Ankara Kedisi Yok Oluyor…

Ankara Kedisi Yok Oluyor…

Anadolu tarihler boyu çeşitli uygarlıklara misafirlik etmiştir. Bunlardan niceleri tarihin tozlu sayfalarında kaybolurlarken, bazıları da yüzyıllar boyunca bu toprakların hakimi olmuşlardır. Tüm bu zaman ve değişiklikler içinde, değişmeyen ve tüm bu tarihe tanıklık eden Anadolu kedileridir.

Kedilerin anavatanı ve ilk evcilleştirildiği bu coğrafyada, kediler binlerce yıldır doğanın en güzel parçalarından biri olarak nesillerini sürdürmüşlerdir.

Yerleşik hayata geçiş ve tarımın başlamasıyla beraber insanlarla iç-içe yaşamışlardır.

Avrupa’da batıl inançlara göre başta siyah kediler olmak üzere neredeyse bütün kedilerin katledilmesi,  sonrasında kara ölüm diye adlandırılan veba salgınına yenik düşüldüğü yıllarda, Anadolu bu felaketten kedileri sayesinde korunmuştur.

Gerek İslam gerek de Türk kültüründe kedilere verilen değer ve önem hep yüksek olmuştur. Bunu halen hayatımızın bir çok alanında görebilmekteyiz. Batılıların eskiden seyahatnamelerinde Anadolu’yu tanıtırken, överek yazdıkları, hatta beraberinde götürdükleri kedilerimiz, halen Türkiye’ye gelen turistlerin dikkatini çekmekte, bloglarındaki yazılarıyla, çektikleri resimlerle kedilerimizi ve kültürümüzü aynı kompozisyon içinde bir bütün olarak aktarmaktadırlar.

Kedi ırklarına baktığımızda en popüler ırkların uzun tüylü kedilerden oluştuğunu görüyoruz(Örnek: Persian ve Maine Coon). Uzun tüylü kedilerin atası olarak kabul gören Ankara Kedisi yüzyıllar önce Avrupalıların dikkatini bu topraklarda çekmiştir. Hatta yaklaşık 400 yıl önce Fransız soylularına, kraliçelerine hediye edilecek kadar göz kamaştırıcı güzelliğiyle ün salmıştır.

Ankara Kedisi; Anadolu’da asırlardır yaşamaktadır. Ataları burada evcilleşmiş, tarımla uğraşan insanları fare ve çeşitli zararlı haşerelerden korumuşlardır.

Bu kediler bu topraklarda asırlardır varolmuşlardır, örneğin Amerika’daki gibi nereden geldikleri belirsiz değildir. Kedilerin anavatanı olan günümüz Türkiye topraklarında, sokaklarda gördüğümüz kediler insanlar tarafından sokağa atılmış hayvanlar değillerdir, bu toprakların en eski sahiplerindendir.

Günümüzde artan insan nüfusu ve beton yığını haline gelen şehirlerimizle doğal yaşam alanları istila edilmiştir.

Gelelim ülkemizde insanların kedilerimize karşı bakış açısına:

Öncelikle ülkemizde kedilere karşı tabiri caizse ciddi bir şekilde ırkçılık yapılmakta. Sadece beyaz tüylü kedilerimizi ırk olarak gösterip genetik olarak aynı özellikleri taşıyan farklı renkteki kedilerimize sokak kedisi muamelesi yapılmaktadır. Herkesin bilmesi gereken gerçek, ülkemizde doğal olarak varolmuş bir kedi ırkının sadece beyaz olması imkansızdır. Kedilerimiz asırlardır tüy rengi farketmeksizin, doğada rastgele beraber olmuşlardır.

Bunlardan en ünlüsü, Ankara Kedisi’ne ender de olsa sokaklarımızda rastlıyoruz. Fakat insanlarımız bu kedilerimizin farkında değiller. Kedilerimizi melez sokak kedisi olarak adlandırmaktalar. Bu inanış doğru değildir. Sokaklarımızda sadece Anadolu Kedilerimiz yaşamaktadır. Yabancı veya farklı ırklara istisnalar dışında rastlamamaktayız.

