YENİLER >

Ünlü Fotoğrafçı Gerrard Gethings'in Türkiye'deki İlk Röportajı Kedici Dergisinde - Seda Tuncel

Ünlü Fotoğrafçı Gerrard Gethings'in Türkiye'deki İlk Röportajı Kedici Dergisinde - Seda Tuncel

Evcil dostların zamanla sahiplerine benzediğini söylüyorlar..

Bu düşünceyi neredeyse ispat edecek çalışma, bir hayvan fotoğrafçısı tarafından yapıldı. Hala ikna olmadıysanız Londra merkezli fotoğrafçı Gerrard Gethings'in “Do You Look Like Your Cat?” adlı projesini görene kadar bekleyin.

Gerrard Gethings ile Türkiye'de ilk kez Kedici Dergisi olarak değerli okuyucularımız için bir röportaj gerçekleştirdik. Ayrıca sanatçının Instagram sayfasını incelemek isterseniz; @gezgethings adresi bir tık uzağınızda!

-Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Hayvan fotoğrafçılığını tercih etmenizin özel bir nedeni var mı?

- Ben Gerrard Gethings. Londra’da güzel sanatlar fotoğrafçılığı yapıyorum. Bu işe boyacı olarak başladım. Güzel Sanatlar okudum ve sonrasında ressam olma umuduyla Londra’da bir stüdyo açtım. Birtakım başarılar elde ettim ve aynı zamanda ünlü portre fotoğrafçısı Terry O'Neill için çalışmaya başladım. 10 yıl boyunca onun için çalıştım. Aslında resim yapmaktan fotoğrafçılığa geçişimin sebebi onun stüdyo tekniklerini hayvan fotoğrafları üzerine aktarışıydı. Bu işin hızlı ilerlemesini de sevmiştim. Resim yapmak aylar alır. Fotoğraflar ise bir gün içinde hallolur ve sonra yeni bir projeye başlarsın. Bu da işin heyecan verici kısmı.

-“Do You Look Like Your Cat” yani “Kedinize Benziyor Musunuz?” projesi nasıl ortaya çıktı?

- Köpeğe benzeyen insanlar üzerinde birtakım çalışmalar yapmıştım. Oldukça ilgi çekti ve her ne kadar böyle ilgi çekici olmasa da başka bir projeye ihtiyacım vardı. Kediler en uygun seçim diye düşündüm ama kedileri fotoğraflamak köpekleri fotoğraflamaktan çok daha zor. Bu tarz çok az çalışma mevut, bu yüzden gerçekten zorlu bir işti. İnsanların alışık olmadığı türden bir çalışmaydı aslında. Benim için yeni bir şeyler yaratmak oldukça önemliydi.

- İlk olarak köpeklerle böyle bir fotoğraf çalışması yapmıştınız. Kediler ve köpekler arasındaki fark nedir? Hangisi daha iyi çalışma arkadaşı?

-Kedi ve köpeklerin davranışları tamamen farklıdır. Köpeklerin fotoğrafını çekmek çok kolaydır. Yemeğe ve oyuncaklara tepki gösterirler ve sizi gerçekten mutlu etmek isterler. Ama durum kedilerde ise tam zıttı. Yemek ilgilerini çok çekmez ve tanımadıkları kişilere şüpheyle yaklaşırlar. Dünyadaki en tatlı ve arkadaş canlısı kedinin fotoğrafını çekmek bile zor olacaktır. Kediler eğitime hiç yatkın değiller. Neredeyse bütün köpekler “otur” komutunu duyunca oturur ama kedilerde bu komut işe yaramaz. Kedileri seviyorum ama fotoğraflarını çekmek ustalık işi gerektirir.

-Çekimler sırasında kedilerin poz vermesi konusunda zorluk yaşadınız mı? Genel olarak mesleğinizin zorlukları nelerdir?

