Pınar Nalbantoğlu-Muğla

Umut’un Hikayesi

Ben ailemize son katılan kedimiz Umut’un hikâyesini sizlerle paylaşmayı çok istiyorum. Umut ailemizin son üyesi olup (tabii şimdilik) özürlü bir kedi. Biz Muğla Ortaca’da yaşıyoruz ve ben veteriner polikliniğinde çalışıyorum. Polikliniğimiz bu bölgede son derece modern bir poliklinik. Bu yüzdendir ki, mevcut hastalarımızın yanında birçok sokak hayvanı da misafirimiz oluyor. Her neyse, dönelim sevgili Umut’uma. Geçen yıl Mayıs gibi, Norveç’te yaşayan bir Türk ailesi Ortaca’ya yıllık izin için geldiğinde, Umut ve kardeşini sokakta terkedilmiş bulmuş; tabii doğrudan bize geldiler kontrol için. Doktorlarımız kontrollerini yaptı, göz enfeksiyonuna yakalanmışlar. Tedavileri bitti, sonra bizden ayrıldılar. Bir süre sonra bizim Norveçli Türk dostlarımız tekrar geldi ve Umut’u uyutmak istediklerini dile getirdiler. Çünkü izinleri bitmiş ve Norveç’e dönmeleri gerekiyormuş; sağlam kardeşine kolaylıkla ev bulurken tatlı Umut’umu özürlü diye kimse istememiş. Umut’u uyutmayı onun için kurtuluş olarak değerlendiriyorlardı ve haklıydılar da bu seçimlerinde; çünkü tatlı oğluşum sokakta yalnız asla yaşayamazdı. Zaten bu seçimlerini dile getirirken bile çok ağladılar (tabii biz de). Doktorlarımız muayene sonucunda Umut’un uyutulmasını gerektirecek bir hastalığı olmadığını ve bu durumdaki bir hayvanı sadece özürlü diye asla uyutamayacaklarını dile getirdiler. Ve tabii tahmin edersiniz, Umut polikliniğimizin yeni personeli oldu. Tabii ona Umut ismini biz verdik; bize iyileşmesine dair umut versin diye. Neyse, yeni personelimiz Umut ve biz çok mutlu bir halde yaşamaya devam ederken, bu sefer akşam eve gidince içim acımaya başladı. Umut’um işyerinde, ben evde. Sevgili eşim Faruk da beni görme bahanesiyle iş yerine daha sık ziyaret etmeye ve her seferinde Umut’la oynamaya başlayınca evimize almaya karar verdik. Ama bizi düşündüren, evdeki diğer kedimiz Durmuş’un, Umut’a yaklaşımının nasıl olacağıydı. Neyse ki korktuğumuz olmadı, ilk tanışma akşamı biraz zor olsa da sonrasında canım Durmuş’um kardeşi Umut için bir abi oldu. Şimdi neredeyse bir yıl olacak, canlarım bizimle birlikte. Bir de köpeğimiz Şekspir’imiz var. Üç çocuğumuz da son derece mutlu şimdi. Hatta iki kedimiz birbirlerine o kadar düşkünler ki bazen ben birine ilaç falan verirken, diğeri de benimle kavga ediyor. Hatta geçenlerde Umut evin üst katına kendi başına çıkmaya çalışırken Durmuş, onun düşebileceği endişesiyle vücudunu bir alt basamakta bariyer olarak kullanıyordu. Sözümü bitiriken şunu söyleyebilirim: Canım Umut’um ailemize geldiği için biz çok şanslıyız. Tüm hayvanlarımız çok özel, ama Umut’um en küçük ve bakıma en muhtaçları olduğu için onun yeri bambaşka bizim için. Laf aramızda o da bunu biliyor ve çok şımarıyor. Size resimlerini de yolluyorum. İnşallah sevgili oğluşumun hikâyesini herkes okur. Bir hayvanın, görüntüsü ya da cinsi ile değil, kalbiyle sizi nasıl fethettiğini siz de keşfedersiniz. Sağlıkla kalın.

Pınar Nalbantoğlu

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*