Kedilerimizden kısa tüylü olanlarını Kısa Tüylü Türk Kedisi (Turkish Shorthair Cat), uzun olanlarını ise Ankara “Angora” olarak kabul ediyoruz. Bilindiği gibi kedi ırkları coğrafyaya göre şekillenmiştir. Melez olmaları için farklı coğrafyalardan kediler veya insanoğlunun son asırda üretmiş olduğu doğal olmayan ırklarla beraber olmaları gerekmektedir. Anadolu’ya baktığımızda 3 tarafı denizlerle çevrili bir yarımada olmasının avantajı ile doğal izolasyon en iyi şekilde gerçekleşmiştir. Kedilerimiz renk ve tüy uzunluğu farketmeksizin birbirleriyle asırlar boyu bu coğrafyada beraber olmuşlardır. Şimdi bunlardan bir kısmını tüy rengine göre öne çıkarıp, diğerlerini melez veya sokak kedisi olarak adlandırmanın hiç bir mantığı yoktur.

Ama ne yazık ki, sadece beyaz olanlar, son yıllarda ön plana çıkarılmış ve saf ırk olarak adlandırılmıştır. Genetikte beyaz renkten ziyade diğer altındaki renkleri örten bir maskedir. Kedilerde beyaz tüy rengi dominant yani baskındır.  Beyaz tüylü bir kediyi ayrı ve saf bir ırk olarak göstermek yanlıştır. Beyaz tüylü bir kediden tekir,sarman,siyah v.s. renkte ve desende bir kedi çıkma ihtimali de bulunmaktadır. Bu beyaz renkli kedilerimiz diğer renk genlerini de taşımaktadırlar ve albino değillerdir.

Sokaklarımızdaki her renkten Ankara Kedisi’ne baktığımızda, insanlarımızın dikkatini beyazlar kadar çekmemiştir. Zaten kısa tüylülere nazaran daha nadir olan bu kediler, son zamanlarda artan yanlış ve bilinçsiz kısırlaştırma faaliyetleri sonucunda nesilleri tükenme noktasına gelmiştir.

Ankara Kedisi’ni bekleyen tehlikeler nelerdir? Neden nesilleri yok olmaktadır?

• Irk Tescili’nin ve standartlarının son derece yanlış yapılması sayesimde insanlarımızın Ankara Kedisi’ni sadece beyaz tüylü ve kalıtsal sağır olarak tanımaları. Halbuki Ankara Kedisi sadece beyaz değildir, sokaklarımızda görebileceğiniz her renk ve desene sahiptir. Sağırlık ise tüm beyaz tüylü kedilerde olabilmektedir, Ankara Kedisi’ne özgü bir durum değildir. Burada Ankara Kedisi’nin doğru tanıtılması için derneğimize büyük sorumluluk düşmektedir.

• Sokaklarımızdaki kedilerimizin büyük çoğunluğu kısa tüylü kedilerden oluşmaktadır. Maalesef Ankara Kedisi’nin genetik olarak çok şanslı olmadığı kesin.  Yavru bir kedinin uzun tüylü olması için hem anne, hem de babasının uzun tüylü olması lazım. Eğer anne veya babasından birisi kısa tüylü ise, doğacak yavruların da hepsi kısa tüylü olacaktır, ya da en zor ihtimal kısa tüylü kedinin uzun tüy geni taşıması gerekmektedir. Kedilerin doğada rastgele çiftleştiğini düşünürsek Ankara Kedisi’nin yani uzun tüylü kedilerimizin neslini devam ettirmesi diğer kısa tüylü olanlara göre çok daha azdır.

• Sokaklarımızdaki kedilerimiz sahiplendirilirken, genelde göze en hoş gelen kediler seçilmektedir. Bunlarında başında uzun tüylü kediler gelmektedir. Bu da doğamızdaki doğal seleksiyonu etkilemekte ve Ankara Kedisi için ciddi bir tehtid oluşturmaktadır.

• Sokaklarımızdaki kedileri kısırlaştırmaları yapılırken, uzun tüylü olanları, kolayca yakalanabilecek insancıl iyi huylu kediler üzerinden yapıldığından dolayı doğal seleksiyon zarar görmekte ve insanoğlunun oyuncağı haline gelmektedir. Kısırlaştırmayapan kişiler ise Ankara Kedisi’nin geleceğini hiç düşünmeden veya olayın boyutlarını bilmediğinden bu yanlışa eşlik etmektedir. Sokaklardaki kedi nüfusunda her geçen gün istenmeyen çeşitlerin artması ile sonuçlanmaktadır. Doğal seleksiyon doğada her zaman en güçlülerin ayakta kalması üzerine kurulmuşken bu düzen insanoğlu tarafından tam tersine dönüştürlmektedir. Her geçen gün sokaklarımızda insanlardan kaçan, sadece kısa tüylü ve çok tercih edilmeyen renk varyasyondaki kedilerimiz kalmaktadır.

• Sokaklarımızdaki Ankara Kedisi’nin kısırlaştırılması, bu kedilerin tamamen yokolması, azalması ya da kalan ender türlerin daha sağlıksız olmasını sağlamaktadır. Ülkemizde bilindiği gibi içinde renkli Ankara Kedisi’ni içeren bir üretim ve koruma programı bulunmamaktadır. Bulunsa bile ileride gen çeşitliliğini arttırarak oluşabilecek çeşitli hastalıkların önüne ancak sokaklarımızdaki Ankara Kedisi’nin varlığı sayesinde geçebiliriz.

• Trajikomik bir tarafı ise, Ankara Kedisi’nin kanunen sözde yurtdışına çıkarılma yasağı olmasına rağmen, kısırlaştırılma yasağı olmaması ve son derece yetersiz olan Ankara Hayvanat Bahçesi dışında bir yerde koruma altına alınmaması.

• Amerika’nın milli kedisi olarak bilinen Maine Coon, Amerika’da en çok bakılan kedi olmasına rağmen, bizim çok daha güzel olan kendi milli kedimizi halen doğru tanıtamamız ve sahip çıkamamız. Dünyanın en güzel bu kedilerimizi kısırlaştırıp bedavaya zorla yuva ararken, milliyetçi duygulardan uzak olmamız, aksine üst düzey yabancı hayranlığımız sonucunda Persian, Exotic, British, Scottish gibi bir çok sorunlu, bakımı zor ve genetik hastalığa sahip kedilere yönelmemiz ve bunlar için fahiş rakamları bile gözden çıkarabilmemiz. • Kedilerimizin marka değerinin dünyada çok yüksek olmasına rağmen, ülkemizde yerlerde olması. Marka meraklı bir toplum olarak kedilerimizin marka değerinin yükseltilmesi için, yeteri kadar yayınlar, çeşitli programlar, belgeseller yapılmaması.

• Dünyanın en sağlıklı, problemsiz ve en güzel kedilerine sahip olmamıza rağmen, pis sokak kedisi olarak görülmesi. Kedilerimiz hakkında insanların biliçlendirilmemesi, eğitilmemesi. Araştırmadan, bilgiye farklı yerlerden ulaşılması sonucunda oluşan bilgi kirliliği, ya da insanlarımızın bilgisi olmadan fikri olması. Kediyi kedi olarak kabul etmeyip, farklı olanın çekiciliği ile sağlık sorunlarını, bakım zorluklarını görmezden gelip; Eksotic, Mutant, Oryantal tiplere daha çok ilgi göstermesi.

• Çeşitli kişilerin hatta kurumların sokaklarımızdaki uzun tüylü kedilerimizi Ankara Kedisi yerine; Maine Coon, Sibirya, Norveç Orman Kedisi v.s. şeklinde lanse etmesi. Ankara Hayvanat Bahçesi yeterli değil.

Ankara Kedisi Türkiye’de unutulmuştur, insanların evlerinde Ankara Kedisi olmasına rağmen, bu kedileri koruyucu bir üretim programı bulunmamaktadır. Ankara Hayvanat Bahçesi’nde ise sadece beyaz tüylü Ankara Kedisi’ni koruma altına alınmıştır.

Sadece beyaz tüylü kedilerin üretimi ise sağırlık için büyük risk taşımaktadır. Bu iyi bir üretim şekli olmamakla beraber, Avrupa’da bazı ülkelerde sadece beyaz kedilerin üretimi yasaklanmıştır.

