YENİLER >

Doç. Dr. Göksel Sazcı: “Vücudum Mokaliyi görünce daha fazla mutluluk hormonu salgılıyor” - Doğa Şimşek

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde Öğretim Üyesi olan Göksel Sazcı, 30 yıldır yaptığı kazı çalışmalarında hiç kedilerle karşılaşmadı ancak bir gün bahçesinde beslediği üç yavru kedinin yakın bir arazide gömülü halde buldu. Göksel Sazcı ile, gömülü bulunan yavrulardan biri olan Kedi Mokali’nin hayatına nasıl mutluluk kattığını ve kedilerin ondaki yerini konuştuk.

Kedi Mokali ile nasıl karşılaştınız?

Çanakkale’deki evimin bahçesinde eski köpeğimizin kulübesi vardı. Bu kulübeye küçükken bahçemize gelen, eşim, kızım ve benim tarafından mama ve su verilen kedilerden bir tanesi yavrulamıştı. Yavrular üç taneydi. Her gün dışarı çıktığımızda uzaktan eşim, kızım ve ben yavruları uzaktan gözlemliyorduk. Komşumuz bir gün bizim dışarıda olduğumuz bir zamanda yavrulardan iki tanesini alıp eve götürmüş, çocukları ile oynamış ve daha sonra bu iki yavruyu tekrar kulübeye bırakmış. Anne kedi de bu iki yavruyu alıp götürmüş. Eve geldiğimizde yavruları göremeyince site bekçimize sorduk. O da anne kedinin yavruları boş bir araziye doğru götürdüğünü söyledi. Eşimle birlikte site bekçimizin tarif ettiği alana gittik ve anne kedinin yavruları gömdüğünü fark ettik. Muhtemelen anne kedi yavruların üzerine insan kokusu sindiği için onların hastalandığını düşünmüştü. Gömülü alan geldiğimizde bir yavru için geç kalmıştık ve maalesef ölmüştü. Mokali’nin ise arka bacakları dışarıda, belden ön kısmı toprağa gömülüydü. Bacaklarından tutup dışarıya çektiğimizde hala hayatta olduğunu fark ettik. Hemen veterinere götürdük. Veteriner sağlığının yerinde olduğunu en az iki ay anne sütü (kedi) ile beslenmesi gerektiğini söyledi. Bakımını ben üstlendim ve kısa sürede sağlığına kavuştu. Kazı sezonu geldiğinde onu da beraberimizde oturduğumuz yere çok yakın olan kazımıza götürdük ve şimdi kazımızın vazgeçilmez elemanı oldu.

Hayatınızda her zaman hayvanlar var mıydı?

Elbette her zaman. Zaten Mokali geldiğinde köpeğimiz de vardı.

Kedi Mokali’den önce de hayatınızda kediler var mıydı, kedilerle tanışıklığınız ne zaman başladı?

Kedi sevgisini bana aşılayan annem olmuştu. Bu yüzden ailenin hayvan sevgisi aşılamada çok önemli olduğunu düşünüyorum. Annemin her zaman en az bir tane kedisi olurdu. En son beraber yaşadığı kedisi ölünce çok üzüldüğünü artık bir daha o acıyı yaşamamak için kedi edinmeyeceğini söyledi. Ancak kedi sevgisinden hiç uzaklaşamadı. Bu kez oturduğu mahalledeki bütün kedileri evinin önünde beslemeye devam etti. Onu ziyarete gittiğimde beraberimde her zaman kedi maması getirmemi isterdi.

Kedi Mokali ile yaşadığınız durum haricinde bir kediyle yaşadığınız ve unutamadığınız bir an var mı?

Evet var. Bir akşam eşimle yine annemi ziyarete giderken yolda çok kötü durumda bir kedi yavrusu gördük. Gözleri enfeksiyondan kapalıydı. Üzeri de aşırı kirliydi. Hemen alıp anneme götürdük. Annemde kediler için veteriner gibi ilaçlar vardı. Annem kedi yavrusunu sahiplendi. Üzerindeki gri renk yüzünden ismini Duman koyduk. Ancak annemi bir sonraki ziyaretimizde, evde kartopu gibi beyaz bir kedi yavrusu olduğunu görünce annemin bir başka kedi yavrusunu daha sahiplendiğini düşündük. Anneme sorduğumuzda bu kedinin bize Duman olduğunu söyledi. Üzerindeki kirler temizlendiğinde altından bembeyaz bir kedi çıkmıştı. Ama kedinin ismi bembeyaz olmasına rağmen Duman olarak kaldı.

Bir arkeolog olarak kedilerin tarihteki yerini nasıl görüyorsunuz, birçok mitolojide çok değer verilen kediler, yaptığınız kazılarda ya da araştırma yaptığınız bölgelerde karşınıza çıktı mı?

Yaklaşık 30 yıldır arkeoloji kazı yapıyorum ancak benim kazı yaptığım yerlerde (Troia, Boğazköy, Maydos) kedi ile ilgili bir kalıntı tespit edemedik. Ancak başka yerlerde, örneğin Mısırda kedilerin çok önemli olduğunu biliyoruz. O dönemlerde tahıl depolamak kışı rahat geçirmek için çok önemliydi. Ayrıca yine vergiler tahıl üzerinden, yevmiyeler de tahıl ile verilmekteydi. Tahılın en büyük düşmanı ise fareler gibi kemirgenlerdi. Bu yüzden Eski Orta Doğu’nun tahıl deposu olan Mısır da kedilere tüm Ön Asya’dan daha fazla önem verilmiştir.  

Hayatınıza Kedi Mokali girdikten sonra bir şeylerin değiştiğini gözlemlediniz mi?

Elbette. Onunla eğlenceli vakitler geçiriyorum. Ancak en önemli değişim, daha mutlu oldum. Vücudum Mokali'yi görünce daha fazla mutluluk hormonu salgılıyor. Takdir edersiniz ki mutlu olabilmek günümüz koşullarında çok ta kolay hissedilebilen bir duygu değil.

Kedi Mokali nasıl bir kedi, bize ondan bahseder misiniz?

Mokali'yi kelimelerle anlatmak çok zor. Asla petshoptan alınan bir ev kedisi gibi değil. Özgür ruhlu bir kedi. Dilediği zaman eve girmek ister, istediği zaman da onu evde tutamazsınız. Sabahları kazıda benden önce uyanmış olur ve kapımın önünde beni bekler. Biz genelde kazıda 05:30 gibi yani oldukça erken uyanırız. Benimle birlikte çalışma odama gelir. Çünkü maması orada ve sabah kahvaltısını yapar. Sonra benimle birlikte kazı evine yaklaşık 50 m uzaklıkta olan kazı alanına gelir. Ben görev dağılımı yaptıktan sonra kazı evine geri dönerim ama o orada diğer kazı çalışanları ile birlikte vakit geçirmeyi sever. Bir müddet sonra o da kazı evine geri döner. Sonra da kazı evindeki çalışanlarla oynar. Öğlene doğru ise uzun bir uyku çeker. Kazı evinde uyumak için seçtiği bazı özel yerleri vardır. Akşam üzeri tekrar mamasını yedikten sonra biz yatana kadar genelde yine uzanır. Biz uyuduktan sonra o geceleyin tekrar araziye çıkar ve orada avlanır. Rutini bu şekildedir.

Son olarak Kedici Dergisi okurlarına söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Evet belki çok klişe bir söz ama ben doğruluğuna kesin inananlardanım; Mutlu olmak istiyorsanız, doğanın bir parçası olan hayvanları da mutlaka sevin ve bu sevginizi de onlara bir şekilde gösterin.

Bizimle röportaj yaptığınız için teşekkürler