Su Gibi Ömrümüz Olsun! Uzm. Dyt. Banu Topalakçı

 

 

 

 

 

 

 

 

Çok sıcak. Hem de çok… Özellikle yaz aylarının vazgeçilmez içeceği su. Kediler, köpekler, kuşlar…  Doğada yaşayan tüm canlılar ve bizler için hayati öneme sahip, tatsız, kokusuz, renksiz ve yaşam için oksijenden sonra gelen en önemli besin öğesi. Diğer bir deyişle içeceklerin efendisi! Kedici dostumuz Banu Topalakçı bu sayıda tüm kediseverler için suyun önemini anlattı.

Su Gibi Ömrümüz Olsun!

Su, hepimizin çok iyi bildiği gibi, hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşuyor. Bu elementlerin her ikisi de normal koşullar altında gaz. Ama suyu oluşturacak şekilde bir araya geldiklerinde, sıvı bir bileşik oluyorlar. Bunun dışında su vücudumuz için gerekli pek çok minerali de bünyesinde bulunduruyor.

Normal içme suyu alımı bir insanın lityum, çinko, kalsiyum, bakır, magnezyum, demir ve flor gereksiniminin yüzde 10’unu karşılar. Bu miktar, besinlerin mineralden zengin olduğu yerlerde önemli olmayabilir. Suyun magnezyum ve kalsiyum oranı ise su sertliğini oluşturur. Suyun sertliğinin sağlık üzerine herhangi bir etkisi yoktur ancak; içimi hoş olan sular, daha çok orta sertlikte sulardır. Sert sular, fazla sabun sarfına neden olmaları ve endüstriyel kullanıma uygun olmamaları nedeniyle tercih edilmezler.

Besinlerin yakılması ve sindirilmesi, vücudun ısı dengesinin sağlanması, sindirim ve solunum sonucu ortaya çıkan atıkların vücuttan uzaklaştırılması ve hatta vücudun en küçük yapı taşı olan hücrelerin yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için su gereklidir. Yetersiz su içildiğinde halsizlik, sinirlilik, dikkat eksikliği gibi belirtiler ortaya çıkar. Daha ileri su kayıplarında ise şuur kaybına kadar varılabilir. Hatta vücudumuzdaki su miktarının beşte birini kaybetmek hayati risk altında olduğumuz anlamına gelmektedir.

Suyun eksikliğinde oluşabilecek sağlık problemleri:

• Aşırı yorgunluk,

• Hafıza zayıflığı problemi ve konsantrasyon bozukluğu,

• Halsizlik şikayetleri, baş dönmesi ve baş ağrısı, soluma güçlüğü,

• Matematik zekasındaki gerilik,

• Dolaşım – böbrek yetmezliği, kas spazmları ve kabızlık….

Suyun Vücut İçin Sağladığı Faydalar:

İran asıllı Dr. Fereydoon Batmanghelidj “Su” isimli kitabında “Hasta değil, susuzsunuz!” derken çok da güzel özetliyor aslında suyun önemini… Daha ayrıntılı bakacak olursak;

Hücrelere oksijen ve besin öğelerinin taşınmasını, ayrıca atık (toksik) ürünlerin taşınarak böbreklerden atılmasını sağlar.

Vücuttaki kan, gastrik sıvı, tükürük, amniyotik sıvı (gebelikte) ve idrar gibi vücut sıvılarının büyük bir kısmı sudur.

Cilt sağlığında, bağışıklı

k sisteminde, vücut ısısının denetiminde rolü vardır.

Tükürük ve mide salgısında besinlerin sindirilmesinde görev alır.

Vücudun ihtiyaç duyduğu önemli minerallerin pek çoğunu sağlar.

Soğuk algınlığı, idrar yolu enfeksiyonları ları, böbrek taşları ve mesane kanseri riskini düşürür.

Su eksikliği sırasında vücut, iç dokularından (özellikle de kalın bağırsaktan) su çekerek dışkının sertleşmesine, dolayısıyla kabızlığa yol açar. Yeterli su tüketildiği takdirde bağırsakların çalışması normal seyrinde olur ve kabızlık önlenir.

Zayıflama diyetlerinde metabolizmayı çalıştırmanın yanında, midede hacim oluşturarak tokluk hissi vermede işe yarar.

Vücutta özellikle el, ayak ve bacaklarda oluşan ödemi engeller.

Tansiyonu dengeler ve tansiyon yükselmesini engeller.

“Bir günlük Su İhtiyacımız” Ne Kadar?

Kişinin su ihtiyacı kendine özgüdür ve kilosuyla doğru orantılıdır.  Sağlıklı ve ideal kilosunda bir kadının günde on bardak, erkeğin ise on dört bardak su içmesi önerilmektedir. Kilo fazlası olan kişilerin bu miktardan daha fazlasını tüketmeleri gerekmektedir. Ortalama bir hesapla vücut ağırlığının %55-60’ının sulardan gelmesi gerekmektedir.

Meyve suları, meşrubatlar, çay ve kahve su yerine geçemez. Suyu su olarak yeteri miktarda almak sağlık açısından son derece önemlidir. Her gün içtiğimiz suyun yeterli olup olmadığını idrarımızın renginden anlayabiliriz. İdrarımızın rengi açık renkte ve kokusuz ise o gün için yeterli su tüketmişizdir.

Bir diğer nokta ise su içmek için susamayı beklememeliyiz. İşyerinde, okulda, evde yakınlarımızda sürekli temiz bir su bulundurarak düzenli su içimini alışkanlık haline getirmeliyiz. Özellikle çalışan bireyler, mesai saatleri içinde, masalarında bir şişe ya da sürahi suyu (ortalama 2 litre) bulundurmalı ve işten ayrılana kadar bu suyu bitirmeyi, hedeflemeliler.

Hangi Suyu İçelim?

İçme suları renksiz, berrak, lezzetli olmalıdır. Sudaki bulanıklık suyun kirli olduğunun göstergesidir ve içilmemelidir. İçme suyunun genel özelliklerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;

• Hastalık yapıcı mikroorganizmalar içermemelidir.

• Kokusuz, renksiz, berrak ve içimi hoş olmalıdır.

• Sularda fenoller, yağlar gibi suya kötü koku ve tat veren maddeler bulunmamalıdır.

• Yeterli derecede yumuşak olmalıdır.

• Ne aşındırıcı olmalı, ne de taş yapmalıdır.

• Hidrojen sülfür, demir ve mangan gibi elementleri ihtiva etmemelidir.

• Suda sağlığa zararlı kimyasal maddeler bulunmamalıdır. Bazı kimyasal maddeler zehirli etki yapabilir; arsenik, kadmiyum, krom, kurşun, cıva gibi. Bunun yanında baryum, nitrat, florür, radyoaktif maddeler, amonyum, klorür gibi maddeler sınır değerlerinin üzerinde sağlığa olumsuz etkileri olan maddelerdir. Bazı kimyasalların varlığı aynı zamanda, suya kirli suların karıştığının göstergesidir.

Şebeke suyu mu? Damacana su mu?

Yakın bir geçmişe kadar çeşme (şebeke) suyu kullanılırken günümüzde damacana ve şişe su kullanımı ön plana çıkmıştır. Damacana ve pet şişelerin hammaddesinde bulunan forgen adlı kimyasalın suya karıştığı taktirde zararlı olabileceğini biliyoruz. Dolayısıyla damacana su kullananlar, evlerine aldıkları damacananın yıpranmamış olmasına dikkat etmelidirler. Pet şişeler ise yine aynı şekilde açıldıktan sonra hemen tüketilmelidir. Besinleri saklamada en uygun yöntemin cam kaplar olduğunu düşünürsek suyu da cam şişe ve kaplarda saklamak en sağlıklı yöntem olacaktır.

Şebeke suyu ise suyu zararlı organizmalardan arındırmak için klorlanmaktadır. Fakat klorun fazlası da vücudumuz için zararlıdır. Bu nedenle şebeke suyu kullanan bireylerin suyu yaklaşık bir saat kadar dinlendirdikten sonra tüketmeleri fazla klor alımlarını engelleyecektir. Suyun temizliğinden emin olunamayan durumlarda ise yaklaşık beş dakika kaynatılıp soğutulduktan sonra tüketimi son derece önemlidir.

Gelelim Sevimli Dostlarımıza;

Kedilerin az su içmeleri ve suyu çok fazla sevmemeleri hepimizce bilinen bir gerçek. Ancak özellikle yazın en hararetli zamanlarını yaşadığımız şu günlerde sevimli dostlarımızı mümkün olduğunca su içmeye teşvik etmeliyiz. Su kaplarında onları rahatsız edecek kötü koku ve tatların olmamasına özen göstermeli, mümkünse cam kaplarda sularını vermeliyiz.  Günde iki kez değiştirdiğimiz taze içme suyu dolu su kapları onları daha çok su tüketmeye teşvik edecektir.

Bardağımızdan su içecek kadar şanslı kedilerimizin yanı sıra sokaklarda yaşayan dostlarımızın da özellikle yazın bu kavurucu sıcaklarında suya daha da ihtiyaç duyduklarını hatırlatarak sözlerime son veriyorum…. Bugün bir kap su da sokaktaki sevimli dostlarımıza!

Yazı: Uzm. Dyt. Banu Topalakçı

www.banutopalakci.com banu@banutopalakci.com

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*