YENİLER >

Kedi Hava İndirme Operasyonu - Patrick T. O’Shaughnessy

Kedi Hava İndirme Operasyonu - Patrick T. O’Shaughnessy

Ekoloji, organizmalarınkendi doğal çevrelerinde birbirleriyle etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır. 1960’ların başlarında ortaya çıkmasından bu yana geçen yaklaşık 50 yıllık süreçte oldukça ilerleme kaydedilmiştir bu alanda. Özellikle de insanoğlunun faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkileri anlaşılmaya ve görünür hale gelmeye başladığından beri. İlk ekologlar, küçük bir havuz veya çöl gibi ‘basit’ ortamlarda bile, farklı yaşam formları arasındaki sayısız bağın anlaşılmasının gerekliliğini vurgulamışlardır. Bu bağların farkında olarak sık sık söyledikleri şey, insanların besin zincirinin herhangi bir noktasına yaptıkları müdahalenin öngörülemeyen olumsuz sonuçları olacağıdır. Bu konuda en çok anlatılan örnek Borneo adasında yaşananlardır. Bu olay, canlılar arasındaki bağın istenmeden koparılmasına bir örnek olmanın ötesinde, soruna bulunan çözümün acayipliğiyle de ünlüdür.

Hikâyemiz şöyle:

“1950’lerin başında, Borneo’da Dayak halkı arasında sıtma salgını başgöstermişti. Dünya Sağlık Örgütü sorunu çözmeye çalıştı. Sıtma taşıyan sivrisinekleri öldürmek için büyük miktarlarda DDT kullanarak ilaçlama yaptılar. Sivrisinekler öldükten sonra sıtma daha az görülür olmuştu gerçekten. Bu iyiydi. Ama bu işin bazı yan etkileri oldu. Önce insanların çatıları başlarına çökmeye başladı. Anlaşıldı ki DDT, sadece sivrisinekleri değil sazları yiyen tırtılların paraziti olan ve tırtılların sayısını dengede tutan bir tür eşekarısını da öldürmüştü. Daha da kötüsü DDT ile zehirlenip ölen böcekler gekko kertenkeleleri tarafından, kertenkeleler de kediler tarafından yenmişti. Kediler ölmeye başladı, fareler çoğaldı ve insanlar bu sefer fareler tarafından taşınan iki ciddi bulaşıcı hastalık tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar: silvatik veba ve tifüs. Kendi yarattığı bu problemle başa çıkabilmek için Dünya Sağlık Örgütü Borneo’ya paraşütle kedi indirmek zorunda kaldı.”

Bu hikâye pek çok farklı şekilde anlatılmaktadır. Bu çeşitlemelerde:

Veba ve tifüs salgını olduğu,
İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri tarafından havadan paraşütle kedi indirildiği,
Bu kedilerin sayısının 14.000 olduğu,
Amerika Birleşik Devletleri’nin de olaya dahil olduğu,
Uçaklarla DDT ilaçlaması yapıldığı söylenmektedir.

Bu çeşitlemeler yeni bir modern efsane şüphesi uyandırmaktadır. Hikâyede bir parça doğruluk
payı bulunmasına karşın belli bir konuya vurgu yapmak için bazı yönleri uydurulmuş ve abartılmış gibidir. Bu nedenle, hikâyede bahsedilen konuların doğruluğunu değerlendirmek üzere bir araştırma yapılmıştır.
Özellikle:
Tırtılların çatıları mahvedip etmediği,
Borneo’daki kedi ölümlerinin sebebinin DDT olup olmadığı,
Kedi sayısını artırmak amacıyla havadan paraşütle kedi indirilip indirilmediği araştırılmıştır.

Araştırma sonuçları şöyle özetlenebilir:

Borneo’da sıtma hastalığını azaltmak amacıyla DDT kullanılmıştır. Sazları yiyen tırtıllar bir şekilde DDT’den etkilenmemiş, hızla çoğalmış ve saz çatıların çürümesini hızlandırmışlardır. DDT, evlerin içine püskürtüldüğü bazı bölgelerde kedi ölümlerine sebep olmuştur. Ancak DDT hikâyede anlatıldığı gibi besin zinciri yoluyla kedilerin vücudunda birikmemiştir. Kediler DDT ile kirlenen tüylerini yalamak suretiyle zehri doğrudan almışlardır. Kedi sayısını artırmak için Borneo’ya havadan kedi indirilmiştir. Ancak bu konudaki tek yazılı kaynak, bu işin kuzey Borneo’da Malezya’ya bağlı Sarawak bölgesindeki Bario’nun ücra bir köyünde gerçekleştiğini söylemektedir. Yirmi kediden biraz fazlası, paraşütle inişe dayanıklı bir kutunun içinde İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri tarafından bir uçaktan atılmıştır.

Yukarıda belirtilen gerçekler ışığında hikâyemizin yeni şekli şu olabilir:

“1950’lerin sonlarında Dünya Sağlık Örgütü, Borneo adasının kuzey bölgelerinde ortaya çıkan sıtma hastalığı ile mücadele kampanyası kapsamında, hastalığa sebep olan sivrisinekleri öldürmek için DDT ve diğer böcek öldürücü kimyasalları kullanmıştır. Büyük miktarlarda DDT, bu bölgelerde bütün bir köyün topluca barındığı uzun evlerin duvarlarına ve tavanlarına püskürtülmüştür. Bu çabaların sonucu olarak, bölgede sıtma hastalığı hızlı bir düşüşe geçmiştir. Ancak bu ilaçlamanın beklenmeyen iki sonucu daha olmuştur: Uzun evleri kaplayan saz damların çürümesi hızlanmıştır; çünkü bu sazları yiyen tırtıllar bir şekilde DDT’den etkilenmemiş, ama tırtılların paraziti olan küçük eşekarılarının larvaları bu işten sağ çıkamamıştır. Evlerde dolaşan evcil kediler de, DDT sıkılmış duvarlara sürtünüp ardından tüylerini yalayarak DDT’den zehirlenmiştir. Bazı köylerde kedilerin azalması, farelerin artmasına sebep olmuştur. Bu da tifüs ve veba gibi kemirgenlerden insanlara bulaşan hastalıkların artabileceği endişesini doğurmuştur. Bu soruna engel olmak ve ölen kedilerin yerine yenisini koymak için kıyı kasabalarından toplanan kediler özel tasarlanmış bir kutu içinde, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait bir uçak tarafından paraşütle ücra köylerden birine indirilmiştir.”

Hikâyenin bu hali, sıtmayı kontrol etmek için sıkılan DDT’nin istenmeyen sonuçları olduğunu hâlâ söylemektedir. Ancak hikâyeyi ekolojik bir masal haline getiren yönü artık eksiktir. Kedilerin besin zinciri yoluyla DDT’yi aldıkları ve öldükleri yönünde hiçbir kanıt yoktur; ki bu, esas hikâyenin en önemli öğesidir. Peki bu öğe esas hikâyeye nasıl dahil olmuştur? Bu açıklamayı ilk olarak Tom Harrison getirmiştir. Ancak Harrison kendi hikâyesini olayın gerçekleştiği 1960’ların başından 5 yıl sonra yayınlamıştır. Bu arada 1962 yılında Rachel Carson’un “Sessiz Bahar” (Silent Spring) isimli kitabı yayımlanmıştır. Bir doğa korumacı olarak, Harrison’un kitabı okumuş olması pek muhtemeldir. Borneo’da kedilere olanları kitapta anlatılanlarla ilişkilendirerek, kedi ölümlerini DDT’nin besin zinciri yoluyla kedilerin vücudunda birikmesine bağlamış olabilir. Daha sonra Gordon Conway bu açıklamayı kabul etmiş ve buna saz damlarla ilgili gerçeği de eklemiştir. Son olarak da Gordon Harrison 1968’de hikâyeyi Tom Harrison ve Gordon Conway’den hiç bahsetmeden Natural History dergisinde yayınlayarak kaynaklarla bağını koparmıştır. Hikâye, bundan sonra DDT’nin besin zinciri yoluyla memeli ölümlerine sebep olmasına ilişkin tek ve en ünlü anlatı olagelmiştir.

Çeviri: Evren Yılmaz Tekin

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER