YENİLER >

Kedilerle Yoga – Doğa Şimşek

Edmund Wallace, kedilerle yoga yapmanın Kaliforniya’nın saçmalıklarından biri olduğunu düşünmüş ta ki kendisi deneyene kadar.

Yaklaşık 20 yıl önce, iki yavru kedi evlat edindim. İlki yan evdeki aileye kaçtı. İkincisi, Avustralya ev arkadaşıma aşık oldu ve Adelaide'ye giden bir uçakta buldu kendini. Acı verici ve küçük düşürücü bir deneyimdi - yogaya çok benzer olduğunu düşündüm.

Bunu göz önünde bulundurarak, Santa Barbara’nın yeni açılan kedi kafesi Cat Therapy tarafından geliştirilen bir konsept olan “kedilerle yoga” konusunda biraz şüpheciydim.

Bana göre bir kedi fiyasko gibi geldi ve yalnızca Kaliforniya'da gerçekleşebilecek kadar saçma bir şey olduğunu düşündüm. Ama bir şans vermeye karar verdim.

İlk dersim öncesinde endişeliydim ve biraz da alaycı bir tavır içindeydim. Web sitesine göre, “Kedilerle yapılan terapide kötü bir ruh halinde olmak bilimsel olarak imkansız”.

Neyse ki, şirketin kurucusu Catalina Esteves ile tanıştıktan sonra ruh halim iyileşti. Derslere katılan tüm hayvanların yerel barınaklardan getirildiğini ve yogaya gelen insanların çoğunun barınaklardan getirilen kedileri sahiplendiklerini söyledi. Bu işe başladıktan sadece beş ay içinde Catalina, 56 kedi için ev bulmuş.

“Birçok kedi başlarda gergin oluyorlar,” diye ekliyor. “Ama bir ay kadar sonra, çoğu derslerin merkezinde oluyorlar ve geçirdikleri her dakikayı seviyorlar.”

Bu yürek ısıtan hikayeyi duymak beni mutlu etti ve odanın etrafına baktığımda, tek bir tane bile “yoga ucubesi” görmedim. Herkes gülümsüyordu. Hatta bazıları gülümsemekle kalmıyor kahkahalar atıyorlardı. Belki de kedi yogasını çok erken yargıladım diye düşündüm.

Eğitmenimiz Aneta, bir yoga öğretmeni olarak kusursuzdu, sesi yatıştırıcıydı, yönlendirmeleri net ve özdü.

Derste yarım saatimi bitirmişken, kamera kılıfımda kıvrılmış bir sarman kedi fark ettim. Uykulu gözleriyle yüksek sesle mırlıyordu. Bir an için telefonumu bir kenara bırakmıştım ve kendimi çenemin altındaki tıpkı bir araba motoru gibi mırıldayan kediyi okşarken buldum. “Sinsi bir kedi zihin hilesinin kurbanıyım,” diye düşündüm.


Farklı boyutlarda ve renklerde en az 12 kedi saydım, hepsi acımasız bir sevimlilikle beni kandırdı. Bazıları astronotlar gibi uzanmış, bazıları NYC taksileri gibi küçük divanlarda kıvrılmış. Bunlardan biri - Blofeld’in evcil hayvan yardımcısı kadar beyaz ve kabarık - zımpara gibi dili ile ayak parmağımı yaladı. İtiraf etmem gerekirse yaşadığım duygu hiç de sevimsiz değildi.

Bir saatlik yoga dersinden sonra, 30 dakikalık bir kedi kucaklama seansı zamanı gelmişti. Los Angeles'tan bir emlakçı olan Maria ile hevesli bir şekilde sohbet ederken bir kedi boynumdaydı.

“Gerçekten keçilerle yoga yapmayı denemelisin,” dedi üç kediyi aynı anda severken. “Bazen onlara pijama giydiriyorlar.”

“Bunu neden yapıyorlar?” diye sorunca “Sanırım insanlar keçileri pijama içinde görmeyi seviyorlar,” dedi.

Ve neden olmasın diye düşündüm, bundan ne tür zararlar gelebilir? Kaliforniya güneşi pencerelerden içeri doğru giriyordu; kuşların cıvıltısı içeri süzülüyordu; ve sırıtan insanlardan oluşan bir grup tüylü hayvanlardan oluşan bir grupla bağlantı kuruyordu, hepsi bu tuhaf, yarı mistik, 90 dakikalık ritüelde sıcaklık dolu ve enerji alışverişinde bulunduğumuz yerde oldu. Kendimi Woodstock'ta Kaptan Spock gibi hissettim; kendini bilen, yersiz, ama her zamankinden çok daha harika.

Nasıl buldun?" diye sordu Catalina, ders bittiğinde. “Harika,” dedim ve gerçekten de bunu kastettiğimi fark ettim.

Dersten memnun bir şekilde ayrılacağınız için çok mutluyum, dedi. “Bu mutlu küçük yaratıklarla takılmakla ilgili sizi gerçekten rahatlatan bir şey var. Ruh halinizi tamamen değiştirebilir. ” dedi ve can sıkıcı bir şekilde haklıydı.

Kaynak: https://www.independent.co.uk/travel/americas/cat-yoga-santa-barbara-cat-therapy-where-to-do-it-catalina-esteves-california-a8031446.html