“Kedi Kalpli”Bir Ressam:Feridun Oral…

“Kedileri neden seviyoruz? Tüylü oldukları için mi… ’Gerçek’ o tüylü patilerinin arasındaki sivri tırnaklar ve esnerken açılan ağzın içinden görünen keskin dişlerde mi? Biz onları gerçekten seviyor ve tanıyor muyuz…”  diyen Feridun Oral bu sayıda kedice merakımızla sorduğumuz soruları cevapladı.

Kediler üzerine yaptığınız çalışmalarınızla başlamak istiyoruz. Kediler çalışmalarınıza nasıl girdi?

Feridun Oral: Kediler biraz Japon turistlere benziyor. Her yerde(n) karşınıza çıkıveriyorlar. Kedilerle ilgili bir çalışmayı ilk defa  ne zaman yaptım hatırlamıyorum. Ama bir dönem bu miskinlerle ilgili birçok resim ve heykel yapmıştım. Hatta “Düş Kedileri” isimli 12 adet kedi konseptli bir çalışmam Yapı Kredi Yayınları tarafından takvim, kartpostal ve poster olarak basıldı. Bu çalışma Japonya’da “Avrupalı İllustratörler Bienali”nde onur ödülü aldı. Ödülü kutlamak için, sokaktaki bir grup kediye kuru mama partisi yaptığımı hatırlıyorum.

Dergimizin önceki sayılarından birinde, Yalvaç Ural ile yapmış olduğumuz röportajda adınız sıkça geçti. Özellikle “Mırname “ adlı ortak yayınladığınız kitabınız, Yalvaç Ural’ın kedileri eşsiz bir şekilde anlatan kelimeleri ve sizin mükemmel resimleriniz…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mırname nasıl ortaya çıktı?

F.O.: Bazı insanlar için iyi kalpli deriz. Sanırım Yalvaç Ural ve ben biraz kedi kalpliyiz. Mırname kitabı biraz kalp kalbe karşı gibi oldu. Mırname’deki çalışmaları Yalvaç Ural’la paylaştığımda çok etkilenmişti ve bu çalışmalara şiirler yazdı. Genelde bunun tam tersi olsa da, Yalvaç Bey belki de bir ilki gerçekleştirdi ve ortaya çok keyifli ve uyumlu bir kitap çıktı.

Kediniz var mı?

F.O.: Kedim yok. Bundan önceki atölyem düz ayaktı, bu yüzden balkondan içeri giren part time kedilerim olurdu.  Kediye köle olmak çok zor. Kedisiz bir yaşam da renksiz geliyor. Geçmiş yıllardan birinde bir arkadaşımız restoranının arkasında beslediği küçük yaramaz kedilerden bir tanesini bize verdi. Simsiyah ama çok tatlı bir kediydi. (devir teslim aşamasında biz öyle sanmıştık.) İsmini “Kömür” koyduk. Fakat ne yazık ki kedimizin sinirli bir yapıda olduğu ortaya çıktı. Veterinerin dediğine göre el ile ilgilİ kötü bir anısı olmalıydı ki; kendini hiç sevdirmiyordu. Hastalanıp ateşten yandığı ve kolunu bile kıpırdatamadığı bir gecenin haricinde ona dokunup hiç sevememiştik. Çünkü elden çok korkuyor ve kendisine yaklaşan ele karşı saldırganlaşıyordu.Hiç unutmuyorum, bir gün siyah polar kumaştan bir eşofman takım aldım ve terzide kuyruk ve kulak ilavesi diktirerek bir kedi kostümü yaratmış oldum. Kömür’le baba-oğul gibi evin içinde kuduruyorduk. Uzun kuyruğumu yakalamak istiyor, evin içinde dört dönüyorduk. Fakat Kömür kedi bize yapmadığını bırakmadı. Oyun adı altında tuvalet kumunu dışarı atmalar, sırtını kamburlaştırıp kafasını komik bir şekilde yan yan çevirip “korkunç kedi Kömür”  taklidi yapmalar ve sonrasında gerinip üzerimize atlayarak tırmalamalar…Sonunda geri vermek zorunda kaldık.Yıllar sonra Şile’deki kır evimize “Susam” ismini koyduğumuz tekir bir kedi geldi. Küçük suratlı, çok tatlı, söz dinleyen bir kediydi. “İşte bizim kedimiz bu “ dedik ve İstanbul’a getirmeye karar verdik , getirdik de… Ama doğaya ve serbest yaşamaya çok alışkın olduğu için aklı hep dışarıdaydı. Bir hafta içinde huyu değişmeye başladı. Onu Şile’ye geri götürdük. Taşıma çantasından serbest bırakır bırakmaz hemen ağaca tırmandı, daldan dala sıçradı. “Gördünüz mü, ben burada ne kadar mutluyum” dercesine bize baktı.O günden sonra bir daha kedi besleme serüvenine girmedik. Ama belki ileride daha sakin ve koşturmacasız bir hayata geçtiğimizde yeniden bir kedimiz olacağını düşünüyorum. Hatta kediyi sinir etmek için bir tane de köpek alabilirim.

Feridun Oral bir kedi olsaydı diye düşünsek… acaba nasıl bir kedi olurdunuz?

F.O.: Feridun Oral bir kedi olsaydı diye düşünmeye gerek yok. Füsun zaten benim bundan bir önceki hayatımda kesinlikle kedi olduğumu düşünüyor. Nasıl bir kedi olurdum? Sanırım çok kuduruk bir kedi olurdum ki ben öyle kedileri çok severim. Yerinde duramayacak, kafasına estiği gibi davranacak. Yemek konusunda bulduğunu değil, umduğunu yemek isteyecek Olmadık yerlere girip çıkacak, kendini  istediği zaman ve kendi  belirlediği süre kadar sevdirecek.  Hep özgür olacak, onun yerine hiç oturulmayacak.Sanırım koyu renkli bir tekir kedi olurdum. Yaşayacağım evde, kök boyalı yünlerle dokunmuş bir halıda uyumak ive bazı yerlerini didik didik etmeme göz yumulmasını isterdim. Hatta bu davranışımın performans gösterisi gibi algılanılması daha da hoşuma giderdi. Koltuk olarak eski yüzlü ama kumaşı sık dokulu bir berjer tercih ederdim. Mama kabımın balık motifli Çin porseleninden olmasını isterdim. Yemek mönüsünü her zaman ben belirlemeli ve bahçe kapısının açık olmasına dikkat edilmesini isterdim. Sanırım bu bitmek tükenmek bilmeyen isteklerim doğrultusunda kıçına terlik yiyen kedilerden biri olurdum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Biliyorsunuz ki hayat sokaklarda da devam ediyor. Sokak hayvanlarına karşı duyarlı olan insanlar kadar duyarsız olan bir çoğunluk da var ne yazık ki. Bu konuda sizin gözlemleriniz neler? Sizce neler yapılmalı?

F.O.: Sadece kediler değil hayatını sokaklarda devam ettiren diğer hayvanlar da her şeyin farkında. Bu kaos şehir yaşamında bir köpek bile karşıdan karşıya geçerken artık sağına soluna bakıyor, trafik ışıklarını bekliyorsa insanların onlardan öğreneceği çok şey olduğunu düşünüyorum.

Okurlarımıza bir mesajınız var mı?

F.O.: Kedileri neden seviyoruz? Tüylü oldukları için mi? “Gerçek” o tüylü patilerinin arasındaki sivri tırnaklar ve esnerken açılan ağzın içinden görünen keskin dişlerde mi? Biz onları gerçekten seviyor ve tanıyor muyuz? Onlarla birlikte yaşamanın oraya buraya serpiştirilmiş biraz kuru mama, yiyecek artıkları ve bir kap sudan mı ibaret olduğunu düşünüyoruz. Her geçen gün bir hayvan neslinin yok olması ya da azalması beni üzüyor. Yaşam alanlarının daralması ve yok olmasına seyirci kalmak konusunda insan nüfusundaki artışın yavaşlaması gerektiğini düşünüyorum.

Teşekkürler…

Röportaj ve fotoğraflar: Pınar Tuncer

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*