YENİLER >

Antik Kentin Kedi Sakinleri - Emek Ekşi

Antik Kentin Kedi Sakinleri - Emek Ekşi

Efes. Günümüze dek oldukça iyi bir şekilde gelebilmeyi başarmış az sayıda kentten biri. Üzerindeki zaman tozlarıyla heybetli bir şekilde ziyaretçilerini karşılıyor. Öğle güneşinin altında rehberimizle adımlıyoruz sokakları, bu caddelerde alışveriş yapmış insanların silik hayalleri eşliğinde…

Bizler yalnızca birer misafiriz burada. Binlerce yıl sonra gelip, bir selam verip geçen yolcularız… Büyük heybetli sütunların göz kamaştıran işçiliğine ve insanların zarif, sanatsal bakış açılarına hayran kalarak fotoğraflar çekiyoruz. İnsanın tüyleri ürperiyor, bir zamanlar günlük pazar alışverişini yapan insanların bastığım taşların üzerinden geçtiğini; onlar için gayet sıradan bir yapı olan Celcus kütüphanesine gidip geldiklerini düşündükçe…

Geniş mermer döşemelerin üzerini güneş alev alev kavururken, bu artık hareketsiz kentin aslında hiç de sandığım kadar yalnız olmadığını fark ediyorum. Bir rehber, elindeki mama dolu plastik kavanozu sallıyor ve onun çıkardığı sesle beraber on kedi birden saklandıkları yerlerden koşarak ortaya çıkıyorlar. Kediler onken on beş oluyor; büyük bir iştahla öğle yemeklerini yemeye başlıyorlar. Yanlarına koşarak fotoğraflarını çekmek ve bu güzel eşsiz manzaranın hayranlığına kapılmak istiyorum. Öyle çok çeşitteler ki kimisini çalılardan ayırt edemediğimi fark ediyorum; kıl örtüsü, otlar içine gizlenmek için dikilmiş kaftan adeta!

Öğlen ziyafeti bitince sevgiyle turistlere bakıyorlar ve gözlerini kırpıştırıyorlar. Yere eğilip, onların boylarından çekmek istiyorum Efes’i. Önde bir kedi, yanında bir yön tabelası: YAMAÇ EVLER, CELCUS KÜTÜPHANESİ… Sarman, uzun tüylü bir tanesi, bir zamanlar gösterişli bir sütun olduğu anlaşılan taş kalıntılarının üzerinde sere serpe uzanmış. Barışçıl bir edayla gelip geçen güneş gözlüklü, şapkalı insanları izliyor. Sanki şöyle diyor, “Hoş geldiniz, evet, şuradan tiyatroya gidilir. Ve onun solunda da o merak ettiğiniz Celcus Kütüphanesi… Başka yardımcı olmamı istediğiniz bir şey? Pekala, bir dahaki gelişinizde yanınızda biraz mama getirirseniz harika olur.”

Bir turist, az önce kendisine aldığı buz gibi serin suyu açıp, ev sahiplerinden birine ikram ediyor; tekir kedi bu kibarlıktan hoşnut, kavurucu sıcaktan sevinçle serinliyor.

İnce bir ses duyuyorum yıkık, işlemeli sütunların arasından. Oldukça genç bir kedi, mama dağıtan rehbere sesleniyor; “Beni bekle! Ben daha inemedim buradan!” Ona seslenip, cesaret veriyorum, haydi acele et, yapabilirsin. Bir atılışla aşağıya iniyor, koşuyor diğer mahallelisinin yanına…

İçimde bir huzur, bir mutluluk. Sadece, kışı düşünüyorum, acaba ne yapıyorlar diye endişelenmeden duramıyorum. Ama okuduğum haberlere göre Efes’in sakinlerine yardım yapan oldukça kuruluş ve kişi varmış. Bu beni bir nebze olsun rahatlatıyor. Güneşten alev almış fotoğraf makinamın kapama tuşuna basıyorum. Elimde şapkamla son kez bir selam verip, kent sakinlerine veda ediyorum. Göstermiş oldukları misafirperverlikten memnun, fakat eli boş gelmiş olmamdan ötürü biraz mahcup bir şekilde ayrılıyorum büyük şehirden. Efes’te bir gün yarılandı ve bitmek üzere. Ben de otobüsüme binip güzel anılarla ve fotoğraflarla yoluma koyuluyorum. Şehrin kedilerle canlılığına geri dönmüş olduğunu düşünerek tatlı bir uykuya dalıyorum.

Keditörün Önerisi

Kediler Alemi

En 'Kedici Ülkeler'

24.07.2021

World Atlas'ta yayınlanan bilimsel bir istatistikte, dünyada ki kedileri evcil hayvan olarak ...

KEDİCİ AŞKINA ARA

EN YENİLER

TÜRKİYE'NİN KEDİ HASTANESİ

KEDİCİ FACEBOOK

KEDİCİ TWITTER