Kedi mi, Pisik mi, Yoksa Pisi mi Desem?

Dili yeni dönmeye başlamış bir çocuk olsaydım kediye, kedi demek yerine “pisi” demek kelime dağarcığımın sarsılmaması bakımından tercih edilir bir isim olurdu herhalde. Çünkü pisi kelimesinin ardından bir pisi daha getirerek, yani “pisi pisi” diyerek pisi dediğim canlıya “gel ne olursan ol, ister kedi ister pisik, pişik, büssük, büsük, bisi, kedence, maçı ister çetük ol yine bana gel” demem daha kolay olurdu. Diyeceksiniz ki bu kelimeler nedir, kediye hiç böyle şeyler söylenir mi? Söylediklerimizde bir art niyet yok, bu sözcükler Türklerin, kedigiller familyasının tek evcilleşmiş canlısı ve bu aileye adını veren esas unsuru olan kediye karşılık olarak bulduğu ve tarihsel süreç içerisinde kullandığı isimler. Kedi ismi birdenbire dilimize yerleşmiş değil. Dil böyle bir şey, bazen şaşırtıyor insanı. Bunlara Türkî kavimlerin kedi için kullandıkları isimleri de eklediğimizde Arapçada kediyle ilgili kullanılan kelimeler kadar zengin bir kelime dağarcığı ortaya çıkar.  Mesela pişik, mısık, mışık, müşük, pisi, möşük gibi kelimeler, Türkî kavimlerin kedi yerine kullandıkları isimlerdir. Bazı ses değişmeleri olmasını dillerin tarihi serüveninin bir parçası olarak düşündüğümüzde pişikten möşüke doğru giden değişimi kabullenmekte zorlanmayız. Elbette Anadolu Türkçesinde yaygın bir şekilde kullanılan pişik kelimesi kulağımızı pek fazla tırmalamayabilir, ama Anadolu’da kediye möşük demek tuhaf bakışları karşılayabilecek bir cesaret ister. Kanaatimce bütün bunların içerisinde “kedi” adı daha kitabî ve resmî çağrışım yapıyor. Hatta ne kadar âşina olsak da pisik veya pişik dediğimiz zaman, yerel ağızları, İstanbul Türkçesinde buluşmak üzerine kurulmuş dil düşüncemizin gereği olarak terk etmenin yolu bu ağızlarda kullanılan kelimeleri öncelikle zihnimizden mizahi birer unsur ve taşralılığın göstergesi gibi canlandırmak suretiyle kolaylaşıyor. Mesela yeni nesiller bu kelimeyi kullanmayı terk edememiş anne ve babalarına veya büyükanne ve büyükbabalarına bilmişlik edasıyla bir uyarıda bulunabilirler. Ona kedi denir, pisik-pişik değil. Siz bilmiyorsunuz öğretmenimiz kızar yoksa diyebilirler. Hele çetük kelimesinin kullanıldığını hiç duymasınlar. Duyulması pek zor ve dar bir alandan derlenerek sözlüklere geçmiş çetük. Boyabat, Ayancık gibi ulaşımı zor bir coğrafyanın Sinop’un ilçelerinden derlenmiş. Bu derleme yirminci yüzyılın ürünü, ama kelimenin geçtiği metinler eski Türkçeye daha yakın duruyor.

Kedi kelimesinin yabancı dillerdeki karşılıklarına bakıldığında cattus, gadu, kıtte, katze, cat bizi k harfinin belirgin olduğu benzer kelimelerde buluşturuyor. Allah Hz. Âdem’i yarattığında ona isimleri öğretmişti. Âdem’in melekleri şaşırtan, şeytanı kıskandıran isim bilgisinin içerisinde kedi isminin söyleniş biçimi nasıldı? Yine başlangıcını k harfiyle işaret edebileceğimiz hecelerle kurulmuş bir isim miydi kedi üzerine yazarken merak etmemek elde değil.  Bilmemiz zor gözükse bile merakımı celbeden şeylerden biri de Hz. Nuh’un gemisine aldığı kediye ne şekilde seslenmiş ve ona ne ad vermişti.  Başka merak eden oldu mu bilmiyorum ama bu merakımı giderebilmem mümkün gözükmüyor. Sadece kedinin tarihsel süreç içerisindeki serüvenini günümüze getiren ve kültürümüz içindeki yerini belirleyen dilimiz bazı meraklarımı giderebiliyor. Kedi ve kediden ilham alınarak yola çıkılan bitki isimleri, yer isimleri, benzetmeler, atasözleri ve deyimler kediyle insanoğlunun daha milliyetçi düşünürsek kediyle Türk kültürü arasındaki ilişkinin mahiyetini bize verecek kadar malzeme sunuyor.  Türk denildiği zaman kültür olarak göçebelikle kurulan ilgi kedi söz konusu olduğunda ilk etapta bizi bir an düşündürüyor. Çünkü kedi kelimesinin zihnimizde yerleşik hayatın çağrısını yapıyor. Göçebelik mekân konusunda ısrarcı ve konfor arıyan kediler için pek hoşnut olunabilecek bir hayat tarzı değil. Geniş otlaklar üzerindeki bir Türk çadırı misafirlere açık ama farelere ev sahipliği yapacak kadar misafirperver değil. O devrin dünyasında fareyi kedisiz, kediyi faresiz bir atmosferde yaşatmak mümkün müydü?  O zaman Türklerin kediyle olan yakınlığını onların yerleşik kültüre geçmeleriyle birlikte olduğunu söylememiz herhalde yanlış olmaz. Orhan Veli “Bir de kedisi vardı: Maviş” mısraını yazdığında Türk kültüründe kedinin yeri ona özel isim verilecek kadar konforlu bir hayata kavuşmuştu. Benim de bir kedim vardı: Minnoş. Maviş, minnoş vs. kediseverler, kedi besleyenler kedilere hangi isimleri veriyor? Bunun listesini yapmak mümkün mü acaba? Böylece bu isimler üzerinde düşündüğümüzde kedinin dünyamızdaki yeri ve bunun konforlu hayata daha erken geçmiş Batılılarda verilen isimlerle mukayesesi yapılabilir. Muhtemelen onlarda kedilere verilen insan isimleri daha fazla olacaktır. Kediyi isimlerle insanileştirmeleri Batı’da kedinin ne kadar sevildiğinin göstergesi olsa da, bizim kültürümüzde kedi ve şeytan arasında benzerlik kurma eğiliminin olmaması, korku filmlerini süsleyen motiflerin arasında bir kara kedi sıkıştırarak masum kedilere metaforik bir anlam yüklenmesinden daha makbuldür. Bizde kedi şarkılara konu olacak kadar nankördür ve aramıza girecekse bir kara kedi olarak geçer gider. Belki de mesafe koyucu olarak kara kedinin bilge kimliği taşıdığına da yorabiliriz bu aradan geçme durumunu. Kediyi şeytan veya şeytanın adamları arasında görme eğilimi sinemanın veya kültürel değişmenin bizi mecbur bıraktığı bir durumdur. Kara kediyi korkularına alet edip onu şeytanla dost kıldılar diye Batılılara hemen kızmayalım. Hayvan haklarında ileri bir standardı tutturup, bu konuda bize de mesafe kat ettirdikleri için onlara teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim. Biliyorum, bazıları onlar şu kadar insanı, hayvanı yok etti, sömürdü diyecekler. Bu tarz serzenişte bulunanlara benzettiğim başka bir insan türü de yaşıyor memleketimizde ehemle mühimi birbirine karıştıran, kediden köpekten bahsedildiğinde insanların açlığından, öldürülmelerinden dem vuran acayip bir güruh; sanki birisi hayvan haklarını savunduğunda insanların hakkının ellerinden alınmasını istiyorlarmış gibi bir tavır takınanlardır bunlar.

Konuyu dağıtmadan devam edersek, kediler sadece korku filmlerinin aktörü olmadılar. Garfield karakteriyle ortaya çıkan animasyon filminin yanı sıra ondan daha önce Tom ve Jerry  adlı çizgi film vasıtasıyla kediler özellikle çocukların dünyasına renk katmışlardır. Bu tür filmlerle kedi- köpek, kedi-fare düşmanlığı adı geçen kahramanlarla karikatürize edilerek bu hayvanların arasındaki gerilimin gerçek dünyadaki görünümü farklılaştırılmış, insanlarla birlikte yaşamak mecburiyetinde olan canlılara karşı zihinlerde bir sevgi oluşmasına katkıda bulunulmuştur. Evet Batı’lı korku filmleriyle kediye şeytanla özdeşleştiren bir anlam yüklerken onu bütün dünya çocuklarının sevgilisi haline getirebilecek konuşan, gülen. zeka oyunları yapan kedi karakterleri de armağan etti çocuklara. Türkiye’de ise kedi bizim yaratıcı muhayyilemiz vasıtasıyla  “Kötü Kedi Şerafettin” tiplemesiyle pornografik figür özellikleri taşıyan bir çizgi roman veya karikatür kahramanı yapılabildi. Yaşamak için sokaklardan başka yer bulamayan, sokaklarında insanlarla yakın mesafede karşılaşmamak için sürekli kendini kollayan kedilerin cennetinde çıkarabileceğimiz kahraman kedi nasıl bir tip olabilirdi ki?

