Polonya Kedi Şovu’nda İki Gün

 

 

 

 

 

 

Sultan Kedi Irkları Derneği’nin Eylül 2011’de düzenlediği Türkiye’nin ilk uluslararası yarışması, kapısını araladığımız kediciler camiasına adım attığımız gün olmuştu. Gizemli kedi dünyasında aslında bildiklerimiz çok azdı. Hakemlerin birbirinden farklı ırklar hakkında yorumları insanda öğrenme isteği yaratıyordu adeta. Öğrenme isteğim ve heyacanım 9 Eylül 2011’de kendimi Varşova uçağında bulmama sebep olmuştu.

Varşova’da FIFe (Federation Internationale Feline) çatısı altında yarışma düzenleniyordu. İki gün sürecek olan yarışmada ‘steward’ olarak bu organizasyonun bir parçası olabilme fikri beni heyecanlandırmıştı. Bunun üzerine gerekli yazışmaları ve prosedürleri yerine getirdik. Mutlaka bir şeyler ters gidecek diye cesaret etmeye korktuğum bu serüven, düşündüğümün aksine mükemmel geçmişti. Tek bir an bile zorluk çektiğimi hatırlamıyorum. Tüm insanlar sıcacıktı ve onları kendime çok yakın hissetmiştim. Üstelik görme şansı bulduğum mükemmel Varşova sokakları da bu şahane maceranın cabasıydı.

Polonya, Finlandiya, Almanya, Hollanda ve İsviçre’den toplamda dokuz hakem ile Ukrayna, Danimarka, Polonya ülkelerinden toplamda beş öğrenci hakem, onlarca farklı kedi ırkını değerlendirecekti. Yarışma alanında düşünülmüş her ince detay mükemmel bir organizasyon olacağına işaretti. Steward olarak ringte yerimi aldığımda; aklımdaki, neden buradayım?  Ben ne yapıyorum? Sadece bir kedi şovu için bu kadar mesafe kat etmek delice miydi? Soruları önemini yitirmişti. Çünkü artık tecrübe edeceklerimin heyecanını yaşamaya başlamıştım. Öğrenecek çok şey vardı. Yarışma, birçok kültürden yüzlerce insana ve sadece resimlerde görebildiğim birbirinden güzel ve bir o kadar da ilginç kedi ırkına ev sahipliği yapıyordu. Exotic Shorthair , Persian , Maine Coon, Neva Masquerade, Norvegian Forest, Ragdoll, Siberian Abyssinian, Bengal, Burmilla, British Shorthair, Burmese, Chartreux , Cornish Rex, Devon rex , Korat, Ocicat, Russian Blue , Sphynx, Balinese , Oriental Shorthair, Peterbald ve Siameseırklarının yanı sıra ev kedileri de şova katılmıştı. Aralarında beni adeta büyüleyen ırk kuşkusuz Bengal’lerdi. Gövdelerindeki parıltılı mükemmel desenler karşısında gözünüzü onlardan ayırmak imkansızdı. Tabi tüm bu güzel ve ilginç ırklar arasında öyle bir tanesi vardı ki gördüğüm an çok mutlu hissetmiştim. İşte o kedi bir Van kedisiydi. Tüm dünyada, TUV (Turkish Van) olarak federasyonlarda yer alan medar-ı iftiharımız bu güzel ırk ile yabancı sahibi yarışmaktaydı. Ne güzel ki bu kişiyle tanışma şansı da yakaladım. Kendi ülkeme ait bir ırkı orada görmek beni gururlandırmıştı.

 

 

 

 

 

 

Yarışma başlamadan önce tüm kafesleri dezenfekte ettik. Ardından ben ve diğer steward arkadaşlarım, asistanlık yapacağımız hakemleri belirledik. Yüzlerce kedinin katıldığı bu yarışmada elbette tek bir salon yeterli değildi. Farklı iki salonda numaralandırılmış kafesler vardı. Tüm yarışmacılar kafeslerini rengarenk süslemişti. Salonlar adeta panayır alanını andırıyordu. Tüm kedilerin yarışacağı numaraları bilgisayarda hazırlanmış bir programa giriyorduk ve numaralar projeksiyonla yansıtılıyordu. Sırası gelenler ring alanına geliyor ve değerlendirileceği hakemin masasına doğru ilerliyordu. Her değerlendirmeden sonra masayı dezenfekte etmek ve kimi zaman da kedileri tutmak görevlerimizdendi. Yarışma sonunda tüm hakemlerin seçtiği kediler birbiriyle yarışmak için ring alanındaki kafeslere numaralarıyla birlikte yerleştirildi. Bu andan sonra hiçbir kedi sahibi ring alanına giremiyordu. Artık kedilerle ‘steward’lar yarışacaktı. Ben de ilk gün Maine Coon ve British Shorthair ırklarından batınlar ile ringe çıkmıştım. İkinci gün kollarımı ağrıtacak büyüklükte bir Siberian ile ringteydim. Bu mükemmel kedi hakemlerin de ilgisini çekmişti ve her kademede yükseldiğinden tam üç kere ringe çıkmam gerekmişti. Hakemler puan verdiği kedilerin numaralarını bir kağıtla konuşmacıya veriyor ve mikrofonla puanlar açıklanıyordu. En çok oyu alıp yarışmanın gözdesi olan bir Persian’dı.

Yarışma sonunda tüm hakemler anons ediliyor ve seyirciler tarafından alkışlanıyordu. Türkiye’den, yarışmak için değil de bu büyük, profesyonel organizasyonda yer alabilmek için orada bulunmamı onlar da takdir etmişlerdi ki ‘Türkiye’ kelimesini ve kendi adımı duydum. Ardından bana çevrilen yüzlerce göz ve alkışlar… İşte o an yaşadığım hazzı anlatabilmek için hiç bir kelimenin yeterli olmadığını farkettim.

Evren Türker Türkmen

Sultan Kedi Irkları Derneği Üyesi

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*