YENİLER >

Bir Kedinin Dostluğu Her Şeye Bedeldir - Banu Kalkandelen

Herkesin bir evrimi var mı bu hayatta bilmem ama benim bir evrimim var. Kelimenin tam anlamıyla evrim geçirdim!

Ben eskiden bundan 25 yıl öncesinde, aşırı titiz, hayvanlardan kaçan ve hatta hayvan sevmez (ya da sevmediğini sanan), kedi, köpek görünce kaldırım değiştiren bir insandım. Bir yerime bir kedi ya da köpek sürünse eve gelir yıkanırdım.

Sonra bir şeyler değişmeye başladı. Bir gün ablam evine bir kedi aldı.  Brownie. Kahverengi tonlarında, zümrüt yeşili gözleri olan bir dişi tekir. Ben ablama çok bağlıyımdır. Onun evine gitmemem, ablamı görmemem mümkün olmadığından kedili evine de gitmeye devam ettim. Bir gün evlerinde otururken Brownie ile odada yalnızdım. Kedi inanılmaz güzel ve sakindi. Bir yandan korkuyor, bir yandan da dokunmak istiyordum. Yumuşak mıdır, elime kemikleri gelir mi, ısırır mı gibi düşünceler eşliğinde yere oturdum. Ona bakıyordum, sanki “bana gel, benim sana gelecek cesaretim yok” diyordum. Sakince yattığı yerden bana baktı, uzun uzun süzdü beni, sonra yavaş hareketlerle yanıma geldi ve kucağıma oturup kıvrıldı, gözlerini kapadı. Gurultular içindeydi. Ben donup kalmıştım. Kıpırdayamıyordum. Hem korkmalıyım diye geçiriyordum içimden hem de inanılmaz hoşuma gitmişti. Tüyleri ipek gibiydi, kemikleri falan batmıyordu, sıcacıktı. Sonra onu okşamaya başladım. Böylece benim sonsuz kedi aşkım başlamış oldu. O inanılmaz gün benim hayatımın dönüm noktasıydı. Acı tatlı hayatı birlikte paylaştığımız güzeller güzeli kedilerimle bir yaşam başladı benim için. Bilge oğlum Kaşmir, çılgın kızım Minik, güzeller güzeli hakikatli kızım Halime ve O’nun oğlu uysal, sevgi dolu Haydut’umla uzun, mutlu yıllar geçirdik. Bir gün hepsini tek tek anlatmak isterim.  Onlarla geçen toplam 18 mutlu yılın ardından her birini yaşa bağlı hastalıklar nedeniyle kaybettim ve son görevimi de yaparak defnettim. Yaşadığım acıyı hafifleten tek şey ise, onların benden önce ölmeleri gerektiği gerçeğiydi. Tüylü dostlarımız bizim ardımıza kalmamalı.

Şimdi kedisiz yaşayamayacağım için bir kedim daha var. Onu da sokaktan aldım. Haydut’umu yeni kaybetmiştim, mutfak penceremin altında 1 gün boyunca ağladı. Aslında kedi almaya hazır değildim. Ancak susmuyordu, yavruydu, dayanamadım. Kendisi şimdi 2 yaşına geldi. İsmi Lokum dişi bir smokin, tıpkı Minik ablasına benziyor.  Biliyorum ki yaşadığım sürece evimde, hayatımda kediler olacak. Bu mükemmel, doğa üstü özellikleri olan varlıkları yaşamımdan asla çıkarmayacağım. Bir yerde okumuştum. Köpekler sizi bedensel tehlikelerden, kediler ise ruhsal tehlikelerden korur diye. Elbette köpekleri de çok seviyorum.

Ama biliyorum ki bir kedi sizi seviyorsa bu çok özeldir ve bir kedinin dostluğu bu dünyada her şeye bedeldir.