çöpe atmıştı. Aldık veterinere götürdük, iki gün yaşadı ve öldü. Bunlara benzer çok hikayemiz var kedilerle...

Kedileri resmetmek zor mu? Kedileri resmetmek hiç zor değil. Bir yuvarlak, iki üçgen kulak, iki nokta göz, bıyıklar ve bir de dört ayak ve uzun bir kuyruk...

Çalışmalarınızda kediler mi yoksa diğer temalar mı daha çok yer kaplıyor? Tabi ki hayata ilişkin resimlerim çok daha fazladır. Felsefi, ağır anlatımlı, düşündürücü çizimlerimin arasında, kedili resimlerimin neşe saçması dengeyi sağlıyor.

Siz bir kedi olsaydınız nasıl bir kedi olurdunuz acaba?? :) Her kedinin ayrı bir karakteri var, bizim kedimiz Nazlı çok uysal mesela. Ben de sakin bir kişiliğe sahibim. Herhalde Nazlı gibi, sahibimi mutlu eden, üzmeyen uslu bir kedi olurdum. Bir sanatçı olarak mutlaka özel gözlemleriniz vardır.

Kedileri anlamanız, onlarla anlaşmanız kolay oluyor mu? Kedimiz Nazlı ile aramız çok iyidir. Sadece benim kucağıma gelir, oturur ve uyurdu, şimdi yaşlandı 16 yaşına geldi ve bu huyunu biraz değiştirdi. Sabah yatağımıza gelir ve mır mır uyuklar, yemek yerken eşimin ve benim aramdaki sandalyede oturur, yediklerimizden az da olsa yer. Dışarıdan gelince de dış kapıyı açtığımda bizi oturur şekilde karşılar, sabahları akşamları da halının üzerine yatar, miyavlar, belli ki sırtının kaşınmasını ister.

Anlaşılmayacak kedi yoktur, anlaşılmayacak insan ise çoktur !

Kedici dergisi okurlarına bir mesajınız var mı? Kedici okurları zaten en az bi-zler kadar kedi severdir, “tereciye tere satılmaz” derler! Kedicilerin çoğalmasını dilerim, o zaman dünya daha yaşanılır olacaktır.

Teşekkürler....