Röportaj: Behiç Ak

Behiç Ak: Kedilerin Dostluk Etmek İçin Bol Bol Vakti Vardır.

Behiç Ak; 1956 Samsun doğumlu, Yıldız Üniversitesi ve İTÜ’de mimarlık öğrenimi görmüş. 1982’den itibaren karikatür dünyasına çizgilerini katmış. Cumhuriyet gazetesinde “Kim Kime Dum Duma” bandıyla çizmeye devam ediyor. Çocuk kitaplarının yanında tiyatro oyun yazarlığı da var. Tiyatro oyunları, İstanbul Şehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatroları’yla, ayrıca yurtdışında da sahneye kondu. 1994’te çektiği “Türk Sinemasında Sansürün Tarihi – Siyahperde” adlı belgesel film çalışması, aynı yıl Ankara Film Festivali’nde “En İyi Belgesel Film” ödülünü kazandı.

Hazırlayan: Mehmet Kadir



Evin halkının muhabbetine bazen şaşkınlıkla, bazen muhabbetin heyecanına katılarak kulak kesilen, evin patronu konumundaki hanımı ile evin reisi konumundaki adamı kapıda karşılanmasını bilen, hane nüfusuna dahil bir birey gibi hareket eden, dışarıda sokakta yine bazen kendi adına bazen de bizler adına kaygıyla bizi izleyen kedileri, Sevgili Behiç Ak çizgilerine daima taşımış ve taşımaya devam etmektedir.

Kendisine, bize zaman ayırıp sorularımızı cevapladığı için çok teşekkür ederiz.

Tiyatro Kedi ziyaretimizin sonunda Tarık Papuççuoğlu’nun dikkatini çektiği, yazlıkçıların terk edilmiş kedilerini Behiç Ak’ın çocuklar için yazdıklarında biz de ele almış ve Ak’a sormuştuk. Behiç Ak, Kedilerin Kaybolma Mevsimi’nde akıllı bir kedinin hayatını idame etme kaygısıyla girdiği rolleri işlemiş, okul öncesi çocuklar için resimlediği Kedi Adası’nda da, kış günlerini yazlıkçılardan yoksun geçiren kedilerin dirençlerini anlatmış. Biz de merak ettiklerimizi sorduk.

Kedilerin Kaybolma Mevsimi’nde, kedilerin birlikte yaşaya yaşaya sahipleriyle benzeşmesine iyi bir örnek vermişsiniz. Bunu isteyerek yapıyor kedi kahramanımız kitapta. Sahibini bulma durumu gibi bir olaya tanık oluyoruz ve bu durumdan yararlanan kurnaz bir kedi var. Zaman zaman sahibinin istediği gibi oluyor, zaman zaman istediğini alıncaya kadar gerekli sabrı gösteriyor. Kedilerin Kaybolma Mevsimi’nde, kahramanımızın kedinin üzerinden “nabza göre şerbet verme” ya da “köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı deme” derslerini verdiğini ve bu yola başvuranların şapkalarının bir gün düşüp kelin gözükebileceği sonucunu çıkarabilir miyiz? Ve ne yapılırsa yapılsın hak edilenden fazlasına sahip olunamaz mesajı mı gidiyor çocuklara? “Bakın çocuklar böyle olmayın, dürüst olun” dersine dikkat çekildiğini algıladım ben.

Aslında bir mesaj verme kaygısıyla yazılmış bir hikâye değil. Kedilerin Kaybolma Mevsimi, kedilerin bazı özellikleri gözlenerek yazılmış bir hikâye. Tabii aynı zamanda insanların hayvanlarla ilişkilerindeki gözlemlerim de var bu hikâyede. Bu ilişki sadece kedileri değil, insanları da anlamamızı kolaylaştırıyor. Bu tür hikâyelerden birçok alt metin ve alt anlam çıkarılabilir kuşkusuz. Birçok katmanı var hikâyenin… Çocuklardan biri, “sinema çalışanlarının zor durumunu eleştiriyorsunuz bu hikâyede, öyle değil mi?” diye sordu örneğin. Bu sıralar gazetelere de haber olan dizi çalışanlarının ağır çalışma koşullarından haberdar olmuş.

Pek çok farklı alanlardaki insanı kedi sahibi olarak göstermişsiniz, komiserinden dişçisine, küçük çoğuna kadar. Toplumda da genel olarak kedi sahiplenmenin bu kadar yaygın olduğunu düşünüyor musunuz, yoksa bu kediler adına, kedilerin sahipsiz kalmaması adına sizin bir temenniniz mi?

Kedi sahibi olmak kavramıyla dalga geçiliyor kitapta. Bu kadar farklı insan kediyle ilişki kuruyor ama kimse ona sahip olamıyor. Sahip olduğunu zannediyor sadece. Elbette, her meslekten insan sahip olduğunu zannedebilir bir kediye, bunda hiç bir engel yok.

Kedi Adası’nda da Kedilerin Kaybolma Mevsimi’nde de yaşlı ve yalnız teyzeler kedilerin kurtarıcısı oluyor. Buna ben de şahit oluyorum. Toplumsal rollerini yitirenler ve yeteri kadar rol edinememiş olanlarda hayvan sevgisini büyütme ve buna öncelik verme gibi bir durum gözlemliyor musunuz? Yoksa başta yaşlı insanların ve genel olarak bütün insanların çok normal vicdani refleksleri olarak mı yorumlayalım bazı insanlarda görülen yoğun hayvan sevgisini ve hayvanlara verdikleri önceliği?

Yaşlı insanların bir kısmı hayvanlarla ilişkide çok duyarlı. İnsanlardan umudunu kesmişlikte de aranabilir bunun nedeni; ya da tam tersi, diğer insanların onlardan umudunu kesmesinde. Yaşlanıp işlevsiz bir şekilde bir kenara atılan yaşlılar, iş peşinde koşuşturan insanların zaman azlığından dolayı onların hayatlarına giremiyorlar bile. Kedilerin ise bol bol vakti var dostluk etmek için. Tabii hayvanlarla olan sevgi ilişkisini bir çaresizlik sonucu olarak görmek ne kadar doğru bilemiyorum. İnsanlarla olan ilişkileri de öyle. Ben iyimserim. Yine de hayvan sevgisi olan insanlar olduğunu biliyorum.

Çizgilerinizde kedilere sıkça yer veriyorsunuz. Konuşan insanları dikkatle dinleyen bir kedi, sıcak bir evi tamamlamak için sobanın yanında huzurlu huzurlu uyuyan bir kedi, eve gelen sahibini karşılayan bir kedi hep var bantlarda. Kedilerin Kaybolma Mevsimi’nde de insanların yaşamını, anılarını yakalayıp kapmış bir kedi var. İnsanlar hayatlarında bir tanık mı olsun istiyorlar acaba ve bu tanığın kedi olması bir tercih mi? Kediler de mi bazen tutulan tanıklar? Bir rol yüklemesi var mı kedilere? Kimse olmazsa kedi olsun ya da kimse olmasın da kedi olsun durumlarından biri veya ikisi birden var mı?

Kediler hafızasız yaratıklar gibi duruyorlar. Bunu kin tutmamalarından anlıyoruz. Size kızabilirler ama bir dakika sonra da barışabilirler. Ama bir kediyi gözlerseniz onun kendisiyle olan barışıklığı, sadece kendi için kendi olabilmesi ve amaçsızlığı imrendirir insanı. Başka hiçbir tamamlayıcıya gerek duymadan bir kedidir o. Güneşte kuyruğunu sallayarak mutlu mutlu uyur. Çok tembeldir ama insanlar gibi tembelleştikçe çevikliğini yitirmez. Birçok şeye tanık oluyorlar kuşkusuz ama bunları nasıl değerlendiriyorlar bilemiyoruz gerçekte.

Kedi besliyor musunuz ya da hiç beslediniz mi?

Evimde benim de benim olduğunu zannettiğim bir kedim var, ismi Kısa. Hep kedilerle birlikte yaşadım. Çocukluğumdan beri.

Kedilerin Kaybolma Mevsimi’nde kedileri kaybolanlar dernek kuruyor. Aynı sorunsal içindeki insanların birlikte hareket etmesi, çocuklara “birlikten güç doğar” mesajı olmuş. İyi de olmuş. “Vapurumu vermiyorum” kampanyasında birlikte mesai harcadık bir süre. Birliği mi büyütemedik, gücümüz mü yetmedi, yoksa birlik olmak da mı yetmiyor bazen?

İnsanları birleştiren şeyler, kayıplardır çoğu kez. Bir şeylerini yitirdiklerini fark edenler birbirlerine yaklaşıyorlar. Bir şeyleri kazanmak o kadar çok yaklaştırmıyor insanları. Başarıları ve kazançları paylaşma eğiliminde değil insanların birçoğu. Belki de kaybolanın hüznünü paylaşma, kazanılanı paylaşabilmenin özlemini oluşturuyor. Hak edilmemiş başarısızlıkların oluşturduğu gurur insanları birbirlerine yaklaştırıyor. Hak edilmiş başarıların oluşturduğu gurur ise yalnızlaştırıyor.

Behiç Ak’ın kedi kitapları

Kedi Adası

Okul öncesi çocuklar için yazılıp çizilmiş bu hikaye kitabında Behiç Ak; yaz tatilleri biten insanların yazlıklarını terk ettikten sonra kendi başlarına kalan kedilerin yaratıcılıklarını ve keyifli canlılar olma özelliklerini kullanarak verdikleri yaşam çabasını anlatıyor. Neden mi buna gerek duyuyorlar? İşte orada minicik bir hüzün var. Ama kediler inat ediyor ve yılmıyorlar ve her zamanki gibi istediklerini alıyorlar. Nasıl mı dersiniz? Dört ayak üzerine düşermişçesine şansla değil bu sefer. Biz ne yapabiliriz diye düşünüyorlar ve becerilerini sergileyerek günü kurtarıyorlar.

 

 

 

Kedilerin Kaybolma Mevsimi

Behiç Ak bu kitabı çocuklar için yazmış, ya bendeki çocukluk yine canlandı ya da Ak’ın kalemi öyle güçlü ki kitap beni dahi çok çekti kendine. Nasıl bitecek diye çok merak ettim gerçekten. Güzel bir kurgusu var ve kediler için söylenebilecek pek çok özellik kitabın kurgusunun arasına katılmış. Bir kediye bakıp bütün kedileri görebilirsiniz aslında. Çok ince nüanslar haricinde her kedi için aynı şeyleri söyleyebilirsiniz. Behiç Ak kitabında bu durumu çok iyi değerlendirmiş ve çocuklara kedileri anlatmanın yolunu bulmuş, sadece kedileri değil, anlattığı ve dikkat çektiği sağlam noktaları da kitapta bulacaksınız.

 

 

 

 

 

 

 

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*