Gurmepisi’nin Kardaki Ayak İzleri

Yeni bir yıl hızla yaklaşıyordu. Kış mevsimi, bir yandan içimde bir yerlerde beni üşüten kışları hatırlatırken bir yandan da soba kenarı çocukluğu, minderde kedi, soba üstünde kaynayan çaydanlıkla yanınadizilmiş kestane ve altında yavaş yavaş közlenmekte olan patatesler bütün çağrışımlarıyla üşüşüyor belleğime.Henüz yaşanmamış bir yaşamın kıyısından tutunurken çocukluğumuz ve henüz anılar oluşmamışken belli belirsiz hüzün ve acılarla ya da daha hayal kırıklığına uğratmamışken hayat, sadece güzel ve umutludur kışlar. Kartopu oynamak, karlar üstünde umarsızca debelenmek, yokuşun başından aşağıya doğru rüzgârı yüzünde hissederken kaymak demektir kış.

Kış bir yandan da doğanın kendini dinlemesi, dinlendirmesi, toprağın yeniden doğuşu için uykuya yatması demek. Soğuğa karşı insan, hayvan ve bitkiler hep beraber mücadele verirken gelişir ve büyürler. Kış çok iyi bir öğretmendir. Mücadeleyi, elindeki ile yetinmeyi, zor koşullara direnebilmeyi, dayanışmayı ve paylaşmayı öğretir.Kış, yalnız geçmez. Gerçek dostları hatırlatır insana. Onlarla bir arada olmak, yaşadığınızı hissettirir size. En iyi polar, üşümüş ellerinizi şefkatle ve ovuşturarak ısıtmaya çalışan sevdiklerinizdir. Sıcağın yanında zevkten dört köşe olmuş pisiniz ve siz, kışı göğüslemeye yeter de artarsınız bile.

Kış, dumanı üstünde tüten ve mis gibi tarçın kokuları gelen bir salebi paylaşmaktır küçük bir kafede. Belki de leblebili bir boza içerek az önce aldığınız bir dergiyi ya da kitabı sıcacık bir mekânda karıştırmaktır. Dışarıda lapa lapa kar yağarken, evde koca bir kâse patlamış mısırı zevkle yemektir. Sonra da yeni yağmış karda uzun yürüyüşe çıkmak, senden önce kimsenin ayak basmadığı kıtalara ayak basmak gibidir. Bu arada ne güzeldir yeni yağmış karda yürümüş kedilerin ayak izleri…

Yemyeşil çam ağaçlarına hayret ederim kışlarda. Binlerce yıl önceinsanlar çam ağacının sihirli olduğuna inanırlarmış. Çünkü kış gelince tüm ağaçlar çıplak kalıp yapraklarını dökerken çam ağaçları yemyeşil kalmaya devam edermiş. Bu yüzden çam ağacını hayatın, güneş ışığının ve baharın yeniden geleceğinin bir sembolü olarak görürmüş insanlar. Yılbaşında süslenen çamın hikâyesi hayatın tüm ışıltısıyla yeniden geleceğine dair bir inançtan doğmuştur. Ağaç dallarının arasından ışıldayan yıldızlar gibidir ışıltılı süsler.

Yeni bir yıla girerken, en güzeli de içinde bulunduğunuz yıl nasıl geçerse geçsin, yine en güzelini ve en iyisini dilemektir yenisinden. Vazgeçmemek ve umut etmek insanı hayatta tutar. Gurmepisi de bazı güzel geleneklerin, yemeklerin, tatların ve hazların hiç unutulmamasını, kuşaktan kuşağa aktarılmasını diliyor. Bu tatların unutulmaması, doğanın da bozulmamasını sağlayacak. Çünkü bütün o tatları oluşturan ürünler için bazı hayatların ve gıdaların organik kalması gerekiyor.

Bir yılbaşı geleneği olan Kestaneli Hindi Dolması tarifi ile herkese harika bir yıl diliyorum.

KESTANELİ HİNDİ DOLMASI: BİR YILBAŞI GELENEĞİ

Malzemeler:

• 1 Hindi,

• 2 adet soğan,

• 1 adet havuç,

• 1 adet limon suyu,

• 1 tatlı kaşığı karabiber,

• 1 çay kaşığı toz şeker,

• 1 çay kaşığı tuz.

İç pilav için :   1 kg pirinç, yarım kilo kestane, 2 soğan, 2 yemek kaşığı fıstık içi, 3 yemek kaşığı kuş üzümü, 1 yemek kaşığı toz şeker, 1 adet dereotu, 1 tutam tarçın, karabiber ve yenibahar, 1 kahve fincanı sıvıyağ, 1.5 litre hindi suyu.

Yapılışı:

Temizlenmiş hindi, bol suda soğan, havuç, karabiber ve tuz katarak önce yüksek ateşte, sonra kısık ateşte etler yumuşayıncaya kadar haşlanır. Hindi bir fırın tepsisine alınarak üzerine limon suyu ve şeker sürülür ve nar gibi kızarana kadar pişirilir. Yıkanmış pirinç, bir kâsede yaklaşık yarım saat sıcak suda bekletilir. Ayrı bir tencerede ince ince kıyılmış soğanlarla fıstıklar kavrulur. Süzülen pirinç de tencereye eklenip 10 dk. daha kavrulur. Pirinçlerin üstüne tuz, karabiber, tarçın, yenibahar, kuşüzümü, kestane ve şeker katılarak karıştırılır. 1.5 lt. hindi suyu da eklenerek pilav pişirilir. Pişirilen pilava kıyılmış dereotu eklenerek yarım saat demlenmeye bırakılır.  Fırında kızartılmış hindi büyükçe bir tabağa alınır, içine ve çevresine nefis iç pilavdan doldurularak servis yapılır. Afiyetle ve hep beraber mümkünse aynı gün yenir. Ertesi yıla kalan hindiden hayır gelmez.    Not: Siz yapmasanız da yapan birilerine muhakkak kendinizi davet ettirmeniz tavsiye edilir.

Jülide Okkalı

julideo@gmail.com

 

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*