YENİLER >

Kedili Bir Ev Düzeni - Emek Ekşi

Kedili Bir Ev Düzeni - Emek Ekşi

Ev ortamı… Yuva… Koltuk takımları, yeni alınan incecik tül perdeler, kusursuz görünen yatak örtüleri, tertemiz kokulu odalar… Ev temizliği dendiğinde aklıma gelen ilk şey, bunun sonsuz bir döngüden ibaret bir çalışma olduğudur. Gerçekten, ideal temiz ortam, sanıyorum ki yalnızca 20 dakika kadar sürmektedir. Daha fazla uzatmak istersek hiç kıpırdamadan durmamız gerekir. Sırf bu çabanın yorgunluğu ve acımasızca süren kısa süreli ömrü, o ortamı kirleten ilk kişiye karşı büyük bir öfke duymaya yol açar. Aile bireyleri bile aynı evi paylaşırken sık sık birbirlerine zıt durumlara düşerler. Belki saatlerce “benim-senin” çekişmeleri sürüp gider. Ve hatta haftalarca sürebilir bu soğuk savaş. Oysaki ‘bizim’ denilse, işler daha yumuşakça halledilebilecektir.

Peki, insanların bu düzenine bir kedi girerse nasıl değişir işler?

Çoğu zaman ilk başta, büyük bir şikayet dalgası hücum eder “ev sahiplerinin” diline. Koltukların çizilmesi, incecik tül perdelerin yırtılması, buzdolabındaki magnetlerin aşağıya indirilmesi, dökülen ve her yerde rastlanılan tüyler… Neden eşyalara zarar vermemesi gerektiğini bilmemektedir bu kedi? Değişmesi için neler yapılmalıdır? Çoğu zaman, evet bu tepki verilir minik aslanlarımıza. Her şeyden önce, kuvvetli bir şekilde, onların değişmesini umarız. Koltukları tırmalamayı bırakmalı, bardakları masadan itmeye bir son vermelidir. Oysaki onun bir misafir değil, evi paylaşan bireylerden biri olduğunu hep gözden kaçırırız. Ait olduğu bir topluluktan, onu evimizi paylaşmaya davet etmişizdir. O da kendi yaşam tarzına uygun olarak var olmak isteyecektir.

Peki, ev arkadaşımızın doğasına uyacak değişiklikler nelerdir?

Mesela evin farklı köşelerine yerleştirilebilecek tırmalama tahtaları, üstüne çıkıp yukarıdan zevkle etrafı izleyebileceği yüksek, basamaklı kedi yuvaları bunlardan birkaç tanesidir. Böylece bizim sıkıcı ortamımızda kendine ait bir alana sahip olabilir ve içgüdüsel davranışlarını yerine getirebilirler. Mevsimsel olarak tüy değişim zamanları vardır ve özellikle bu dönemlerde çok daha fazla tüy dökerler, tıpkı bizim saç tellerimizin de parkelerde dans ediyor olması gibi… İyi bir tarak ve düzenli bir tarama aktivitesi hem onu rahatlatacak hem de yerde dolaşan tüy yumaklarının sayısını azaltacaktır. Yapışkanlı rulo tüy toplayıcıları da kıyafetlerdekileri temizlemenize yardımcı olacaktır.

Kutu gibi dar alanlarda bulunmayı çok severler. İçlerine girip dinlenebilecekleri sıcacık yuvalar oluşturmak onlara iyi hissettirecektir.

Günün büyük bir kısmını uyuyarak geçirmekten zevk alsalar da özellikle geceleri oyun oynamaktan hoşlanırlar. Bunlar onların avcılık içgüdüleridir. Ve bunları görmezden gelmek onları huzursuz eder. Bu sebeple küçük bir yakalamaca oyunu oynamak, sevdiği oyuncaklarla hızlı hızlı kaçan bir böceği canlandırmak onları çok mutlu edecektir. Ben her zaman Susam’ı(kedim), ‘benim küçük tüylü bebeğim’ şeklinde severim. Minik bir bebek gibi ilgi bekler benden. Odadan odaya geçerken peşime takılır, göz göze gelene kadar yüzüme bakar, ardından haydi oyuna der gibi iki ayağının üzerine kalkarak, ön patileriyle bacağıma vurur. Avcılık içgüdülerini yerine getirmesini sağlayabileceği bir oyuna başlarız. Fark ettim ki ritmik hareketlerle atılan oyuncakları yakalamayı daha çok seviyor. Bunun sebebinin de doğala en yakın hareketler olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. İstemsizce atılan bir oyuncağın arkasından asla koşmaz, ısrarla suratıma bakar: “Bir daha atar mısın? Bu, olmadı” anlamına gelen bir bakış fırlatır. O zaman anlarım ki benimle iletişim kurmak istemekte ve buna özen göstermemi beklemektedir…

Nasıl ki bir aile içinde bireyler birbirlerinden olabildiğince farklıysa ve kimse değişmek zorunda kalmak istemiyorsa, bunu evi paylaştığımız, dört ayaklı dostumuz için de kabul etmeliyiz. Eve onun da seveceği eşyaları ekleyerek, kendisinin gerçekten yuvada olduğunu hissettirebiliriz.

Birlikte geçirilen birkaç yılın ardından şaşılacak değişiklikler meydana gelecektir. Birbirinin özel alanına saygı duymayı öğrenen iki farklı türün sıradaki hikayesi sizinki olabilir. Birbirini anlayan, olduğu gibi kabul eden bireylerden daha mutlu bir aile olabilir mi? Sabırla ve sevgi bağıyla işlenen zaman, huzurlu bir yuvaya dönüşecektir. Yeni mutlu, sımsıcak kedili yuvalara!

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER