Gurmepisi Yemeğin İzinde

Gurmepisi yemeğin peşinden dünyayı dolaşırken, kendini bir yumağın peşinden koşan kedilerin haline benzetiyordu. Yorucu ama eğlenceliydi dolaşmak, ipin ucunu yakalamak değil de heyecanı yetiyordu.Ciğercinin kedisi olan annesi doğduğu yerden hiç ayrılmadı. Oysa Gurmepisi hep gezmek ve yeni yerler keşfetmek istiyordu. Belki de kendisini anlama çabası, yemeklerin ilk ortaya çıkışı ve yapılış hikâyelerinin içine çekiyordu onu.Dünyadaki her kültürün kendine ait yeme-içme zevki pek çok şeyi anlatıyordu ona. Yemeklerin hangi koşullarda yapıldığı, nasıl ve neden değişim geçirdiği  gibi sorulara cevap vermeye çalışmak, iklime ve coğrafyaya göre değişen lezzet ve yeme-içme ritüellerini anlamak, kendi türünü de anlamayı kolaylaştırıyordu. Doğu toplumlarında yemeklerin hazırlanış biçimi daha bir haz almaya yöneliktir. Daha çok göz kararı yapılır. Ustasından çırağına el verilir.  Bol yağlıdır, bol tatlıdır ve de çok lezzetlidir. Uzakdoğu Mutfağı adeta doğa dostudur; yosunuyla, pirinciyle, soyasıyla, sebzesiyle… Uzun bir yaşamın peşinden koşar, insanı gibi.İspanyol Mutfağı denizle dost, kardeş gibidir, neredeyse tüm yemeklerinde deniz mahsullerinin etkisini görebilirsiniz. Yapılış ve sunuş biçimiyle coşkuyu ve tutkuyu hissedebilirsiniz. Gurmepisi’nin en sevdiği mutfaklardandır.Fransız Mutfağı, yemeği sanata dönüştürmek konusunda ustadır, tatlı ile ekşinin sanatsal uyumunu hissederiz sanki. Yemeğin görselliği hem göze hem de mideye hitap eder. Ünlü ressamların tabloları gibi yemeden önce onu hazla seyretmemize yol açar.Birbirine sıkı sıkıya bağlı İtalyan ailelerinde, spagetti ve pizza ile donatılmış kalabalık ve samimi yemek masalarından kimse doymadan kalkamaz.

Türk Mutfağı; Türk, Arap, Çerkez, Rum, Laz ve daha pek çok kültürün karmasıdır adeta. Her şeyden bir parça bulacağınız geniş sofrada, Gurmepisiler’i eşsiz bir lezzet deneyimi bekler.İşte böyle sevgili Kedici okurları, yemeğin izinden gitmeye devam eden Gurmepisi’nin, dünyayı dolaşırken en mest olduğu yemeklerden biriyle, şimdilik İspanya›da bir yemek molası verelim.

PAELLA (Bildiğiniz pilavlara hiç benzemez)

Malzemeler

• 2 su bardağı pirinç • Yarım kilo tavuk • 250 gr. balık • 100 gr. midye • 1’er adet kırmızı biber, yeşil biber • 4-5 adet domates • 1 baş soğan • 4 çorba kaşığı zeytinyağı • 3 diş sarımsak • İsteğe göre yarım su bardağı bezelye • Tuz, karabiber • 2.5-3 su bardağı su ya da tavuk suyu • 1 limon ya da portakal suyu

Hazırlanışı:

Tavuk eti, portakal ve limon suyu karışımında en az 1 saat terbiye edilir. Deniz ürünleri de başka bir kapta en az 1 saat limon suyuyla terbiye edilir. Tencereye yağ konularak, tavuk kavrulur. Soğan ve sarımsak eklenir. Bu malzemelerin üzerine pirinç eklenir. Üstüne 2 su bardağı su ya da varsa tavuk suyu ilave edilir. Hep beraber 10 dakika pişirilir. Sonra deniz ürünleri, doğranmış biberler ve bezelye eklenir. Kalan su da üzerine eklenip, tuzu, karabiberi verilerek karıştırılır. Kısık ateşte 25-30 dakika pişirildikten sonra afiyetle yenir.

Yemeden önce yapılması gerekenler: Yemek 8 kişiliktir. Önce 7 yemek sever ve dost canlısı arkadaş bulunur. Sonra uzun bir sofrada keyifle, afiyetle, sohbet muhabbetle yenir. Yoksa paella falan yapmaya kalkmayın lütfen.

Gurmepisi’den en pati sevgilerle…

Öneri: Eğer kediniz pilavı beğenmezse merak etmeyin, içindeki tavuğu, balığı ve midyeleri itina ile ayıklayıp seçerek lüpletecektir.

Jülide Okkalı julideo@gmail.com

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*