Daldan dala atlayarak geldiğimiz bu paragrafta okuyucularımıza bu yazıyı yazmaktan muradımızın ne olduğunu açıklamanın zamanı geldi. Kedi için Türkçede kullanılan isimler, bir parça Batı”yla mukayese edilerek dün ve bugünkü kültürümüzde kedi, kedi sevgisi, hakları gibi uzatmalı laflar ettikten sonra kediyle ilgili deyimler, kedi terimleri ve bu terimlerle ilgili fiilleri de içine alan denememizi aşağıdaki şekliyle ortaya koyduğumuzda muradımız açıklığa kavuşmuş olacak. Bu denemeyi okuduktan sonra okuyucularımızdan beklentimiz; aşağıda verilmemiş olan deyimler, atasözleri, terimler, isimler vb. gibi dilimizde kediye dair ne varsa eşya isminden fiile kadar hatta burada bahsedilmedi, ama halk inanışlarında da çok bilinenlerin ötesinde bir şey ler bulabilirlerse mümkünse bilgilerini bize ulaştırmalarıdır. Böylece kediyle ilgili dilimiz, geleneksel kültürümüz ve modern kültürümüzdeki isim, inanış, terim ve coğrafi adlandırmalar ki biz burada ona yer vermedik-daha geniş bir çalışmaya fırsat verecektir. Türkçe deyimlere bakıldığında kedi sevgisine dair pek de iç açıcı bir manzara ortaya çıkmadığı görülebilir. Tabi buna hemen aldanmamak lazım. Esasında bu deyimlerde kediyle anlatılan birçok şeyin insanın karakteristik özelliklerine atıfta bulunduğu dikkatimizden kaçmamalı. Üstelik yakın zamana kadar büyüklerinin yanında çocuklarını bile sevemeyen, oğullarına oğlum diye hitaptan çekinen bir toplumda sevgi tezahürünün açıkça görünmeyeceği unutulmamalı. Minnoşum, mavişim, azmanım, pisim gibi kedilere olan sevgiyi gösteren ifadelerin yaygınlaşması, onlara gösterilen yakın ilginin artması daha çok modern kültür hayatımıza dairdir. Bütün bunların yanı sıra Antalya’nın Serik ilçesinde Karakoyunlu aşiretinden derlenen “bisim” hitabının sevgilim anlamına geldiğini yazmadan geçemeyeceğim.

Kediyle ilgili Deyimler:

Kedi beslemeyen fareleri besler.

Kedi bütün gece rüyasında kuyruk görürmüş.

Kedi ciğere bakar gibi bakmak.

Kedi ete yetişemese bugün oruç dermiş.

Kedi fare ile oynar gibi.

Kedi gibi dört ayaküstüne düşmek.

Kedi gibi gözlerini yumarak yer.

Kedi gibi mırnavlıyor.

Kedi gibi nankör.

Kedi gibi yakında dama çıkacak.

Kedi ile köpek gibi.

Kedi kıçına bakar da yaram var dermiş.

Kedi ne budu ne.

Kedi nefesi tıknefes getirir.

Kedi olalı bir fare tuttu.

Kedi tavşan tutmaz.

Kedi yavrusu gibi.

Kedi yavrusunu taşır gibi taşımak.

Kedi yavrusunu yerken fareye benzetir.

Kedi yetişemediği ciğere murdar (pis) der.

Kediler bile güler.

Kedinin gideceği samanlığa kadar.

Kedinin hacca gitmesine benzer.

Kedinin kanadı olsaydı serçenin adı kalmazdı.

Kediye bokun kimya demişler üstünü örtmüş.

Kediye ciğer emanet etmek (peynir tulumu).

Kediyi sıkıştırırsan üstüne atılır.

Kediyle İlgili Terimler, fiiller, isimler:

Bisay

Bisi

Bisidiğanı: Kulplu sahan

Bisim: Sevgilim, değerlim.

Büssük

Büsük

Cırmak çekişmek: Lades tutuşmak

Cırnak çekmek: Lades tutuşmak

Cırnak, Cımak,Cernak, cınnah cırmık, cırnah, cıynak, cirmak, çırmık, çırnak, çırnah, çıynak, çiynak. Tırnak pençe anlamında

Cırnaklamak

Çetük otu: Avşar Otu

Çetük: Kedi yavrusu

Çetüklemek: Kedi yavrulamak

Gun:Kedi yavrusu

Gunlamak: Kedi yavrulamak

Gurbe

Kedence

Kedi  Dili: Genellikle kağıda yapışık olarak satılan tatlı bir bisküvi çeşidi.

Kedi Ayağı: Birleşikgillerden, Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerinde yetişen beyazımsı yumuşak sık tüylü çimler ve çalılar arasında bulunan süs bitkisi olarak yetiştirilen bir bitki.

Kedi Balı: Kayısı, erik vb. ağaçların gövdesinden sızan bir cins zamk.

Kedi Balığı: 1- Kıyılara yakın yerlerde küçük balıkların peşinde çok hareketli şekilde yüzen, boyu 80 santim veya 1 metreden fazla olabilen, üzeri siyah ve esmer benekli köpek balığı cinsi,  Akvaryumlarda beslenen 6-7 santim boyunda siyah benekli tatlı su balığı.

Kedi Balığıgiller: Balıklar sınıfının köpekbalıkları takımından her iki sırt yüzgeci karın yüzgeci hizasından daha geride olan beş çift solungaç yarığı bulunan familya

Kedi Gözü: Yolların tehlikeli yerlerine veya taşıtların arkasına konan ve ışık vurduğu zaman görünür duruma gelen genellikle kırmızı renkli işaret.

Kedi Otu: Anadolu’da yaygın olup yol ve tarla kenarlarında yetişir. Kökündeki esanstan sinir hastalıklarında

ve spazm giderici olarak eczacılıkta faydalanılan, kötü kokusundan kedilerin çok hoşlandığı, bazı türleri süs bitkisi olarak da yetiştirilen çok yıllık otsu bitki( Kılçıklı bir ottur. arpa başağı gibi olur. Masumlar başını koparıp iki elleri ayalarına koyup pisi pisi diyerek ellerin oynadıkça öte beri gider.)

Kedi Otugiller: Bitişik taç yapraklı iki çenekli bir veya çok yıllık, otsu bazen da çalı durumundaki bitkileri içine alan bitki familyası

Kedibastı:1- Bir yüzeye bütün olarak değil fırçayı aralıklı bastırarak

tutkal sürme biçimine verilen isim.2- Kedi ayağı izine benzeyen bir çeşit yünlü kumaş.

Kedibaş: Bir cins elma

Kedibatmaz: Buğday ya da mısır unundan yapılan çorba. Suyunu çekmiş koyulaşmış çorba. Pelte. Pekmez peltesi.

Kedibiciği: Koltuk altında çıkan bir çeişti çıban köpekmemesi

Kedibiciği:Havuç

Kediboğan: Yağsız çökelek kurusu.

Kediçırmaı: Yoncaya benzeyen güzel kokulu çiçekleri olan bir çeşit yaban otu.(Diğer adı kebere)

Kediçırnağı: Yoncaya benzeyen güzel kokulu çiçekleri olan bir çeşit yaban otu.

Kedidaşağı: Koltuk altında çıkan bir çeşit çıban köpekmemesi

Kedidirseği: Göz kapaklarında çıkan bir sivilce arpacık

Kedidudu: Böğürtlen

Kedigiller: Okuyucularımız bunu iyi bilir.

Kedigözü: Salep

Kedigözü: Yoncaya benzeyen güzel kokulu çiçekleri olan bir çeşit yaban otu.

Kedikarı: Martla yağan kar

Kedikınası: Dövülüp ezilince kına gibi boyalı suyu çıkan bir cins ot

Kedikulağı: 60-70 cm uzunluğunda yaprağı el büyüklüğünde bir ot.

Kedikuyruğu: 60-70 cm uzunluğunda yaprağı el büyüklüğünde bir ot.

Kedikülümbe: Bir çeşit kurabiye şekerleme.

Kedilik: Ocak içi ambarların önüne

yapılan küçük dolaplar.

Kedimemesi: Koltuk altında çıkan bir çeişti çıban köpekmemesi

Kedimen: Küçük kulaklı keçi koyun

Kedimertimeni: Gerdenge dikeninin sürgünleri

Kedinanesi:  Kuvvetli kokulu koyu mor çiçekli otsu bir bitki.

Kedisırnağı: Yoncaya benzeyen güzel kokulu çiçekleri olan bir çeşit yaban otu.

Keditarnağı: Yoncaya benzeyen güzel kokulu çiçekleri olan bir çeşit yaban otu.

Keditaşağı: Kötü kokulu bir ot.

Keditırnağı Mantarı: Saçak mantarı

Keditırnağı: Yoncaya benzeyen güzel kokulu çiçekleri olan bir çeşit yaban otu

Kediyemezlik: Yemek et vb. şeyleri koymaya yarayan dolap.

Maçı

Mısık

Mişik

Möşük

Müşük

Pisi

Pisik

Pisik Otu:  Kuvvetli kokulu koyu mor çiçekli otsu bir bitki.

Pisiktetiği: Batıcı tüylü, koyu kırmızı çiçekli ve otsu bir bitkidir. Eş anlamlısı: köpekdili, Pisikcırnağı- Pişikcırnağı: Batıcı tüylü, koyu kırmızı çiçekli ve otsu bir bitkidir.

Pisipisi otu

Pisipisi: Salep

Pişik

Pişikgeveni

Pişiktaşağı; Otsu v e sarıçiçekli bir bitki.

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Özcan

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*