Kedi Kadın Olmanın Dayanılmaz Cazibesi

Biz kadınlar en çok kediye benzetilmeyi severiz… En duygusal zamanlarımızda kendimizi kedi gibi hissettiğimizi dile getirmekten hoşlanır, erkeğimizin bizi kediye benzetmesine hiç dayanamayız. Çok da iddialı konuşmak istemiyorum bu konuda ama, kediye benzetilmekten rahatsızlık duyabilecek pek fazla kadın yoktur gibi geliyor bana nedense!?

Hani kediler uysaldırlar ya? Hani kediler sıcağı severler ya?! Kıvrılıp uzandığımızda tüm uysallığımızla, kedinin tüylerini okşayan eller misali bir el başımıza uzansın ister ve saçlarımızın usul usul okşanmasının tadını çıkarmaya çalışırız. Bir mırıltılarımız eksik kalır böylesi zamanlarımızda göğsümüzden yükselen. Uyurken sevildiğimizin sıcağına kıvrılmak ve o durumda da kedinin sırtını sıvazlayan eller misali ellerini hissetmek isteriz usul usul gezinen… Kucağına kıvrılıp yatmak, burnumuzu sıcacık boynuna gömünce güven duymak isteriz. Sevilirken kedi gibi olmak yetmez bize. Kızdığımızda kedileşmeyi severiz biz her nedense!?

Kendimizi güvende hissettiğimiz zamanlarda sakladığımız ve sevgilimizle oynaşırken ona zarar vermemek için itina ile etine gömülü tutmaya çalıştığımız tırnaklarımız, en ufak bir tehlike anında saklandığı yerden fırlayıp, kınından çekilmiş bıçaklar misali çıkıverir ortaya tüm sivriliği ve tüm keskinliğiyle… Sırtımız dikiliverir… Gözlerimiz hiçbir detayı kaçırmamacasına kısılarak kilitleniverir hedefimizin hareketlerine… Sevilirken, okşanırken, korunurken ve kuytusunda miskinleşirken sergilediğimiz uysal tavırlarımızdan eser kalmaz hoyrat davranıldığını düşündüğümüz durumlarda..O anda saldırmasak bile, o anda yırtamasak dahi yüzlerini.. İntikamın en acısını alabilmek ve en çok can acıtabilmek için bekleriz en uygun anı. Bekleriz, bekleriz, bekleriz…

Bazen de, sersemlettiği avını patileri arasında bir sağa bir sola devirip eğlenmesi gibi… Yaramaz(yavru) kedilerin minik tarla faresiyle oyunu misali, bizler de sersemlettiğimiz düşmanımızın bir o yana bir bu yana sendelemesini hoş bir eğlence duygusuyla izleriz, izleriz… Ta ki kendi canımız sıkılıp, oynamaktan bıkıncaya değin! Ama bunu içimizdeki bazı oyuncu kediler başarabilir sadece, hepimiz değil! Bu özel yetenek ve sabır isteyen bir durumdur ki hepimizin başarabildiğini söylemek ve hepimizden aynı tavrı beklemek gerçekten haksızlık olur kanımca.

Hani kediler için “ sinsi” denir ya? Acaba bu durumlarda da bir sinsilik midir yoksa sabır ve aklın bir uyumu mudur bu tavır bilinmez… Kişilere ve olaylara göre farklı adlandırmak da mümkün elbet.

Sadece sevilirken ve kızdığımızda mı kediye benzeriz biz?.. Hayır! Elbette ki hayır!

Sevişirken de kedi olmayı ve kedilere benzetilmeyi çok isteriz biz kadınlar! Öyle olmasak da bazen… Öyle olabildiğimizi sanmakla ve düşünmekle yetinsek de… Hayalini kursak da… Ya da gerçekten vahşinin en vahşisinden bir kedi olsak da hiç fark etmez. Ne olursak olalım, nasıl davranırsak davranalım, kediye benzetilmek okşar gururumuzun yatakta kabaran sırtını… Hani doğadaki en vahşi yaratıklardan biridir ya kediler? Hani ormanların kralı aslanlar, yırtıcı panterler, jaguarlar ve kaplanlar hep akrabalarıdır ya bizim soylu familyamızın?! İşte tıpkı o vahşi kediler gibi vahşileşebilmeyi ister ve öyle olabilmeyi hayalleriz çoğu zaman. Ya da bazılarımız hayallerin ötesine sıçrar tüm çevikliğiyle ve gerçeğin tüm vahşiliğini sunuverir partnerine…

İşte böyle…

Kediler gibi uysal, kediler gibi saldırgan, kediler gibi çevik ve vahşiyizdir biz kadınlar… Ya da olmak isteriz… Böyle algılanmak, böyle adlandırılmak ve böyle davranılmak, hatta davranmak isteriz… Ama kedi gibi olduğunu düşünen her kadın – ben dahil – kedilerin “nankör” olduğu detayını pek sevmez ve adını dahi anmak istemez ki; o da bence hiç sorun değil! Olmamalı da! O kadar kusur kadı kedisinde de olur! Değil mi?

Hazırlayan: Leyla Önder

 

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Posta adresiniz yayınlanmayacak


*