YENİLER >

Ankara'da Kedicilerin Kedilerle Buluşma Mekanı, Calico Cat Cafe - Doğa Şimşek

Örnekleri Paris’te, Tokyo’da ve New York gibi gelişmiş şehirlerde bulunan kedi kafelerden biri şimdi de Ankara’da açıldı. Ankara’da Gaziosmanpaşa semtinde açılan Calico Cat Cafe, Kedicileri, hatta Kedici olmayanları bile bir araya getirmeyi hedefliyor. Adını da üç renkli kedi anlamına gelen “Calico” dan alan kafe, ziyaretçilerine özenle hazırlanmış içeceklerini yudumlarken sanki kedilerle evlerinde oturuyormuş hissini yaşatıyor. Kafeyi, İran asıllı bir Fransız olan Phillip adında bir Kedici kurdu, Türk insanının kedilere olan sevgisini bildiğinden ziyaretçilerin kedilerle beraber ev ortamına benzer bir yerde vakit geçirebilecekleri hatta sahiplenecekleri bir ortam sunmak için açtığını söyledi. Calico Cat Kafe sahibi Phillip’le kedi temalı bir kafeyi açmaya nasıl karar verdiğini konuştuk.

Öncelikle sizinle bu röportaj aracılığıyla tanıştığımız için çok memnun olduk, Kedici Dergisi okuyucularına kendinizden bahseder misiniz?

Adım Philip, 47 yaşındayım ve İran’da doğdum. Son 20 yıldır İran dışında yaşıyorum. Hayvanları, özellikle kedileri ve köpekleri seviyorum. Bir hayvan aktivisti değilim ancak hayvanların haklarının savunulmasına inanıyorum. Ülkemden 20 yıl önce ayrıldım ve 1 yıllığına Norveç’e taşındım ve oradan da Fransa’ya taşındım. 20 yıla yakın Fransa’da yaşadım ve aynı zamanda bir Fransız vatandaşıyım. Bu zamana kadar ki yolculuğumda kedilerle ve köpeklerle birçok anım oldu. Norveç’te de evimizin etrafında dolaşan çok kedimiz vardı, Norveç’e gittiğimizde Kuzey tarafında kalacaktık ve biliyorsunuz ki Norveç’in Kuzeyinde 6 ay gece ve 6 ay gündüz yaşanıyor ve biz 6 ay gece döneminde oraya vardık. Bir apartman dairesinde yaşıyorduk ve kaloriferlerimiz maksimum sıcaklıkta çalışıyordu, evin içi o kadar sıcak oluyordu ki camları açmak zorunda kalıyorduk. Bir gece, uyurken çok tüylü bir şey bir anda üstüme atladı, bir anda “Neler oluyor” diye bağırdım ve birkaç saniye sonra ışıkları açtığımda fark ettim ki tüylü bir kedi açık olan camdan içeri girmiş ve bizi görünce bir anda üstümüze atladı, biz ondan o da bizden korktu ama o geceden sonra onunla hayatımıza onunla devam ettik.

Kedi temalı bir café açma fikri nereden geldi, bizimle paylaşır mısınız?

Japonya’da yer alan kedi kafenin röportajını görmüştüm ve kafenin tüm dekorasyonu kedi temalıydı, onların kültüründe hayvanlar, özellikle kedilerin büyük bir yeri var, ama tabii ki de yasalardan ötürü kedi temalı kafeler dünyada Paris, New York, Tokyo gibi gelişmiş şehirlerde ve şimdi de Ankara’da var. Bizim kafemiz aslında burada yaşayan kedilerin evi, bar dışında kafenin her yerine hakimler. O röportajı gördükten sonra, ve Türkiye’deki insanların hayvanlara olan sevgisini bildiğimden ve kedilerin temiz olduğunu bildiklerini düşündüğüm için kedi temalı bir kafe açmak istedim.

Kediler sevgi hissedebilen ve sevgi verebilen varlıklar, insanlara onları iyi hissettirecek bir enerji veriyorlar. Burası kedileri seven ama kedi sahiplenemeyen insanlar için kedilere alışabilecekleri ve evlat edinebilecekleri bir yer. Kafemizde 10 kedi için yerimiz var, sayıları 10’u aşınca iyi aileler olduğunu bildiğimiz insanlara sahiplendirme yapıyoruz.

Aynı zamanda, insanların kedi kültürüne olan bakış açısında yardımcı olmak istedim çünkü kedilerin çok uzun bir tarihi var. Mısır’da doğurganlık ve bereket tanrısı kedi Bastet gibi birçok ülkede kedilerin kültürlerinde ve tarihlerinde büyük bir yeri var. Birçok mitolojide kediler ya da kedilere benzeyen insanlar genelde tanrıça, tanrı ya da kutsal varlıklar olarak görülüyor. Mitolojiye ilgi duyduğum için kedilerin mitolojideki yerleriyle alakalı resimler yaptırıyorum, Mısır mitolojisinde kedi Bastet, Nors mitolojisinde bereket tanrıçası Freya’nın kedileri var ve aynı zamanda Çin kültüründe kediler rahatlığın bir sembolü. İslam kültüründe ise kediler bilge varlıklar olarak biliniyorlar. Burayı açmamdaki asıl amaç kedilerin rahat edebileceği ve insanların kedilerin muhteşem özelliklerini görebileceği bir yer oluşturmaktı.

Kediler hayatınıza nasıl dahil oldu?

İran’dayken büyük annemin büyük bir bahçesi vardı ve o bahçede birçok kediye bakıyordu. Kedileri eve alamıyorduk ama çocukken onu her ziyarete gittiğimde kedileriyle oynadığımı hatırlıyorum.

Kedileriniz var mı, eğer varsa bize hayatınıza nasıl girdiklerini, özelliklerini ve onlarla olan anılarınızı anlatır mısınız?

Fransa’ya taşındıktan bir sene sonra, beyaz renkli çok minik bir kedi bulduk, 7-8 günlüktü, ona, Türkçede mücevher anlamına gelen ve fransızca olan “Bijoux” adını verdik. Bu kedi ailemizin bir parçası olan ilk kediydi, bu kediyi eve getirdiğimizde bir de bizimle yaşayan bir hamsterımız vardı ve kendi kafesinde yaşıyordu. Kedi ve hamster için bir odamız vardı, kediyi ve hamsterı aynı odaya koymanın iyi bir fikir olmayacağı hiçbirimizin aklına gelmedi. Daha sonra, bir gece odadan çok fazla ses gelmeye başladı, ve odaya kontrole gittiğimizde, hamsterın kaçtığını ve kedinin onu kovaladığını fark ettim ve içeri koştum ama hamster o kadar hızlıydı ki onu yakalayamadım. Hamsterın gitmesine kedimiz sevinmişti çünkü artık koca oda ona aitti. Küçük oğlum kedinin eve gelmesiyle eş zamanlı doğdu ve kedimizle kardeş gibi büyüdüler ve kuyruğunu çekmesine rağmen Bijoux ona karşı çok sabırlıydı. Küçük oğlum 6 yaşına geldiğinde o evden taşındık ve Bijoux dışarı çıkmaya alışık olduğu için her zamanki gibi dışarı çıktı ama bir daha geri dönmedi.

İşimden dolayı sürekli seyahat ettiğim için Türkiye’ye gelene kadar başka bir kedimiz olmadı. Türkiye’ye geldiğimde önceki işimden emekli oldum ve 2016’de iki köpek sahiplendik. 2018’de oğlum Türkiye’ye beni ziyarete geldi, hayvanlarla içli dışlı olmayı çok sevdiği için veterinerimizi ziyaret etmek istedi ve orda iki kediyle karşılaştık, anne ve oğuldu. O gün yeni bir hayatın başlangıcıydı. Oğlum onları eve almayı çok istedi, ama annesi izin vermiyordu ama biz bir şekilde onları da sahiplendik ve iki kedi daha hayatımıza dahil oldu.

İran kültüründe kedinin yeri nedir?

Türkiye’dekine benzer, birçok insan kedileri seviyor ve evlerine alıyorlar ama kedileri evde evcil hayvan olarak pek beslemiyorlar, ama köpekler için bu durum daha farklı. Kedilerden çok köpekler daha çok evcil hayvan olarak eve alınıyorlar.

Kedinin yeri Fransa kültüründe nasıl?

Orada sokak kedisi ya da köpeği görmüyorsunuz, oradaki insanlar evlerine alıyor ve onlarla ilgileniyorlar ve genelde kısırlaştırıyorlar.

Bir kediyle yaşadığınız en unutulmaz an nedir?

Kız arkadaşım beni ziyarete geldiğinde kedilerden biraz tedirgin olmuştu, çünkü kedilerin kadınlar için iyi olmadığı düşünülen bir kültürle büyümüştü. Daha sonra kız arkadaşımı ve kedilerimi tanıştıracağım zaman kedilerin kapısını açtım ve kediler bir anda ona doğru gitti ve kendilerini sevdirmek için kız arkadaşımın eline yöneldiler ve o anda kız arkadaşım onların ona verdiği mutluluktan dolayı ağlamaya başladı. Ve yine yolumuz veterinere düştü ve orda üç bebek kediyle karşılaştık ve onları da sahiplendik ama eve geldiğimizde bu kadar fazla kediye nasıl bakacağımızı düşündük ve birini vermeye karar verdik, ismi Pearl (İnci) idi, ve sanki onu vereceğimizi hissetmiş gibi bacağımdan omzuma doğru tırmandı ve tabii ki de bizimle kalmasına karar verdik. 5 kedi ve 2 köpekle yaşıyorduk, daha sonra kız arkadaşım büyük ve bahçeli olan bir eve taşınınca kedileri de kendisiyle götürdü.

Kafenizde yaşayan kedilerin hikayeleri var mı?

Her birinin bir hikayesi var, Angel buraya gelen ilk kedimizdi, onu Antalya’da 3. kattan düşmüş bir şekilde bulduk, hemen veterinere götürdük ve orada uzun bir süre kaldı, biraz iyileştikten sonra benimle Ankara’ya geldi ve kafe açılana kadar benimle yaşadı. İkinci kedimiz Yoda ise bir sokak kedisiydi, kışın Ankara’da bir caddenin ortasında bulunmuştu ancak onu bulan çift işleri gereği sürekli seyahat ettikleri için kediyi sahiplenememişlerdi bu yüzden buraya getirdiler ve onu Ankara’ya gelişlerinde hep ziyaret ediyorlar. Büyük kulakları olduğu için ona Yoda ismini vermişlerdi ve biz de değiştirmek istemedik. Üçüncü kedimiz Teo ise, eski sahibi onu bıraktığı için çok küçük bir kafeste çok uzun süre yaşamış, onu getirmekte tedirgindim çünkü o iki yaşındaydı ve diğer kediler ona göre epeyce küçüktü ama Teo geldiğinde hepsine babalık yapmaya başladı o yüzden bir sorun yaşamadık. Daha sonra üç tane yavru getirdik. Anneleri Keçiören’de bir aile ile yaşıyordu ve bir gün dışardan hamile gelince maddi açıdan nasıl bakacaklarından endişe duyuyorlardı ve biz onlara kedilerin burada yaşamaları için bir teklifte bulunduk ve o üç yavru da aramıza böyle katılmış oldu ve hemen Angel’ı anneleri gibi görmeye başladılar. Sonrası Yuri geldi, ilk geldiğinde biraz agresif bir kediydi ama sonra fark ettik ki hamile olduğu için agresif davranışlarda bulunuyormuş. Şimdilik hamile izninde ama bir ay sonra ailemize katılacak. Aynı zamanda dışarda dolaşan bir kedimiz daha var adı Yeşil, annesini kaybedince ona yemek vermeye başladık ve o günden sonra hep bizi ziyarete geldi. Onu da içeri almak istedik ama dışarda daha mutlu gözüküyordu ve geceleri kafenin koruma rolünü üstlendi.

Kafenizi ziyarete gelen insanların tepkileri nasıl oluyor?

Kedilerden korkan bir misafirimiz olmuştu ve altmışlı yaşlarında olan bir misafirimiz daha kedilerden biraz ürküyordu ancak kedilerimiz hemen onun yanına gittiler ve kendilerini ona sevdirdiler, sanki bizden korkmana gerek yok der gibilerdi. Bu iki misafirimiz dışında kedilerden hoşlanmayan ya da korkan olmadı.

Kedilerle dolu bir kafede çalışırken başınızdan geçen hoş şeyler oluyordur, o anlardan birkaçını bizimle paylaşır mısınız?

Bazı kedilerimiz buzu gerçekten çok seviyor. Müşterilerimize buz servis ettiğimizde, onları hep uyarıyoruz çünkü kediler oynamak içi buzları çalabiliyorlar. Kedimiz Yoda, içeceklere merakı olan bir kedi, bazen gidip barın önünde oturuyor ve içeceklerin hazırlanışını izliyor. Bir de neden yaptıklarını bilmediğim bir davranışları var, misafirlerimiz tuvalete gittiklerinde onları takip ediyorlar ve kapıda bekliyorlar.

Hayatınız boyunca birçok ülkede yaşamışsınız, kedi temalı bir kafeyi neden Türkiye’de açma kararı aldınız?

İnsanlara hizmet etmeyi seven biriyim ve uzun zamandır bir kafe ya da restoran açmak istiyordum ama sadece para kazanmak için yapmak istemiyordum, insanlara bir şeyler vermek istedim. 2018’de bir kalp problemi yaşadım ve doktorum bana seyahat etmemem gerektiğini söyledi ve 6 ay boyunca Türkiye’de yaşadıktan sonra burada kalmaya karar verdim.

Avrupa’daki kedi kültürü ile Türkiye’deki kedi kültürü çok farklı, burada birçok petshop var ve hayvanları satıyorlar ve bu çok üzücü bir şey, ancak Türk insanının kediye olan bakış açısı çok farklı ve özel, bu yüzden Türkiye’de böyle bir kafe açmanın güzel bir fikir olduğunu düşündüm.

Kafe beklediği ilgiyi görebildi mi?

Kafemizi 26 Şubat’ta açtık ve 20 gün sonra Covid’den ötürü kapatmak zorunda kaldık. Çok fazla reklam yapmadık çünkü insanlar corona virüsten ötürü tedirgindi ama bu normal bir dönem olsaydı istediğimiz ilgiyi görebileceğimizi düşünüyorum.

Dünyada kedi kafelerin olduğu ülkelerin çoğunda sokak kedisi göremezsiniz sizce bu Türkiye’de kedi temalı bir kafe için avantaj mı dezavantaj mı?

Türkiye’de birçok kafe ve restoran sokak kedilerini besler ancak hiçbiri kedilere ev olmamıştır. Biz burada hepsiyle ilgileniyoruz, aşılarını yaptırıyoruz, onlara sıcak bir yuva sunuyoruz. Ancak burası hayvanat bahçesi gibi algılanmamalı çünkü, hayvanat bahçesinde hayvanları sadece uzaktan ve tel örgülerin ardından görebiliyorsunuz ancak burada kedilerle tanışabiliyorsunuz, onlarla iletişim kuruyorsunuz, size sevgilerini veriyorlar ve bence bu çok önemli bir şey.

Kedici Dergisi okuyucuları için eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Sadece okuyucu olmayın, bazı insanlar okumayı seviyorlar ama harekete geçmiyorlar. Burası aynı zamanda bir proje, burayı ziyaret ettiğinizde aynı zamanda kedilere destek olmuş oluyorsunuz ve kedilere evinizi açabiliyorsunuz.

Eğer sizde Calico Cat Kafe’yi gidip kedilerle vakit geçirmek isterseniz, 926 74 35 no’lu telefondan ulaşabilir ve Reşit Galip Cd. 59/1, 06700 Çankaya/Ankara adresini ziyaret edebilirsiniz.