Nurşah Şentürk Kediler ve Deliler

Merhaba sevgili kediciler,

Bu yazıda anlatacaklarımı okurken eminim birçoğunuz “aynısı benim de başıma geldi” diyeceksiniz.

Ben de sizler gibi, hem oturduğum mahalledeki kedilerle hem de işyerimin bulunduğu bölgedeki kedilerle yakından ilgiliyim. Bu ilgimin kimseye bir zararı yok. Yemeklerini, sularını veririm, kapları da kuytu köşelere koyarım ki, kimse laf edemesin. Sessiz sakin oynaşırız azcık, olay bundan ibaret.

Nedendir bilmem, bundan rahatsız olan insanlar var. “o kabı oraya koyma”, “topladı yine pire torbalarını başımıza” bunlar alışık olduğum laflar. İçlerinde en dayanamadığım ise bir kediye yuva ararken işittiklerim; “aman sanane, ne uğraşıyorsun, başka işin yok mu?”

Ama en son duyduklarım karşısında ne diyeceğimi bilemedim. Hani, tahmin ediyordum arkamdan denilenleri de, yüzüme söylenince bir garip oldum. Evet, tahmin ettiğiniz gibi yüzüme yüzüme “deli” dediler.

Ben küçükken mahallemizde bir teyze vardı. Bahçesinde bir sürü kediye bakardı. Ona da herkes deli derdi. Bense onu kedilerin koruyucusu bir süper kahraman olarak görürdüm. Bir an gözümün önüne o günler geldi. Belki beni de “süper kahraman” olarak görenler vardır dedim.

Şaka bir yana, sonra durdum düşündüm, deli olmakla gurur duydum. Eğer deli olmak, çevreye karşı duyarsız kalmamaksa, muhtaç olanlara yardım etmekse, bu dünyanın sadece bizlere ait olmadığını bilmekse, ben deli olmaya razıyım.

Herkesin delirmesi dileğiyle… >^.^<

Nurşah Şentürk

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*