“Namennayo” Fotomodel Kediler

Genç bir Japon yapımcı olan Satoru Tsuda iki aylık olmuş kedi yavrularının kendi kız arkadaşının bıraktığı oyuncak bebek kıyafetleriyle oynadıklarını fark etti. Sırf eğlence olsun diye bu kıyafetleri kedilere giydirdi ve bu kılıkta ortalıkta koşturan kedi yavrularını fotoğrafladı. İşte ilk “namennayo” kedileri böyle doğdu.

Genç bir Japon yapımcı olan Satoru TSUDA her zaman hayvanları sevmişti. İlk “namennayo” (“nameneko” da denir) kedisine sahip olmadan 10 yıl önce şirket binasının çatı arasında her çeşit evcil hayvanı barındırmaktaydı. Bu hayvanlar arasında tavşanlar, köpekler, dağ sıçanları, ördekler, güvercinler, papağanlar, serçeler, kaplumbağalar ve hemstırlar bulunmaktaydı. TSUDA o zamanlar sıklıkla kuşlarına saldırdıklarından dolayı kedileri pek sevmezdi. Ancak kedilerle ilgili bir iş aldıktan sonra onları sevmeye başladı. Posterler ve takvimler için pek çok cins kedinin fotoğrafını çekmesi gerekmişti. Kedilerle ilgilenmekten ve bu fotoğraf çekimlerinden edindiği tecrübe ileride işine yarayacaktı. İşte o sıralarda geniş yüzlü, sarı bir çinçilla kedisini çok sevdiğinden kedi beslemeye başladı.

TSUDA’nın 1979’da Nagoya’daki evinin yanındaki kuru temizleyici dükkânının önünde terk edilmiş olarak bulduğu yeni doğmuş 4 kedi yavrusu henüz gözlerini bile açamıyorlardı. TSUDA kedi yavruları için elinden geleni yaptı, odayı ısıttı ve onları damlalıkla süt vererek besledi. Yine de çok çok küçük olmalarından dolayı yaşamlarından endişeliydi. Özel bir sepetin içinde her gün yanında işe götürdü ve onları beslemek, yıkamak, kulaklarını temizlemek gibi bakımlarını sürekli takip etti. Onları hiç yalnız bırakamadı. Her ne kadar etrafındakiler kedilerin insanlara bağlanmadıklarını söylese de bu kedi yavruları farklıydı. Çünkü TSUDA, bu kedi yavrularının gördükleri ve kokladıkları ilk varlık olduğundan, belki de onu annelerinin yerine koydular. Tıpkı annelerini takip eden kedi yavruları gibi TSUDA’nın ardından koşuyorlardı.

Sabahları TSUDA tuvalete gittiğinde onlar da beraber gidiyor, gece yatağa girdiğinde onlar da battaniyesinin altına sıkışıyorlardı. Bu TSUDA’nın kedileri daha da çok sevip onlara bağlanmasına neden oldu. Bir gün TSUDA, iki aylık olmuş kedi yavrularının kendi kız arkadaşının bıraktığı oyuncak bebek kıyafetleriyle oynadıklarını fark etti. Sırf eğlence olsun diye bu kıyafetleri kedilere giydirdi ve bu kılıkta ortalıkta koşturan kedi yavrularını fotoğrafladı. İşte ilk “namennayo” kedileri böyle doğdu. Namennayo fırtınası 1980’de başlayan ve iki yıl devam eden başarılı çıkışın ardından tüm Japonya’yı etkisi altına aldı. Bu başarı belki de hem kadın hem de erkek fanatikleri olmasından kaynaklanıyordu. İlk başlarda çalışan kadınlar bu patlamayı tetiklediler daha sonra namennayo tutulması, ucuz logolu ürünler ve “sürücü belgesi” gibi promosyonlarla çocuklar da dahil olmak üzere tüm topluma yayıldı.

Namennayo çıkartmaları, kartpostalları, posterleri ve kırtasiye malzemeleri inanılmaz hızda satılıyor; hareketli namennayolar televizyon şovlarında ve reklamlarda boy gösteriyor; hatta hükümetin gençlikle ilgili resmi bir kampanyasında maskot olarak namennayo kedileri kullanıldığında basının büyük ilgisini çekiyordu. Hatta dünyada da ABD, Fransa, İngiltere’de basın namennayo kedilerini konu ediyordu. O sırada piyasada 500 çeşit namennayo ürünü bulunmaktaydı ve bu yüksek talep iki yıl içinde 100 milyar Yen (yaklaşık 1 milyar 600 milyon TL) kar getirdi. TSUDA, dünyada başka hiç bir gerçek kedi karakterinin namennayo kedileri kadar başarı sağlamadığını söylemektedir. Çocuklar okul ve toplumla ilgili endişe ve hayal kırıklıklarından kaçış yolu olarak namennayo kedilerini kendilerine genel ifadeyle “benimle dalga geçme” anlamına gelen bir slogan yaptılar. Argo bir deyim olan “namennayo” 1980’lerdeki büyük çıkıştan bu yana Japonca günlük konuşmada “bana yalan söyleme”, “beni aşağılama” anlamına kullanılır.

Namennayo kedilerini fotoğraflayabilmek için 7-8 kişilik ekibe ihtiyaç vardır. 2-3 kişi kıyafetlerin giydirilmesi ile ilgilenirken, 1 fotoğrafçı ve onun asistanına, set ve aksesuarlardan sorumlu bir kişi ile kedilerin kameraya bakmasını, poz vermelerini yönlendirecek bir kişiye ihtiyaç vardır. Ekip seti ve aksesuarları çekimden 2 saat önce hazır eder. Her ne kadar prensipte çekimler 3 günde bir yapılsa da, motosiklet modelleri gibi bazı aksesuarları bulmak her zaman çok kolay olmadığından çekim programı kayabilir. Kediler giyindikten sonra 10 dakika içinde fotoğraflarının çekilmesi gerekir. Kedileri istenen pozda tutabilmek için her yol denense de, 10 dakika sonra dikkatleri dağılıyor. İşte bu andan sonra onları sette koşturur ve etrafa zarar verirken görüntüleyemeyeceklerine göre uygun anı sabırla beklemekten başka yapılabilecek bir şey yoktur.

Namennayo kedileri ilk ortaya çıktığında herkes onların nasıl ayakta durduğunu merak ediyordu. Bazıları onların içi doldurulmuş cansız kediler olduğunu; dik dursunlar diye içlerine sopa sokulduğunu; kedilerin telle sarılmış olabileceğini; kedilerin giysilerinin sert plastikten olduğunu veya fotomontaj olduğunu söylediler. Bu ve benzeri spekülasyonlar nedeniyle bazı hayvan hakları savunucularının protestolarına maruz kaldılar. TSUDA kedilere kendi çocuğuymuş gibi değer verdiğini ve namennayo kedilerinin kedi sever bir grup tarafından yaratıldıklarını vurguluyordu. Ayrıca çekimlere birçok basın mensubu da çağrılıyor ve kedilerin giydirilmesinden fotoğraflanmalarına kadar her aşamasını haber yapabiliyorlardı.

Namennayo kedilerinin kostümleri ilk başlarda tanıdık bir terziye sipariş edilmişti. Bu terzinin de kedisi olduğundan kedi vücuduna aşina olduğu düşünülmüştü. Ancak kediye dikilen kostüm küçük boy olduğundan mevcut dikiş makinesini kullanmak uygun olmadı, tüm detaylar elde dikiliyordu, bu da oldukça emek ve zaman gerektiriyordu. Kedinin kostümü kolayca giyebilmesi için arkası boydan boya fermuarlı olarak tasarlandı. Ayrıca kostüm hazırlarken piyasadaki tüm kumaşları kullanmak mümkün olmadı, kimi kumaşlar çok kalın olduğundan ağır geliyordu. Kedi boyutunda düşünüldüğünde mevcut tüm desenler çok büyüktü. Örneğin, kedi için kimono yapmaya uygun kumaşı bulmak için Kyoto’ya kadar gitmek zorunda kalmışlardı.

Namennayo kedileri için yapılmış kostümler dikkatle saklanıyor ve zaman zaman da bazı alışveriş merkezlerinde sergileniyormuş. Çekimlerin yapıldığı setler ve oradaki pencere, yatak gibi objeler gerçek boyutlarından 6 kat küçük olarak hazırlanıyordu. Neredeyse her şey maharetli ekip tarafından hazırlanıyordu. Bir örnek vermek gerekirse bir rock grubu temalı çekim için sahne düzeni kuruluyor, ışıklandırma gerçek ışık sistemi ile sağlanıyor ve hoparlörlerden gerçek ses veriliyordu. Ekip yapım programını aksatmamak uğruna her zaman gece gündüz demeden çalışıyor; ama yine de sık sık fotoğraf çekimlerini ertelemek gerekebiliyordu. Yapımcı TSUDA’nın terk edilmiş 4 kedi yavrusunun bakımını üstlenmesiyle 1980’de ortaya çıkan namennayo kedilerinin fotoğraf çekimleri, genellikle kedilerin doğumdan sonraki 50. gününden 80. gününe kadar olan dönemde yaklaşık 10 defa yapılmaktaydı. Daha sonra da kediler ‘emekli’ oluyordu. Çünkü kedi yavruları çok hızla büyüyor ve yüzleri de yetişkin bir kedinin ifadesi gibi olgunlaşmaya başlıyordu. Tüm emekli yavrular TSUDA ve ekibinin himayesi altındaydı. Namennayo kedilerinin patlama yaptığı yıllarda Japonya’nın her yerinden emekli namennayo kedilerine sahip olmak isteyenler vardı.

TSUDA himayesine aldığı ilk 4 kedi yavrusundan birine ‘Matakichi’ adını vermişti – bu kedi yavrularını önünde bulduğu kuru temizleyicinin adıydı. Bu kedinin de 4 yavrusu oldu ve ona benzeyen bir tanesine ‘II. Matakichi’ adı verildi. Onu ‘III. Matakichi’ takip etti. İlk Matakichi 16 yıl yaşadı. Kedilerin ortalama ömrü 15 yıl olsa da Matakichi ile birlikte poz veren arkadaşı Mikeko sağlıklı olarak 20 yıldan fazla yaşadı. Mikeko ekipten birisi tarafından bakılmış ve insan ömrü ile mukayese edilecek olursak 100 yaşını aşmasının ayrıntılı hikâyesi ‘20.Yüzyılın Keşfi’ adlı televizyon programında işlenmiştir. Her popüler unsur gibi namennayo da bir süre sonra sıradanlaşmış olsa da unutulmamıştır. 25. yılı kutlanmış, genç nesil Japonlara yeniden sunulmuştur.

Hazırlayan: Ayşem Dündar

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Your email address will not be published.


*