- Çekim süreci iki bölümden oluşur: İlk hayvanları çekerim böylece insan portreleri için ne ile çalışacağım belli olur. İnsanlara kedi şekli veya tavrı sergiletmek kedilere bunları yaptırmaktan daha kolay. Hayvanların fotoğraflarını çektikten sonra stil konusundaki fikirler aklımda belirmeye başlıyor, sonra da insanları buluyoruz. Çekim süreçleri birbirinden çok farklı. İnsan fotoğraf çekimleri için üç günlüğüne bir stüdyo tutuyoruz. Stüdyoda ekiple çalışmak ve işi bitirmek inanılmaz kolay. Kediler için aynıları geçerli değil elbette. Kediler stüdyoya gelmeyecekleri için ben onların yanına gidiyorum. Onların yanına gidip gerekli ayarlamaları yaptıktan sonra bile benim istediğim basit bir hareketi yapıp yapmayacakları bile şüpheli. Birçok kez hiç çekim yapamadığım oldu.

-Şimdiye kadar çektiğiniz en iyi fotoğraf hangisi? Favori fotoğrafınızı öğrenebilir miyiz?

- Bu soruyu cevaplamak biraz zor. Her bir seriden çok sevdiğim fotoğraflar oluyor. Çoğu zaman favorilerim, başından beri umduğum gibi ortaya çıkanlar. Aklıma gelenler ve bunu hayal ettiğim gibi gerçekleştirmeyi başardıklarım oluyor. “Do You Look Like Your Dog”'daki yaşlı Bayan ile Bichon tam da istediğim gibiydi. Ayrıca “Do You Look Like Your Cat” projesindeki beyaz bıyıklı adam. Mükemmel biri ve bana Türk oyuncu Levent Kırca'ya benzediğini söylediler. Gerçekten şaşırtıcı biçimde benziyor! Diğer durumlarda ise çekim sürprizlidir. Dans eden kedi planlanmış bir poz değildi. Kedinin fotoğrafını doğaçlama şekilde çektim ve sonra gerçekten de dans ediyormuş gibi göründüğünü fark ettim. Bu yaratıcı sürecin böyle yönlerini seviyorum. Aynı durum beyzbol fotoğrafında da oldu. O fotoğraftaki esas model aslında oğlumdu.

-“Kedinize Benziyor musunuz?” bir hafıza oyununa dönüştürüldü. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz? Birçok ünlü oyunu oynarken sosyal medyada fotoğrafını paylaştı mesela, Justin Timberlake…

- “Do You Look Like Your Cat” ve “Do You Look Like Your Dog” (“Kedinize Benziyor musunuz?” ve “Köpeğinize Benziyor Musunuz?”) Laurence King yayıncılık tarafından hafıza oyunu haline getirildi. Oyun haline getirme fikri çok güzel bir fikirdi çünkü ben fotoğraf çekmek istedim evet ama fotoğraflarla ne yapacağımı bilmiyordum. Bir kitap olabilir diye düşünmüştüm ama oyun daha ilgi çekici geldi. Her iki oyun da insanların gerçekten hoşuna gitmiş gibi görünüyor çünkü oyunların şu an tüm dünyaya satışı var.

-Bildiğiniz gibi Türkiye'de kediler çok seviliyor. Kedici Dergisi okuyucularına söylemek istediğiniz bir mesaj var mı?

- Kediler çok güzel ve sevimli varlıklar. Komşumun kedisi benim evime gelmeyi seviyor. Adı Lisa ve günü evimde uyuyarak geçirmek için her sabah beni ziyaret eder. Akşam 7 gibi de evine döner. Baxter adında bir köpeğim var ve Lisa ile güzel bir arkadaşlık kurdular. Onları birlikte görmek çok hoş. Kedileri seviyorum ama itiraf etmem gerekir ki fotoğraflarını çekmekten o kadar da keyif almıyorum. Çok aldatıcılar!

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER