YENİLER >

Lokum Kız - Banu Kalkandelen

Lokum Kız - Banu Kalkandelen

Yataktan uyuyamadığım için mi kalktım yoksa mutfakta beni bekleyen ay çöreğini yemek için mi bilmiyorum. Saat sabahın üçüydü. Ev sıcaktı, sabahlığımı giyip mutfağa yöneldim. Aklımdan çıkmayan ayçöreğini tabağa koydum ve içine nescafe attığım şekerli sütümü hazırladım. Salona geçtim. Televizyonu kısık sesle açtım. Ayçöreğimi ısırıp, sütümü yudumladım. Televizyonda ne olduğu çok önemli değildi. Başımı arkaya yasladım ve gülümsedim. Acaba kaç dakika alacaktı yanıma gelmesi? Tam bunu düşündüğüm sırada, salon kapısında ufacık suratıyla beliriverdi. Uykulu gözleri yarı açıktı, esnedi. Yanıma geldi ve kucağıma çıktı. Beni yoğurup guruldamaya başladı. Bir müddet öylece oturduk. Uyuyakaldı. Ben de kıpırdamadan oturmaya devam ettim haliyle.

Tüh ayçöreği de uzakta kaldı..

Otururken Lokum’u ilk gördüğüm ana döndüm. Annemle mutfaktaydık. Hiç susmadan bağıran yavru bir kedi sesi geliyordu. Bilirsiniz bu sesi, bazen sırf biz kedicilerin duyabildiği bir frekansta olduğunu düşünüyorum. “miyuv, miyuv, miyuv” nefes almadan, can havliyle bir bağırış. Benim Haydut oğlum yeni melek olmuştu, duymazdan geldim, üzgündüm. İçeriye gittim. Biraz sonra annem odaya geldi, “Banu hiç susmuyor” dedi. Bari biraz mama indireyim dedim. Aşağıya indim, bir kırık kaldırımın altına gizlenmişti. Beni görünce çıktı ve aynı şekilde bağırmaya başladı. O kadar küçüktü ki döktüğüm mamaları yiyemeyeceğini anladım. Aramızda tel çit vardı. Çiti dolanıp kucağıma almaya karar verdim. O kısa sürede yeniden saklanmıştı. Çiti dolanıp yanına geldim ve kucağıma aldım. Sımsıkı sarıldı bana, resmen patilerini boynuma doladı. “Ben şimdi bunu nasıl bırakacağım” diye düşünmeye başladım. Bir baktım taksiye binmiş veteriner kliniğine gidiyorum. Kucağımda kirloz, şaşkın, minnacık bir kediyle.

Genel muayene, pire damlası vs.. yapıldı. 400 gram kadardı. Yaklaşık 2 aylıktı. Biraz hapşırıyordu. Eve geri döndüm. Almayacaktım, en azından almak amacıyla değil, beslemek amacıyla inmiştim. Yani annem öyle biliyordu. Bahçede bir banka oturdum. Gurulduyordu, “bırakamam ki ben artık seni” dedim. Birlikte apartmana girdik, asansöre bindik ve daire kapısında “hoş geldin” dedim, “senin adın Lokum olsun.”

Lokum ile 2 yılımızı doldurduk. Oyuncu, akıllı, biraz yaramaz ama sevgi dolu çok sevimli bir dişi smokin kedi. Uyumayan kedi yapmışlar diyorum bazen, o kadar az uyuyor ki, uyuması da sonunda bir yerde sızıp kalmasıyla oluyor. Her türlü yeşilliğe zaafı var. Maydanoz, dereotu favorileri. Geçen gün pırasa gördü mutfakta. Mahvolduk. Bütün gün bağırarak mutfağa girdi ve pırasalara sarıldı. Annem çareyi pırasaları derhal pişirmekte buldu.

Evin içinde bir uçtan bir uca koşmayı çok seviyor. Genellikle her köşeyi dönüşünde kafasını bir yere çarpıyor ama bu hızını kesmiyor. Çok sevdiği oyuncakları var. Eli kopuk bir yavru koala, gözü çıkmış bir fare, kedi oltasının ucundan koparılmış mor bir çiçek ve tüylü bir hacıyatmaz. Bazen yatağa getiriyor onları, bazen yastığımın altına tıkıştırıyor.

Evin içinde her zaman peşimde, uyuyorsa bile ben kalkıp başka bir odaya geçersem O da uyanıp peşimden geliyor. Bazen “hemen döneceğim, sakın kalkma” diyorum. Dinliyor, bekliyor. Yavaş ve sakince konuşunca her şeyi anlıyor. Eğer işte yoğunsam (evden çalışmaya devam) ve benden bir şeyler istiyorsa tersliyorum, git başımdan diyorum. O zaman çok bozuluyor. Bazen kızıyor bana tepki veriyor, ısırmaya kalkıyor. Sonra ben de üzülüyorum. Öpüp kokluyorum, barışıyoruz. Bizim Lokum ile hikayemiz de böyle işte. Dileğim diğerleriyle olduğu gibi, mutlu, sağlıklı, uzun yıllar geçirmek Lokum ile. Upuzun ve sağlık dolu bir ömrü olsun, Allah bizi ayırmasın. O kaldırım taşının altından kucağıma aldığım yavru içindeki mutluluğu hiç kaybetmesin. Patilerini yerden kesen annesiyle hiç ayrılmasın.

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER