Balım ile Mırmır, Kedici Bir Yaşam; Selcen Karakoç

 

 

 

 

 

 

 

1-Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

-Ben Selcen Karakoç. Evli mutlu çocukluyum. Pati dostu ve yoga severim. Halkla ilişkiler Uzmanı ve Mali Muşavirim.1979 Ankara dogumluyum.12 yaşında Almira isminde bir kız çocuk annesiyim. 2 tane pisimiz var.  Mırmır ve Balım isimleri. Yaşamım boyunca hayvanlarla ve doğa ile içiçe büyüdüm. Hayvan sever bir aileyiz. Satın alma sahiplen düşüncesini benimseyen bireyleriz. Sokak canlarına yardımı insanlık  görevi olarak değerlendiriyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

2-Kedi sevginiz ilk ne zaman başladı? Her zaman kedici miydiniz?

-Doğustan pati dostuyum. Hayvan hakları savunucusu olarak dünyaya gelmişim ve sokak hayvanlarına anneliğimin bana verilmiş bir misyon olduğu inancindayim.7 yaşında balkondan kedilere sosis salam sucuk peynir yumurta atmaya başladım. Oran sitesinde ormanın yanında büyüdüğüm için her daim hayvanlar ve doğayla dost olarak buyudum. 40 yıllık hayatım boyunca sayısını hatırlayamayacağım kadar sokak canını büyüttüm. Sahip çıktım. Besledim.Kediler kopekler tavşanlar inekler kuşlar….. Her türlü hayvanı seviyorum. Hatta insanlardan daha çok hayvanları seviyorum. Hayvanların yaşam haklarına el uzatan insan dışı yaratıkların her daim karşısındayım. Kızımı da aynı şekilde yetiştirdim. 3 yaşındayken kızım Çankaya Belediyesi Oran sitesindeki köpekleri toplamaya geldiğinde koskocaman köpekler ile kurduğu iletişim sayesinde kameralar önünde barınağa kapatılmaktan kurtuldular. Almira Pet skandalda en küçük Atatürkçü hayvan sever olarak yayımlandı.

 

 

 

 

 

 

3-Kedileriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?( Başlarından gecen bir olay, hastalık, travma vs.)

-2.5 yaşındaki kedim. Dişi kısır adı Mırmır. Bir gün aracımızla Kızım ile giderken kendisine yolda rastladık. Araba çarpıyordu. Kurtardık. Çok sevdik. Evlat edindik. Kızımın kucağına araçlardan korkup atladı ve huzurla mırlamaya başladı. Adı mırmır oldu. Veterinere goturduk. 1.5 aylık olduğu tespit edildi. Çok  akıllı bir kız. Mırmırı 9 aylıkken kısırlaştırdık kızgınlık dönemine girdiği icin. Operasyon çok iyi geçti ama sonrası bizi korkuttu. İdiopatik sistit tanısı kondu hiç bir belirtisi ile karşılaşmamış olsamda.15 gün boyunca antibiyotik iğne vuruldu Ve iğne sonrası Mırmır komaya girdi. Cinnet geçirdi. Ölüyordu.  Zor yasama donduruldu. Bundan sonra alerjileri başladı. Artık alerjik bünyeli bir kedi oldu ne yazık ki…Cansu Hanıma sonsuz teşekkürler başka meslektaşlarının hatasını düzeltti. Mırmır asi bile olamıyor. Balık bile yiyemiyor.6 ay I/d mama yedi.her an diyette. Çok sağlıklı doktor Cansu’muzun itinalı ve beni yetiştirici tedavisi ile…

Balım oğlumuz. 1 yaşında artık. Balımı kızım pet shopta gördü. Balımın kafasında kırmızı lekeler vardı ve çok masum, hareketsiz bir British shorthair yavrusuydu.. Kızım bu canı kafesten kurtarmamızı istedi.10 gün boyunca her gün petshopa gitti. Sevdi adını Balım koydu. Çok ağladı almam için. Evlat edinmek istedi ama benim düşünce yapıma aykırı bir eylem olduğu için kabul etmedim ısrarla. Satıcı bize 2500 tl ye satmak istedi  oysaki bize göre can satıcı onaylanır bir durum değil. Kafasındaki kırmızılıkları diğer kedilerin yaptığını söyledi bense yılların tecrübesi ile mantar olduğu fikrindeydim. Kızımın ısrarına anneannesi üzüldü ve 1400 TL ye hasta pisiyi aldık petshoptan. Amacımız iyileştirmekti. İyi ki de kurtarmışız oğlumuzu kafesten.

