Feriha Dağlı:“Atölyemde her zaman kedilerim oldu. Dolayısıyla öğrencilerim birer kedisever oldular.”

Feriha Dağlı

 

 

 

 

Kedilere olan düşkünlüğü ve hayranlığını tuvaline yansıtan kedici ressamlardan biri Feriha Dağlı. Kadınlar ile kediler  arasında benzerlik olduğunu düşünen ve  hissettiği her duygunun  karşılığını kedi-kadın ifadelerinde yansıtmaya çalışan Dağlı, sorularımızı cevapladı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Feriha Hanım öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Feriha Dağlı: Manisa Akhisar doğumluyum. İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Resim bölümünü bitirdikten sonra çeşitli okullarda yirmi altı yıl resim öğretmenliği yaptım. Daha çok resim yapabilmek için dört yıl önce emekli oldum ve kendi atölyemde sanat eğitimi çalışmalarıma devam ediyorum. Akhisar Sanat Kulübü ve Hayvan Dostları derneklerini kurdum. En keyif alarak ders verdiğim 5-12 yaş grubu  öğrencilerimle birçok sergi ve etkinlik düzenledim. Öğrencilerim yurt içi ve yurt dışında birçok ödül kazandılar. Atölyemde her zaman kedilerim oldu. Dolayısıyla öğrencilerim birer kedisever oldular. Şu an İzmir’de kendi atölyemde yine sanat eğitmenliği ve resim çalışmalarımı sürdürüyorum. On dört kişisel, çok sayıda karma sergiye katıldım. Ayrıca amatör olarak müzik ve edebiyatla uğraşıyorum. Sevdiğim işi yaptığım için kendimi  şanslı sayıyorum…

Resim yapmaya ne zaman başladınız?

F.D: Çok klasik olacak ama kendimi bildim bileli resim yapıyorum. İlkokul öğretmenimin yaptığım resimleri panoya astığını hatırlıyorum. Fakat farkındalığım yani resim yapmadan yaşayamayacağımı anlamam, resim sanatını meslek olarak seçtikten sonra oluştu.

Kediniz var mı?

F.D: Bu yaşıma kadar hiç kedisiz olmadım. Evde iki kedim var. Reina ve Pufy. Ayrıca baktığım sokak kedileri de var.

 

 

 

 

 

 

 

 

Çalışmalarınızda neden kediyi seçtiniz? Sizce kedileri çekici kılan nedir?

F.D: Kadınlar ve kediler  arasında benzerlik olduğunu düşünüyorum. Kendimden yola çıkarak her türlü duygumun karşılığını kedi-kadın ifadelerinde yansıtmaya çalışıyorum. Kedileri çekici kılansa herşeyleri…  Bir balerin gibi yürümeleri, yumuşacık görüntüleri, insanın içine işleyen mırıltıları, pespembe burunları, her yere yakışmaları, evleri yuvaya dönüştürmeleri… Öyle çok ki saatlerce konuşabilirim sanırım.

Kedileri resimlemek size nasıl bir keyif veriyor?

F.D: Çok inanılmaz  bir keyif bu, onları büyük bir hayranlık duyarak resimliyorum.

Çalışmalarınızda kediler dışında farklı hayvanlara yer verdiniz mi?

F.D: Hayır yanlızca kediler… Tüm hayvanları seviyorum ama bu kedi tutkumu tarif edemiyorum.

Kedinizle sizin aranızda ortak olan karakterler nelerdir?

F.D: Yumuşak karakterli ve sevecenim. Bu yönlerimiz benzerlik taşıyor ama ben “hayır” demeyi beceremiyorum işte bu yönümüz hiç benzemiyor. Belki de sahip olamadığım bu özellik yüzünden kedilere hayranlık duyuyor olabilirim.

Çalışmalarınızda kendi kedinizi model olarak kullandınız mı? 

F.D: Karakalem desen çalışacaksam canlı modelden çalışıyorum. Fotoğraf çekmeyi çok sevdiğim için çektiğim kedi fotoğraflarından yararlanıyorum. Bu yüzden yüzlerce kedi fotoğrafım var. Gerçi artık  bakmaya gerek yok sanırım. İnsan anatomisinden daha çok kedi anatomisini biliyorum.

Kedinizin resimlerinizde farklı bir kediyi görüp, resimlerinize zarar verdiği oldu mu?

F.D: Bir keresinde fırçanın hareketini oyun sanıp atladı ve düşen palete bastığında ayakları yağlı boya oldu. Yakalamak için bütün evin içinde beni peşinden koşturdu ve sonuçta çok güzel pati izlerim oldu evde…

Yakın zamanda serginiz olacak mı?

F.D: Evet Mayıs ayında İzmir Kedi Sanat Galerisi’nde 15. kişisel sergim olacak. Şimdiden sizleri ve tüm kedicileri davet ediyorum.

Röportaj:Yeşim Özcan

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*