Bu tür programlara mutlaka iyi huylu, seçilmiş, farklı renkten Ankara Kedisi eklenmelidir.

Söylemeden geçemeyeceğiz, zamanında buradaki kediler de beyaz olmalarına karşın sokaklarımızdan gelmiştir ve ataları sadece beyaz tüylü değildir. Sokaklarımızdaki diğer renkteki uzun tüylü Ankara Kedilerimizle aralarında genetik ve görünüş olarak hiç bir fark yoktur.

Lütfen kedi ırklarını kıyaslarken Ankara Kedisi gibi doğal olarak varolmuş ırklarla, insanoğlunun çeşitli ırkları bir araya getirerek yaratmış olduğu ırkları aynı kefeye koymayalım. Eğer bizim bu sokaklardaki kedilerimiz melezse, aynı mantıkla dünyada melez olmayan bir kedi ırkı yoktur.  Sanki farklı görünüşte bir kedi yaratıldığında yeni bir ırk ya da saf mı oluyor…

Kedi ırkları tamamen insanoğlu tarafından şekillenmekte olup, ticari kaygılar, kedi yarışmaları ve insanların farklı talepleri doğrultusunda değişime uğramaktadır.

Aynı mantıkla sizlere çeşitli yerlerde sunulan “Safkan”(kesinlikle kullanmadığımız bir kelime) ve bilimsel olarak hiç bir geçerliliği olmayan “Secere” (soy kütüğü) ile verilen kedilerin  kesinlikle  doğruluğu yoktur. Ankara Hayvanat Bahçesi’ndeki Ankara Kedisi veya sokaklarımızdaki Ankara Kedileri’nin secereleri olmamasına rağmen yüzyıllardır değişmeden aynı şekilde kalıp soylarını devam ettirmişlerdir.

Yurtdışındaki Ankara Kedileri:

Biz halen elimizdeki hazinenin farkında olmamamıza rağmen, dünyanın diğer yerlerinde senelerdir Ankara Kedisi üretilmesine rağmen, durum çok iyi değildir. Yurtdışında Ankara Kedisi; başta Siyam olmak üzere çeşitli kedi ırklarıyla melezlenmiş ve tamamen farklılaştırılmış oryantal kedilere dönüşmüştür. Biz kedilerimizi bunca yıldır doğru tanıtamadığımızdan dolayı, anavatanı dışındaki üreticiler ve kedi yarışmalarına hizmet eden kedi federasyonları, kedilerimizi istedikleri gibi göstermektedir. Yarışmalarda Ankara Kedisi adı altında oryantal melez kediler gösterilmektedir ve standartları da bu ölçüde değiştirilmiştir.  Yani bazı kaynaklarda anlatıldığı gibi, biz Ankara Kedimizi koruyamamışız elin oğlu almış korumuş gibi bir durum söz konusu değildir. Umarız ileride bu tür kedileri ülkemize safkan veya secereli Ankara Kedisi adı altında ülkemize getirmeyeceklerdir,  bu anavatanı Anadolu olan kediler için yapılacak en büyük yanlış olacaktır.

En ilginç tarafı ise genel olarak araştırmaktan uzak bir toplum olduğumuzdan,  bir çok kaynakta kedilerimizi ve tarihimizi bile yabancı kaynaklardan öğrenmek zorunda bırakılıyoruz. İnternette kedilerimiz hakkında bilgi içeren bir çok site yabancı kaynaklardan tercüme edilmiş ve yanlış bilgiler içermektedir.

Diğer taraftan, son zamanlarda Kıbrıs Rum Kesimi’nde Ankara Kedisi ile genetik olarak aynı olmasına rağmen “Aphrodite” ismi altında Kıbrıs’ın milli kedisi olarak ayrı bir kedi ırkı tanıtılmakta ve bazı federasyonlarca kabul edilmektedir.

Yunanlılar ise “Aegean Cat” yani Ege Kedisi adı altında kedilerini tanıtmaya çalışırken biz halen kedilerimizin tanıtımını ulusal ve uluslararası platformlarda yapamıyoruz. Tarihe, mantığa, bilime, doğaya aykırı olarak sadece beyaz tüylü kedilerimizi cins, diğerlerini sokak kedisi olarak göstermekteyiz.

Kısırlaştırma?

Sokaktaki kedilerimiz için, son zamanlarda iyi niyetli de olsa korkunç bir akım var: Kısırlaştırma… Önümüze gelen her kedimizi kısırlaştırmalı mıyız? Peki sokaklarımızın tek problemi bu mudur? Altyapımız bu duruma hazır mıdır? Kediler bu toprakların esas sahipleri, biz Anadolu’ya 1071’de geldik, onlar en az 10.000 yıldır bu coğrafya’da, doğanın vazgeçilmez bir parçası. Anadolu Kedileri, doğal olarak varolmuşlardır, doğayla çok uyumlu kedilerdir, her koşulda on binlerce yıldır kusursuzca hayatta kalmışlardır, onları sonradan insanoğlunun eli değmesiyle üretilen kedilerle kıyaslamamız mümkün bile değil, zaten onların doğada varolmaları da imkansız. Altyapısı çok kötü olan bir ülkede yaşıyoruz, şehirlerimizde kedilerin olmaması veya kargaların azalmasını düşündüğümüzde bizlere kesinlikle geri dönüşü farklı bir şekilde olacaktır.

Ortaçağ’da Avrupa’da yaşanılan veba gibi hastalıkların pislik içindeki sokaklarımızda da olmayacağı ne malum? Bir kedinin yılda ortalama 300 haşere öldürdü de unutulmamalı. Kedilerin hepsini kısırlaştırmadan, ya da barınaklara kapatıp zindan hayatına layık görmeden, onlara daha iyi yaşayabilecekleri ortamlar hazırlamalıyız. Şehirlerde yeşil alanlar yaratmalıyız. Kanunları, yasaları, yaptırımları ve cezaları hayvanlarla insanların iç içe sorunsuz bir şekilde yaşayabileceği şekilde düzenlemeliyiz. Okullarda çocuklara hayvan sevgisi aşılamalıyız. Kırsal kesime kedinin önemini anlatmatmalıyız.

Duruma Ankara Kedisi Derneği olarak baktığımızda ise, Ankara Kedisi’nin korunması, ülkemizde ve dünya’da en iyi şekilde temsil edilmesi için kedilerimizin nesli tükenmeden en güzel örnekleriyle sahip çıkmak istiyoruz, eğer biz bunu yapamazsak, yakın zamanda ne sokakta kedi kalacak ne de ülkemizin en büyük  doğal hazinelerinden Ankara Kedisi. . Eğer bazı bölgelerde oluşan aşırı kedi nüfusunun yol açtığı problemlerden dolayı bir kısırlaştırma yapılacaksa da, Ankara Kedisi’ne dokunmadan, populasyonu çok daha fazla olan kısa tüylü Türk kedilerimizden başlanmalıdır.

SONUÇ:

Ankara Kedisi bizim milli hazinemiz, dünyanın en güzel kedisi, onu kısırlaştırmayalım, gelecek kuşaklara taşıyalım, uzun tüy genini öldürmeyelim.

BURADAN “ANKARA KEDİSİ DERNEĞİ” OLARAK TÜM YETKİLİ MAKAMLARA, BELEDİYELERE, VETERİNER HEKİMLERE VE TÜM HAYVANSEVERLERE SESLENİYORUZ,;

ÇOK GEÇ KALMADAN, ANKARA KEDİSİ’NİN YOK OLMAMASI İÇİN SOKAKLARIMIZDA ARTIK ENDER OLARAK RASTLADIĞIMIZ HER RENKTEN BU UZUN TÜYLÜ KEDİLERİMİZİN KISIRLAŞTIRILMASI KANUNEN YASAKLANSIN.

İLGİLİ HERKESİN KONUYA HASSASİYET GÖSTERİP, DUYARLILIĞINI GÖSTERMESİNİ DİLİYORUZ.

ANKARA KEDİSİ DERNEĞİ / ANGORA CAT ASSOCIATION

www.ankarakedisi.org

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*