3 aylıktı Balım ailemize dahil olduğunda. Kar kış buzdu her yer ve garajdan arabamı çıkaramadım. Cat Hospitale götüremedim. Evimize yakın bir veterinere götürdüm taksiyle. Kafasındaki kırmızı lekeleri gösterdiğim halde incelemeden test yapmadan karma asiyi vurdu veteriner hekim ve bu hatalı davranışı Cansu Hanımla 4 ay süren yoğun mantar tedavisi sürecimizi başlattı. Balımın gözleri dışında tüm kafasındaki tüyler döküldü, kolları da dahil tüysüz kaldı çünkü karma aşı ile verilen virüsler yayıldı  vücuduna. Biz 4 ay boyunca 3 günde bir ve her pazar sabahı cat hospitaldeydik. Her türlü tedaviyi uyguladı. Kışın ortasında yıkandı 3 kez Balım. Yoğun bakım ünitesinde kurutuldu. Mırmır gibi ölümcül etkisi olmasa da ciddi bir hastalık ve bize bulaştırmamayı basardık. Bizimde bağışıklık sistemimiz güçlensin diye takviyeler önerdi bize. Kullandık. İnatçı mantarı kendimize geçirmedik. Evimizi de temizlik şirketi aracılığı ile temizlettik. Şükür kurtulduk. Balıma aynı süreç içinde diş tedavisi de uygulandı. 2 dişin çıkması gereken yerden 4 diş çıkmış. İkisi çekildi. Yamuk diş düzeni yüzünden diş etleri yaralandı. Tedavi etti 6 ayda Cansu Hanim. Mırmırın her kaka yapışında kan gelmesi beni çok yıprattı  üzdü. Gecelerce uyumadım ama balımında bulaşıcı hastalığı ile mücadelemiz zordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

4-Kedilerinizin doğum günlerini kutlama fikri aklınıza nereden geldi, Çevrenizin buna tepkisi nasıl oldu? Katılım çok oldu mu?

-Bugüne kadar evlat yada kardeş edindiğim tüm evcil can yoldaşlarımın yaş gününü önemsedim ve kutladım bir şekilde. küçükken kedim köpeğim benim için kardeşimdi. Yaşım ilerledikçe çocuğum oldular ve doğurduğum evladımdan ayırmayarak onlara iyi imkanlar sağlayıp onlarında doğum gününü kutlamayı tercih ettim. Kızımda çok mutlu oluyor kardeşlerinin yas gününde olduğunu hissederek. Yaşamımız birlikte geçiyor ve onların canı bizlerden farksız. Her can taşıyan benim için özel.Çok hayvan sever olduğunu iddia edenler bile doğum günü kutlamasını gereksiz bulabiliyor ama biz mutluyuz. Pisilerimiz mutlu. Kimsenin ne düşündüğü önemsiz ama genel olarak çevrem hayvan dostu ve çocuklarımın yas günlerini kutluyorlar onlara özel armağanlar getirenler de var. Hayvan sevmeyenlerden uzaklaşıyorum. Görüşmeyi tercih etmiyorum. Cana değer vermeyenler ve can ayrımı yapanlar ile ayni havayı solumak istemiyorum.

5-Unutamadiginiz bir kedi anınız var mı?

-Kedilerle kopeklerle… İletişimim çok özel. Bana verilmiş bir lütuf olarak görüyorum bunu. En vahşi köpekle bile güzel bir iletişim kuruyorum. Köpeklerin tek sevmediğim yönleri kedi düşmanlıkları. Kedileri öldürüp atmaları. İçimi acıtan  günlerce beni ağlatan ne yazık ki kötü anılarım var. Hatırlamak istemiyorum ama besleyip büyüttüğüm köpeklerin canım dediğim kedileri öldürmesi…. Çok çok acı çektim bu durum yüzünden ama kedileri yaşama bağladım çok hatıram da mevcut. Kitap yazabilecek kadar fazla sokak canlarıyla yaşadıklarım. Tatilde yolda her attığım adımda hayvan dostlar var hayatımda. Çok tedavi ettirdiğim, mutluluk verici sonlar yasadığım, sahiplendirdiğim kedişler de var.Aileleri ile sevgi dolu yaşam sürüyorlar. Çiftleştirmeye karşıyım. Kısırlaştırma operasyonları için belediyeye ve özel kliniklere götürdüğüm canlar var.

 

6-Bize istediğiniz bir anınızdan, hikâyenizden bahseder misiniz?

-Olumsuz anıları anlatsam çok fazla.. Kapımızın önünde geçen hafta araba çarptı bir pisiye. Sonuç mezar açtık. gömdük öyle narin canlar ki.. Sahiplendirdiklerim pisiler mutlular aileleri ile. Buluyorum ya da baktığım kediler doğuruyorlar sürekli. Şu an 3 anne 1 baba 9 bebek var baktığım. 4 yıldır baktığım doğumunu bildiğim kediler ele gelmiyor ki kısırlaştıralım. Köpeklerde durum farkli.9 kopek bakıyorum. Hepsi de kısır. Kapadokya tatili için hafta sonu dinlenmeyi tercih ettiğim bir dönem otelden çıkar çıkmaz kediciğe araç çarptı. Eşim hemen eczaneden sargı bezi alıp ağzını bağladı ki saldırganlaşıp ısırmasın diye. Veterinere götürdük hemen ki uzun bir süre yol gittik. Orada yoktu veteriner. Tedavi oldu. Kırılmıştı bacağı ve yaraları vardı. Sonra sahiplendirdim. Yani sadece o hafta sonu orda değildim…. En çok bana huzur veren durum bir canlıya yardım etmek. Yaşamına katkıda bulunmak. Kapadokya’da yasadığımız mutlu sonla biten bir ani değil mi?

Köpekler ile ilgili kurtarma operasyonlarım da çok ve sonuç olumlu. Kediler ile ilgili ne yazık ki çok az pozitif sonuca ulaşabiliyoruz. Köpekler ve araçlar ölümle sonuçlanan hasarlar veriyorlar minik bedenli koca yürekli canlara. Kediler çok özel ve kedisiz asla diyorum. Pisisiz bir yasam düşünülemez bizim için. Ömürleri kısa. Tek kötü olan bu. İyi günde de kötü günde de bizimleler. Kedilere olan sevgimi anlatmak adına kelime cümle bulamıyorum. Dediğim gibi doğuştan gelen bir aşk. Merhamet duygum çok yoğun. Yengeç burcuyum. Her gün Allah’a dua ederim bir canlıya yardım fırsatını bana vermesi adına. Duam şükür kabul oluyor. Cundadan yeni geldim. Her yer kedi. Bir suru kedi ile yakınlaştım. Gözleri enfeksiyonlu kedilere damla tedavisi uyguladım. Meyhanede bile yardım fırsatı çıkıyor bana. Bir kadın sara krizi geçirdi. Üzerime yığıldı. Kustu. Fenalaştı. Ben şükrettim çünkü ayılınca çok teşekkür etti yardımlarımdan dolayı zaten deniz ürünleri yiyemedim kedilere yedirmekten ondan bahsetmeye gerek yok. Bu arada sadece deniz ürünü tüketiyorum. Kırmızı et ve tavuk yemiyorum. Neden deniz ürünü yiyebildiğimi de bilmiyorum. Can yiyerek beslenmek durumunda değiliz. 15 yıl hiç et yemedim ama kızıma hamile olunca doktor balık şart dediği için balık yemeye başladım yazık ki.

7-Ailece kedilerle berabersiniz. Bu durumun size yarar ve zararlarından bahseder misiniz?

-Kediler ile yaşamın bize asla zararı yok. Tüy dökmelerini sakıncalı olarak görenlerden değil doğal bir durum olarak nitelendirenlerdenim. Şehir dışına çıktığımızda hayvan dostu arkadaşım var ki kendim kadar güvendiğim tek kişi canlarımı ona emanet ediyorum. Kendi evimizde kalıyorlar arkadaşımla pisicanlarım. Banu’nun kedişleri de dedeleri ile kalıyor anneleri bizdeyken. Teyze anne yarısıdır. Balım ve Mırmır evimizin bireyleri ve sevgimizi paylaşıyoruz. Anılar biriktiriyoruz. Özel bir fayda sağlamalarını beklemiyoruz. İnsan hayvan ayrımım yok ki insanların yaşadığı ve yaşattığı çirkinlikleri pislikleri gördükçe insanoğlunun hayvan camiasından ders alması gerektiğini düşünüyorum. Kedilerimizle her ani birlikte yasamaktan yanayız ki sosyaller. Dışarıda tasma ile kendini köpek sanıp gezen Mırmır evimizin zeki kızı Balım ise götürdüğümüz ortama uyum sağlayan oğlumuz. Her ortam kedilere uygun olsa biz birlikte vakit geçirmekten yanayız ve hiç bir zorlukları yok ailemiz için. Köpeğim 13,5 yaşında hayata gözlerini yumdu. Onla olan yaşam mücadelemiz tam bir mucize olarak nitelendirildi. Terier. Petshoptan gençlik hastası olduğu için terk edilmiş bir can ve özel klinik uyutmak isterken sahiplendim. Bayram günüydü. Fakülteye götürdüm. Yaşaması için gereken serumun satıldığı eczane bayram dolayısı ile kapalıydı. Evinden alıp eczanenin sahibini açtırdım eczaneyi ve sevginin gücü ile yaşatıldı Jackiem aylarca suren tedavi. Gençlik hastalığının son evresiydi. Yaşama tutundu. 6 ay sonra kuyruğunu dikti. 8 ay sonra havladi. 3 sene sonra da atakları son buldu. Huzurla uyusun yavrum. Köpekler ile ilgili belirttiğim gibi çok güzel sonlanan hatıram var ki anılarımız bizlerin hazinesi acısıyla tatlısıyla.

8-Son olarak çok spesifik bir soru soralım, neden kedi?

Kediler benim için çok çok özel… Nasıl anlatayım sevgimi. Kendimi ifade ederim her konuda ama konu kedi sevgisi olunca ne desem bilemiyorum. Biz yoga severler olarak kediciyizdir. Kedinin güzel enerjisine sihrine inanırız. İnsanlara verdiği dersleri biliriz. Yaşamımıza yansıtırız ama yoga sevdam 5 yıllık, kedi aşkım doğuştan. Gerçek kedici olmanın sonradan olmayacağına inanıyorum. kedici ruhu doğuştan gelen bir özellik. Kedici olmak bir ayrıcalık. Kedici olmak sadece kendi kedini sevmek değil. Tüm kedileri candan seviyorum. Hepsi çok güzel geliyor gözüme de gönlüme de. Dışarda asla yemek yiyemem çevrede hayvan dostlardan varsa….Mutlaka tabağımın yarısından çoğunu onlar ile paylaşırım. Olumlu bir anı hatırladım…. Kuşadası’ndaki tatil programımı minik siyah bir yavru kedi için değiştirdim iki yıl önce. Tek başına marinada aç susuz minicik simsiyah 1 aylık bir can. Onu yiyip içirdim. Doyurdum ama orada bırakamazdım. Otele de götüremezdim. Veteriner araştırdım. Götürdüm. Veterinerde kedici bir bayanla tanıştım. Tesadüf değildi ve sahiplendi miniği.Alanya ve Didim’de de buna benzer olaylar ile karşılaştım çünkü algıda seçicilik ön planda ruhumda. Kedileri kopekleri algılıyorum. Yardıma ihtiyacı olana gönderiliyorum. Oralarda olmam asla tesadüf değil şükür.

Kedici olmaktan onur duyuyorum her eve en az bir kedi diyorum. Kedilersiz asla…

Röportaj: Merve Çelikhan

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*