Kedici

Mıyık, Mavuk, Cırmık, Şıllık, Tırsak, Sarsak ve Aman Aman.

Bunlar benim yaşamıma giren, acı tatlı anlarımı paylaştığım, oynadığım, koynuma sokup ısındığım, guruldamalarını hissederek uyuduğum kediler.Benzer ortamlarda yaşamalarına rağmen hepsinin farklı karakter özellikleri olan yumuklar.Mekanımız yüksek duvarlı kocaman bahçesinin içerisinde her an yıkılacakmış izlenimi veren, dedemden kalma iki katlı ahşap bir eski Antalya Evi idi.Mıyık ve Mavuk kardeş olmalarına karşın karakterleri taban tabana  zıt, uzun tüylü harika tekirlerdi.   Mıyık keçiden, köpeğe, bıldırcından güvercine onlarca hayvanın yaşadığı bahçenin tartışılmaz kralıydı.Bahçedeki dört köpeği, ki biri Alman Çoban Köpeği idi, sıraya dizer, canını sıkanların burunlarında pençe izi bırakırdı. Mıyık’ın uyumadığı zaman larda evin etrafındaki sokaklardan bir köpeğin geçebilmesine dahi imkan yoktu.Mavuk günün yirmidört saatini uykuda geçiren, yüzde yüz güvenliği olmayan hiçbir ortama girmeyen, uyku için bahçenin narin dağ keçisi Belkıs’ın sırtını tercih eden bir tembeldi. Rahmetli teyzem ne zaman namaza dursa hemen gidip seccadesinin üzerine yatar,  kadıncağızın namazını bozardı. Zavallı kadın sürekli “bu kedi bu evden gidecek” demesine rağmen ne Mavuk bahçeden gitti, ne de teyzem rahat bir namaz kılabildi.Cırmığı hastane bahçesinden getirdim. Bir pazar nöbetinde, pencereden dışarıyı seyrederken, yavru bir tekirin kıçına acı biber sürülmüş gibi zıpladığını, hastane bahçesinde bekleşen hasta yakınlarının çantalarının içine girdiğini, ortalığı karman çorman ettiğini gördüm. Öyle bitmez bir enerji vardı ki kedide, bizim bahçede kaos yaratmak için idealdi. Nöbet çıkışı kaptığım gibi bahçeye getirdim. Sonraki yıllarda Cırmık bahçenin teröristi oldu. Bir tek Mıyıkla başa çıkamadı. Onunla karşılaştığında enerjiyi sıfırlar, arkasını döner dönmez teröre devam ederdi.Şıllık ufacık, duman rengi, cılız mı cılız, çirkin mi çirkin bir kediydi. Bir gün bahçenin tahta sokak kapısının altındaki iki santimetrelik boşluktan, kendini kağıt formuna sokarak bahçeye sızdı. Bahçenin hayvan halkının kendisini dışarı atma çabalarına inatla direndi, yemediği dayak kalmadı, ama sonunda kendini kabul ettirdi. Her tarafı yara bere içindeki o cılız kedi iki hafta sonra parlak tüylü, havalı bir genç kıza dönüştü. Edasıyla erkek kedileri kendine tutsak etti. Onun yüzünden bahçede az kan dökülmedi. İsmi de oradan kaldı.Tırsak, yeğenimi tırmıkladığı için, kuduz şüphesi nedeniyle bir çuvala konup, apar topar bahçeye getirilen ve tavuk kümesinde karantina sürecini geçiren, yaşadıklarına bir anlam veremediğinden olsa gerek her şeyden ödü kopan bir sarmandı. Üst katta birisi adım atsa hemen bir yere mevzilenir, siper alır, kuşkulu gözlerle etrafına bakardı. Onu biraz olsun normale döndürmek aylarımızı aldı.Sarsak muhtemelen dünyaya gelirken doğum kanalında oksijensiz kalmış olmalıydı ya da iç kulaktaki denge organında bir problem vardı.  Parkta otururken yaslandığım ağacın dallarından kafamın üstüne düştüğünde tanıştık. Düşmeden, çarpmadan, başına bir şey gelmeden kesintisiz on metre yürüyebildiğini  görmedim. Zıplatarak oynarken bütün kediler ayaklarının üzerine düşerken, bu hep sırtının üzerine düşerdi. Aman Aman benim apartmanda beslediğim tek kediydi. Beyazı fazla gri lekeli bir bebek yüzlüydü. Annemin onu hep amaan amaan  diye sevmesinden ötürü adı Aman Aman kaldı. Apartman dairesinin içinde kaybolmasıyla meşhurdu. Kütüphanenin rafına oturur, telaşla kendini arayan ev halkını seyrederdi.Bu bıdıklar benim yaşantıma çok şey kattı. Çok şey öğrendim onlardan. Bugün sahip olduğum bazı iyi özelliklerimde onların çok payı olduğunu biliyorum.Bu nedenle sokaklarda zayıf, hasta, bakımsız kedileri gördükçe üzülüyorum. Sokak kedileri bizim ülkemizin zenginliği. Sadece kedi fotoğrafı çekmek için ülkemize gelen yabancılar var. Korunmaları, beslenmeleri, hastalıklara karşı aşılanmaları, kötü hava koşullarında sığınabilecekleri barınaklarının yapılması gerekiyor. Bu anlamda çabalayan pek çok kedici var. İnsan ırkı olarak dünyayı kendimizin sanıyoruz. Oysa dünya bütün canlılara ait. Her hayvanın eziyet görmeme, karnını doyurma, sevilme hakkı var. Ülkelerin gelişmişliği hayvanlara verdiği değer ve haklarla doğru orantılı. Hayvan hakları savunucularının ve hayvansever aktivist eylemlerin desteklenmesi gerekiyor.

Prof. Dr. Mehmet Aktekin

Kedici Yayın Kurulu Başkanı

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*