Çizgi Karakterlerin Gerçek Yüzü; Semra Can, Fıçı, Miço… ve “Böyleyken Böyle…”

Evine girdiğimizde ister istemez kendimizi o çizgi karakterlerin hayat bulduğu sayfalara dahil hissettik. Sayfaların arasından canlanıp karşımızdaki koltuğa oturan Semra Can’ın kediler üzerine anlattıkları eşliğinde, Fıçı’nın da kucağımıza gelmesiyle mest olduğumuz dakikaları Kedici okurları için fotoğrafladık.Bugüne kadar gazete ve dergilere eminiz ki birçok röportaj vermişsinizdir. Ama biz tam da size uygun olacağını düşündüğümüz bir ekiple buradayız. Tüm kediler ve kediciler adına…

Öncelikle kedilerinizi de içinde barındırdığınız ve birçok kişinin sizi tanımasına sebep olan karikatür çizimleriniz ne zaman başladı?

Semra Can: 7 yıl oldu sanırım “Böyleyken Böyle” yi çizmeye başlayalı. Ama çok daha eskidir karikatür çizme başlangıcım. Kısaca bahsetmem gerekirse ilk olarak Öküz dergisi sonra Leman, Dinozor, Arıza, Meme, Fermuar, Pazartesi, Cumhuriyet Gazetesi pazar eki ve şu an anımsayamadığım birkaç dergi daha olabilir. Son 5 yıldır da Penguen’de çiziyorum.

Yanlış bilmiyorsak Fıçı ve Miço sahip olduğunuz kediler.Onların hayatınıza giriş hikayelerini çok merak ediyoruz doğrusu?

S.C. : Fıçı’nın gelişinden bu güne tam 11 yıl olmuş. Yakın bir arkadaşımın arkadaşı arıyor ve” işyerinde doğum yapmış bir kedinin yavrularını patronum çöpe attı” diyor, arkadaşım da gidip çöpü arıyor tarıyor, 3 yavru kediyi alıp bize getiriyor. Kendi kedisi var ve bizim kedimiz Puki evden kaçalı henüz çok yeni… Ve 3 tane hasta kedi evimize geliyor. Hemen veterinere götürdük, veteriner “ölecek bunlar, ben bir şey yapsam benden bileceksiniz o yüzden hiç birşey yapamam” diyerek bizi eve gönderdi. 2 saatte bir yavruları besleyip, yaz ortası elektrik sobasının karşısına koyarak hepsini yaşattık. Kedilerin annesi ünvanını taa o zaman kapmışım galiba… Diğer iki kardeşini başka arkadaşlarımıza verdik, Fıçı bizde kaldı.Miço ise başka bir arkadaşımızın kedisinin yavrularından. Yıllarca Puki’ye benzeyen kedileri sevdik durduk, sonra Miço’yu görünce “oleey !”dedik “aynı Puki!” hemen aldık ama Puki ne kadar beyfendi bi kediyse Miço da o kadar yaramaz.

Kedici: Kediler çizgilerinize nasıl girdi?

S.C.: Tek kare karikatürler çizdiğim bir köşenin kenarına Fıçı’yla kendimi çiziyordum. Sonra ikimize espriler bulmaya başladım. Bülent Üstün (Kötü Kedi Şerafettin’in çizeri) bunları köşe yapsana dedi ve “Böyleyken Böyle” yi çizmeye başladım. Uzun zaman sadece Fıçı vardı son 3 yıldır da Miço katıldı.

Kedici: Kediseverler olarak biliyoruz ki kediler gerçekten komik karakterli hayvanlar. Sizin karikatür ve kedileri bütünleştirmenizdeki sebepler neydi?

S.C.: Komikler evet ama bir de o herşeyi biz biliriz halleri de var. Her yaptığım işi Fıçı’ya onaylatmak, beğendirmek gibi bir derdim var sanki. Köşemdeki görevleri de böyle sanki… Doğru mesajları, doğru eleştirileri hep bu ikisi yapar. Hep en komik onlardır… Kediler bilge ve komik olmayı iyi biliyor, bir de fotojenikler.Bazen zor, bazen de çok kolay. Zor, çünkü kendimi didiklemek zorundayım, insanın kendini durduk yere didiklemesi can yakıcı… Kolay, çünkü çok iyi tanıdığım birinin hayatını çiziyor gibiyim.

Kedici: Çizimlerinize taşıdığınız espriler-özellikle Fıçı ve Miço ile ilgili olanları- gerçekten onlarla ev ortamında yaşadığınız olaylar mı yoksa hayal dünyanıza da yer verdiğiniz oluyor mu?

S.C. : Her ikisi de sanırım. Ama bazı esprilere “bunu sadece kediyle yaşayanlar anlar” dediğim oluyor.

Kedici: Kesinlikle öyle… Ben okurken kendimi ve kendi kedilerimi sizin yerinize koyuyorum çoğu zaman. Bu sayede kedileri çok iyi gözlemlemiş biri olduğunuzu düşünüyorum. Semra Can’ın gözünden kedilerin dünyası nasıl?

S.C. : Hep çok meşguller, boşa harcayacak bir saniyeleri bile yok, diğer taraftan da hep dinleniyormuş gibi gözüküyorlar. Bunlara çelişki de yakışır. Biz aynen böyle yaşayalım desek bize zerre yakışmaz mesela, bunlara yakışıyor…

Kedici: Sokak hayvanları ve artık çok fazla zorlaşmış olan yaşamları hakkında neler söyleyebilirsiniz? Neler yapılmalı sizce?

S.C. : Büyük, kalabalık ve çirkin şehirlerde yaşayan, sadece evindeki hayvanı seven, sokakta ne olup bittiğinden habersiz insanlara dönüşüyoruz birçoğumuz. Daha çok sokakta yaşayabilsek belki sokakta yaşayan hayvanlarla da ilişki kurabiliriz. Aslında buna da mecburuz. Yerel yönetimlerin görevlerinden biri de sokak hayvanlarının bakımı olmalı. Böyle yasalara ihtiyaç var. Sadece bireylerin insiyatifine bırakmak yetmiyor…

Kedici: Çizmek dışında neler yapıyorsunuz? Hayranlarınızın sizi takip edebileceği ileriye dönük projeleriniz var mı?

S.C. : Çizmek dışında pek önemli birşey yaptığım söylenemez. Bahçeyle uğraşmak, spor yapmak, İngilizce öğrenmek gibi zaman zaman mühim şeyler yaptığım da oluyor. Ama esas kitabımla ilgilendim ve şimdilerde “Böyleyken Böyle” nin bir kısmı kitap olarak yayınlandı.

 

Kedici: Son olarak Kedici okurları için bir mesaj alalım?

S.C. : Yavru kedi ister misiniz ? (Şaka şaka …) Sevgiler…

Kedici: Çok teşekkür ediyoruz vakit ayırdığınız için..

Röportaj ve fotoğraflar: Pınar Tuncer

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*