YENİLER >

Asırlar Boyunca Sokak Kedisi - Emek Ekşi

Asırlar Boyunca Sokak Kedisi - Emek Ekşi

Uzun yıllar önce, insanın ve kedinin merakı birbirlerine adım atmasını sağladı. Sadece merak değil, evrensel bir sevgi duygusu da onları bir araya getirdi. Böylece kedi, “insan” ailelerinin yeni üyesi oldu. Öyle ki kimi zaman insanın hayal gücünde bir tahta oturtuldu, önünde yerlere kapanıldı, Tanrılaştırıldı.

İnsan, hayvanların tarihinde kimi zaman olumlu, çoğu zaman ise yıkıcı bir rol üstlendi. Kedilerin altın tahtlarından indirilmeleri çok sürmedi, yeni koyu bir karanlık hayal gücü kutsallıklarını yerle bir etti. Yerine uğursuz, rahatsız edici, şeytan bir yaratık etiketi yapıştırdı. Öyle ki bu karanlık zamanlarda, hayvanların tümü bir insan gibi yargılanabiliyor, türlü işkence yöntemleriyle idam ediliyorlardı.

İnsanın hayal gücü yine, hayvanların yaşarken ne muamele göreceklerini belirledi.

İnsanı haşereden, zararlı sürüngenlerden koruyarak canlarına bekçilik yapan güzel kediler; mesafeli tavırları, biraz kendine buyruk karakterleri daha doğrusu boyun eğmez davranışları sebebiyle insanın toplumundan aforoz edildi. İstenmeyen bir canlıya dönüştü.

Şimdi, çoğunluğu evlerimizdeki sıcak kanepelerde değil, sokaktalar…

Sokaklarda temiz hava almak güzeldir elbette. Özgürlüğün tadını çıkararak mavi göğün altında, hiçbir engel olmadan ve kimse size karışmadan dolaşmak hiçbir şeye bedel olamaz. Fakat döneceğiniz bir eviniz olduğunu bildiğiniz sürece iyidir bu tatlı serüvenler.

Öyle bir yer yoksa peki? Soğuk bir kış gününde ne yapardınız?

Aylardan Aralık. Kış, sertçe esip gürlüyor. Yağmurlar öfkeyle yere düşüyorlar. Hava canlılara saklanıp, ısınmaları için bir korunak bulmalarını tembihlerken, güneş de kendisine hasret kalmış diğer canlılara doğru yol almakta, adım adım geri çekilmekte. Caddeler, yollar evine bir an önce ulaşmaya çalışan sabırsız insan kalabalığıyla dolu… Araba kornaları, egzoz dumanları batmakta olan güneşin sönük ışıklarında hüzünlü bir telaş tablosu çiziyor.

Elinde kolunda poşetlerle evine doğru yol alan bu kalabalık, birkaç saat içinde yok oluyor. Sokaklar derin, koyu bir soğuklukta... Tek tük insan sedalarının arasında, her zaman pek dikkat edilmeyen köpek ve kedi sesleri bu boşlukta yankılanıp dururken, soğuk, öksüz gece, dışarıda kalanlar için tekrardan başlar.

Kedi, Mısır’ın alev alev yanan sımsıcak topraklarından ne ara geldi bu ıslak, soğuk yere? Kim getirdi onu? Ve neden? Kedi elbette ki bunları bilmiyor. O acıyı hissediyor , incecik derisinden bacaklarına, yüzüne yayılan keskin soğuğu… İşte yine başka bir gün bitmek üzere, bu geceyi de atlatmalı, açlığını zehirlenmeden, insanların çöplerinde bozulmuş artıklarıyla yatıştırmalı. Temiz bir su bulabilirse ne iyi. Kedinin zihninde bunlar bir uyarı. Bitmek bilmeyen, ona rahat vermeyen rahatsız edici bir alarm… Minik bedeni bu geceyi tamamlayabilse dahi sonrakilerini atlatabilecek mi? Meçhul.

İnsanlar ise o sırada, yuvalarında sıcakta ve güvendeler. Sokakların gaddarlığına sırtlarını çevirmişler. Çaresizliği romanlardan, filmlerden öğrenmeyi tercih ediyorlar. Beyinlerindeki “ayna nöronlar” onlara empati kurma yetisi veriyor, ağlamaklı bir sahnede gözyaşları boşalıveriyor hemen. Fakat pencerenin ardındaki karanlığa ayıracak vakitleri yok. “Kedi dışarıda kalmalı, apartmanlar, binalar insanlar için”, “Kedi dışarıda olmalı, apartmanın içi pislenir”, “Onlar sokakta olmalılar!”.

İnsan, unuttu uzak sıcak diyarlardan getirdiği varlığı. Ona evinde bir yer açmak şöyle dursun, yaşamasına bile müsaade etmedi. Kendi kurduğu garip dünyasının ortasına bırakıp ardına bakmadan kaçıverdi. Terk etti.

Şimdi onu tıpkı daha önce de yargıladığı gibi, bu sefer farklı şekillerde yargılıyor. Hareketlerini garipsiyor, insanlaştırmaya çalışıyor; insanlaşamadığını gördüğünde ise onu küçümseyip değersizleştiriyor…

İnsan hep hayal gücünün esiri… Önce onu zirvelere çıkardı ardından hiç tereddüt etmeden aşağıya yuvarladı. Lanetledi, kendisindeki ayıpları ona yükledi ve cezalandırdı. Şimdi de onu görmemezlikten geliyor. Acımasızca seslerine kulaklarını tıkıyor, kaderine terk ediyor…

Bir kedinin sokaktaki hayatı, geçmiş yüzyıllardan beri şekillenedurdu, bu haline geldi.

Görmemezlikten gelinmek, bir canlının duyumsayabileceği en kötü acıdır. İhtiyaçlarına, seslerine sağır ve kör bir dünyanın içinde her sabah varlığını devam ettirmeye çalışan bu güzel canlarımıza, kanepemizde bir yer açmak, asırlar süren dostluğun bir hatırı değildir de nedir?

Sevgimiz, ilgimiz üzerlerinden hiç eksik olmasın. Her bir sokak kedisinin sevgiyle sarılıp sarmalandığı yeni dostluklara, yuvalara…

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER